Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Güneyde benzin sıkıntısı var ama birini buluyorum adamda yok yok

    Sebati Karakurt
    05.08.2006 - 02:12 | Son Güncelleme: 05.08.2006 - 02:12

    Savaş Lübnan’da 25 gündür devam ediyor. Geçen hafta Kana Kasabası İsrail’in yoğun bombardımanı altında kaldı. 37’si çocuk 55 sivil hayatını kaybetti. Enkaz altındaki yaralıları bulmak için günlerce arama yapıldı. Ama arama ekipleri yaralıdan çok bebek ve çocuk cesetleriyle karşılaştı.

    HürriyetKana’da onlarca ceset tabutlarda Ateşkes umudu suya düşerken Hizbullah güçleri de İsrail’e aynı sertlikte füzelerle yanıt verdi. Bir milyon kişi evini terketmek zorunda kaldı. Ve şimdi de İsrail ordusu kara harekatına geçti ve Güney Lübnan’da ilerliyor. Her şeye karşın evlerini terketmeyen Lübnanlılar korku içinde. Ülkenin güneyindeki Sur kenti bu korkuyu en yakından hissediyor. Evlerinde uyumakta korkan Surlular otellerde de yer bulamadıkları için günlerdir sahilde sabahlıyor. Kana’da kokmaya başlayan cesetler günlerdir tabutlarda bekletiliyor. Lübnan’ın güneyindeki tatil kenti. Denize bakan uzun kumsalları 25 gündür bomboş. Gazetecilerden başka insan görmek pek mümkün değil. Dünya medyasının devleri Rest Otel’e yerleşmiş. Şanslı olanlar tuvaleti banyosu bulunan odalarında akşam duşlarını yapıp bir sonraki günün yol haritasını çıkarıyorlar.Şanssızlar ki en başında ünlü Yunanistan Mega Kanal’ın starı Yannis Kanelakis (47) geliyor. 31 yıllık gazeteci ama bir haftadır yer yokluğundan sahildeki şezlonglarda yatıyor. Daha önce dört kez Bağdat, Yugoslavya, Kosova, 23 yıl önce Lübnan, Afganistan, Bosna gibi ateşli yerlerde bulunmuş. Bir haftadır değiştirmediği mavi gömleği laciverte dönmek üzere.Güvenlik nedeniyle Birleşmiş Milletler askerlerinin de otel bahçesini terk etmeye çekindiği Sur’da sabah oldu mu arabalar Kızılhaç’ın önünde toplanıyor. Gerçi akşama kadar da kesilmiyor ama bir gece önce bombalanan yerlere gitmek için konvoylar oluşturuluyor. Sur kentini geçtikten sonra yolların bazıları tamamen kapalı ama bazı kaçış noktaları bırakmayı ihmal etmemiş İsrailli pilotlar. Yollar öylesine planlı bombalanıyor ki bir araçlık geçiş mutlaka bırakılıyor.Anlamsız bir şekilde yol kenarında bir direğe toslamış bir araç görüldüğünde hız kesiliyor. En fazla 50 metre sonra yolun bombalanmış olduğunun işareti. O sesi duyunca panik halinde direksiyon kaybediliyor herhalde.HürriyetEŞOFMANLI HİZBULLAHSur’dan güneye doğru ilerliyoruz kasabaların belirli noktalarındaki dükkan veya evler bir gece önce bombalanmış. Sokaklarda in cin top oynuyor, ara sıra ortaya çıkan mobiletli, eli telsizli, altına genellikle eşofman giymiş Hizbullah militanı olduğunu herkesin kabul ettiği, tek tek sormama rağmen kendilerinin gülümseyerek "evet" demediği kişileri görüyoruz.Arabada yakıt sıkıntımız var. Güneye yakıt gelmediği için benzinciler kapalı. Kapalı olmasa ne yazar, zaten büyük bölümü bombalanmış. Ama her zamanın adamı olabilecek çakal birini buluyorum. Lübnan’da işler düzelirse ismini açıklarım. Şu anda elim mahkum. Aşağılık adamda yok yok. Böyle durumlarda dürüst ama işe yaramayan birini tanımaktansa lugatında "hayır" olmayan aşağılık biri daha makbul.İHA kameramanı Masum Er’la ve yabancı gazetecilerle Hizbullah’ın kalelerinden biri olan Srifa’ya giriyoruz. 17 gün önce öylesine bombalanmış ki; duvarlarla çevrili alanda kaç ev olduğunu belirleyemiyoruz bile. "Aynı bahçe içerisindeki evlerde herhalde bir durum vardır" diye düşünüyordum ki, duvarların dışındaki evleri de bombalarla çökertilmiş. Bu binalardan birinin önünde günlerdir havlayarak dolanan sokak köpeğinin ısrarı, kasabada kalan ve yabancılarla diyaloğa girmemeye özen gösteren kişileri kuşkulandırıyor. Enkaz altında canlı birinin bulunma umuduyla arama çalışmaları başlıyor. Uzaklardan getirilen buldozer, enkazı hallaç pamuğu gibi atıyor.Enkaz altında bir şeylerin olduğunun haberini veren sokak köpeği, enkaza her yaklaştığında tüm olayın müsebbibiymiş gibi çakıl taşları fırlatılarak kovalanıyor. Saatlerce süren çabalarla enkaz aralanıyor içerideki cesedin iki parçaya ayrıldığı haberi geliyor.BOŞ KASABALARDönüşe geçeceğiz ama arabadaki benzin yeter mi stresi başlıyor. Adım gibi Hizbullah militanı olduğuna kanaat getirdiğim birine benzin ihtiyacımız olduğunu söylüyorum. "Bir dakika" diyor 10 dakika sonra elinde bir bidon benzinle geliyor. Tüm ısrarlarıma rağmen para almıyor. Enkazda çalışan gönüllülerle benzin getirip para almayan kişinin Hürriyetyüzündeki aynı derin ve kararlı çizgiler dikkatimi çekiyor. Bakışlarında da kolay kolay pes etmeyecekmiş halleri var.Konvoysuz dönüşe geçiyoruz ıssız, kimsesiz kasabalarda yolu soracağımız birini bulamıyoruz. Her panikleme durumunda bir köşeden beliren eli telsizli, keskin hatlı adamlar, gideceğimiz rotayı gösteriyorlar.Bombalanmış kasabaların ana caddelerini enlemesine son sürat geçen yavru kedileri görünce gaz kesiyoruz. Sonra yine devam. Buradaki durumu 17 ağustos depremini yaşayan herkes rahatlıkla gözlerinin önüne getirebilir. Yalova, Çınarcık halleri ve kokusu. Aydın Sitesi’nin görüntüsü Lübnan’ın güneyinden kuzeyine doğru yayılıyor. Enkaz kurtarma timlerinin sayısı ve hızı, bomba sallayan uçakların sayısı ve hızına yetişemiyor.LÜBNAN İSTİHBARATI YOLUMU KESTİ UYDU TELEFON NUMARAMI ALDILübnan istihbaratının sivil görevlileri ellerinde uydu telefonu bulunduranları tek tek sorguya almaya başladı. Hıristiyanların yoğun olarak yaşadığı mahallenin girişinde aracımızı durduran sivil görevliler, uydu telefon numaramızı aldı. Salı günü Lübnan’dan İsrail’le 40’ın üzerinde telefon görüşmesi yapıldığı için böyle bir şeye gerek duyduklarını söyledi. Rütbece daha altta olduğunu tahmin ettiğim görevli, bazı gazetecilerin, Hizbullah’a ait merkezlerin koordinatlarını, uydu telefonlarının sahip olduğu GPS sistemiyle İsrail’e bildirdiklerini söyledi. Hizbullah merkezinin de bu konuyu sıkı bir takibe aldığı, bölgede görev yapan yabancı gazetecilerin, Irak’ta olduğu gibi zorlanacakları izlenimini alıyorum.ÜÇ ÇOCUK BABASI BAHREYNLİ SABBAHSabbah’ın blogunu tıkladığınızda Lübnan’daki Kana katliamı sonrasında göçen binadan çıkan ölü çocukların resmiyle karşılaşıyorsunuz. Altında "İşte İsrail budur" yazıyor. Sabbah Haitham (37) Bahreyn’de yaşayan Filistinli bir bilgisayar mühendisi. Batı’nın çizdiği karanlık ve korkunç Müslüman imajını yıkmak ve Arap dünyasının aydınlık yüzünü göstermek için bu blogu kurduğunu söylüyor. Filistin ve Lübnan’da olup bitenleri arkadaşlarından aldığı haberlerle anlatmaya çalışıyor. Blogunun onun için anlamını şu cümleyle anlatıyor: Blog’luyorum, öyleyse varım. http://sabbah.biz/mt/DİRENİŞİN İNTERNETTEKİ ADRESİ ELEKTRONİK İNTİFADAHürriyetElektronik İntifada 2000 yılında, ikinci intifadanın başlamasıyla kuruldu. Amacı direnişe entelektüel destek oluşturmaktı. Fakat İsrail hükümetinin Filistin’deki bazı bölgeleri, özellikle Ramallah’ı kuşatması ve oraya gazetecilerin girmesini yasaklaması üstüne Günlükler Projesi adlı bir bölüm açtı. Olup biteni internet aracılığıyla dünyaya duyurmaktı amaç. Buraya Filistinli insanlar her gün ne yaşadığını yazıyor, Filistin’le ilgili önyargıların ve mitlerin gerçek yüzünü anlatıyor. Büyük medya kuruluşlarının dahi giremediği yerlerden haber veriyor, çünkü onlar zaten orada yaşıyor. Bu blogda yazılanlar Palestine Lives: Diaries Project başlığı altında kitaplaştırıldı.http://electronicintifada.net/v2/diaries.shtmlBLOGU KENDİNDEN NEFRET EDEN İSRAİLLİLER LİSTESİNDEİkinci intifada başladığında gelişmeleri arkadaşlarıyla elektronik posta yoluyla tartışmaya başlamıştı İsrailli Aron Trauning. Bir yandan ona sorular yağdıran, İsrail-Filistin sorununu anlamaya çalışan oğlunu aydınlatmaya çalışıyordu. Zaman zaman İsrail hükümetini de eleştiren görüşlerini bir blogda toplamaya karar verdi. Böylece yakın arkadaşları ve oğlu ayrıntılara vakıf olabilecekti. Tahmininin çok üstünde kişiye ulaştı yazdıkları. Her ay 20 bin kişi okuyor. Müslümanlar eleştirmekle birlikte, farklı bakış açısı için teşekkür ediyor. Nefret mesajlarını radikal Yahudilerden alıyor. Bu okurları tarafından blog’u, Kendinden Nefret Eden İsrailliler listesine eklendi. Listenin yayımlandığı sitenin adı, Self Hating Israeli T
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı