Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Güneydoğu’da 'müzakere' sevinci

    Ramazan YAVUZ/DİYARBAKIR, (DHA)
    04 Ekim 2005 - 16:06Son Güncelleme : 04 Ekim 2005 - 16:06

    Türkiye'nin AB ile tam üyelik için müzakerelere başlaması üzerine Güneydoğu’daki sivil toplum kuruluşları, AB sürecine herkesin katkı sunması ve müzakere sürecini baltalayacak davranışlardan kaçınması gerektiğini açıkladı.

    Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için müzakerelere başlaması kararından sevinçli olduklarını söyledi.

     

    Bedirhanoğlu, Türkiye için yeni ve zorlu bir sürecin başladığını belirterek, “Türkiye için bir dönüm noktası ve bir milat. Sevinçliyiz, umutluyuz ve heyecanlıyız. Bundan sonra Türkiye için zor bir dönem başlıyor. En azından ekonomik kriterleri yerine getirme konusunda önünde uzun bir yol var. Tüm yasaların baştan aşağı değişmesinin yanı sıra, enflasyonu kabul edilebilir bir rakama indirgemek, bölgelerarası gelişmişlik farkının en aza indirilmesi lazım. Türkiye özellikle bölgemizi bir cazibe merkezi haline getirmek için ilgili yasal mevzuatlarını gözden geçirmek zorunda” dedi.

    Bölgedeki çatışmalara da değinen Bedirhanoğlu, “Van’da bir silahın patlaması, Diyarbakır’daki otel rezervasyonlarının iptaline yol açıyor. Bölgemizdeki çatışmalar ekonomiye büyük darbe vuruyor. Herkesin sağduyulu olması, toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmenin önünü tıkamayacak her türlü adımın atılması lazım. Bu süreçe herkes katkı sunmalıdır” diye konuştu.

     

    BARO: MİLLİYETÇİLİK VE ŞÖVENİZMDEN UZAK DURMAK LAZIM

     

    Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, AB ile müzakerelerin başlamasının Türkiye’de demokrasi ve özgürlüklerin kurumlaşması açısından büyük bir kazanım olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

     

    “Türkiye’de bundan sonraki süreçte özellikle hükümetlerin daha sağduyulu ve demokrasiyi kurumlaştırıcı, cesaretli ve iç kamuoyundaki milliyetçi ve şövenist tepkileri dikkate almayan bir tutum izlemeleri gerekmektedir. Türkiye’deki bütün sivil toplum kurumlarının, demokrasi yanlısı güçlerin bu sürece sahip çıkması ve bu sürecin özüne uygun bir şekilde gelişmesi için özverili bir katkı içinde olmaları lazım. AB süreciyle birlikte demokrasinin kurumlaşması, özgürlüklerin yaygınlaşması ve tam uygulamanın sağlanmasıyla birlikte Kürt sorunu diye adlandırdığımız sorunun çözümü konusunda daha kararlı ve inançlı adımlar atılabilecek. AB süreci bölgemiz açısından oldukça yararlıdır. Demokrasinin yaygınlaşması, insan haklarına saygının gelişmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanmasıyla birlikte silahlı şiddetin çözüm olmadığı da daha iyi anlaşılacaktır.”

     

    “SÜRECİ BALTALAYACAK DAVRANIŞTAN KAÇINILMALI”

     

    Doğu, Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Federasyonu Genel Başkanı Şeyhmus Akbaş, Türkiye’nin 42 yıldan bu yana beklediği AB üyeliği sürecinde çok önemli bir aşamanın aşıldığını ifade ederek, “Öncelikle bu aşamaya gelinirken, Türkiye’nin kararlı ve taviz vermeyen tutumu meyvelerini vermiş ve çerçeve belge, ülkemizin istediği doğrultuda resmen onaylanmıştır. Müzakerelerin başlanmasıyla, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri için de muasır medeniyetler seviyesine yükselme ve makus talihini yenme şansı doğmuştur. Tüm yurtta olduğu gibi bölgemizde, müzakereler sürecini baltalayacak her türlü yaklaşım ve davranıştan kaçınılmalıdır” dedi.

     

    Diyarbakır Demokrasi platformu sözcüsü Ali Öncü, Türkiye’nin tanzimattan itibaren batılılaşma istenci bulunduğunu ve Türkiye’nin AB içinde yer alabilmesi için ciddi adım atıldığını söyledi. Öncü, Türkiye’nin müzakerelere başlamış olmasını son derece önemsediklerini ve olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

     

    “Türkiye kapalı bir toplum olmaktan çıkıp demokratikleşme hedefine ulaşacaksa, mutlak surette AB modeli içindeki yerini alabilmelidir. Bunun için atılmış adımları küçümsememek gerekir. Fakat iç dinamikler açısından halen ciddi sıkıntılar var. Türkiye’nin temel sorunlarından en yakıcı olanı Kürt sorunudur. Bu sorun bugüne değin ele alınış biçiminden farklı olarak mutlak surette barışçıl, demokratik yöntemlerle ele alınıp, Türkiye’nin bir realitesi olarak görüp çözüme kavuşturmak gerekiyor. Tarihsel olarak bu sorunun yok sayılması ve ertelenmesi çözüm olmadı, sorunu küllendirdi. Şiddeti yöntem dışına tümüyle çıkaracak, diyalog ve dayanışma sürecini geliştirecek yeni adımların atılması gerekiyor. Sivil toplum örgütleri ve halkın tümü, sağduyu ve akılcı yaklaşımlarla bu süreci desteklemelidir.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı