Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Güneşin söndüğü gün!

DOĞU Türkistan’ın kara talihi 250 yıldır devam ediyor.<br><br>Bu kâbus, Karahanlılar Devleti’nin yıkılmasıyla başladı.

Önce Karahitaylıların, sonra Moğolların eline geçen bu topraklar 1760 yılında Çin-Mançur istilasına uğradı.

Uygur Türkleri sık sık başkaldırıp özgürlük için kanlarını akıttı.

1863 yılında başlatılan kurtuluş hareketi kısa zamanda gelişerek tüm ülkeyi sardı, isyan rüzgârları, işgalci Çinlileri bu topraklardan süpürüp attı.

Yakup Han Bay’ın liderliğinde kazanılan zaferden sonra Doğu Türkistan Devleti kuruldu. Bu yeni devlet, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı olduğunu ilan etti. Fakat yeşeren umutlar ancak 14 yıl sürdü. Yakup Han Bay’ın 1876 yılındaki ölümünden sonra bölge tekrar Çin-Mançur yönetimine geçti.

Doğu Türkistanlıların aralarında anlaşamayıp birbirleriyle çekişmeleri Çin istilasını kolaylaştırdı.

Zaten tarihteki bütün Türk devletleri (bugün bizim halkımızın arasında yaratılan ikilik gibi) insanların bölünmesiyle başlayan iç çekişmeler yüzünden gücünü kaybedip yıkıldı. Dileriz aynı şey bizim başımıza da gelmez!

* * *

Doğu Türkistan’da “Hürriyet mücadelesi” hiçbir zaman eksik olmadı. Çinliler sürekli başkaldıran Uygur Türklerinin ayaklanmalarını bin bir güçlükle ve çok kanlı bastırdı.

İsyanların en büyüğü 1949 yılında Osman Batur’un liderliğindeki başkaldırı idi.

Efsanevi kahraman Osman Batur birçok zafer kazandı, Çin güçlerini perişan edip Uygur Türklerini bir süre özgürlüğe kavuşturdu.

Çılgına dönen Çin lideri Mao’nun emriyle bütün güçlerini seferber eden Çin ordusu bir yıl sonra Osman Batur’un kuvvetlerini Kamombol Dağı’nda kuşattı.

Kanlı ve müthiş savaşta Çinliler çok büyük kayıplar verdi ama o kadar kalabalıklardı ki, öldürmekle bitmiyorlardı... Osman Batur ve kahramanları cephaneleri bitince esir düştü.

* * *

Çinlilerin esir aldığı Osman Batur’un asıl adı Osman İslâmoğlu idi. “Batur” soyadı ona milletinin verdiği bir unvandı. “Kahraman” ve “cesur” anlamına geliyordu.

Esir düştükten sonra “Ben can verebilirim ama milletim dünya durdukça mücadeleye devam edecektir” demesi Çinlileri öfkelendirdi. Batur’u Urumçi sokaklarında teşhir ederek dolaştırıp sonra işkence yaptılar ve 29 Nisan 1951 günü Urumçi’de kurşuna dizdiler.

52 yaşındaki Osman Batur, ölüm karşısında gözünü bile kırpmadı. O şehit oldu ama yaktığı özgürlük ateşi devam ediyor.

* * *

Osman Batur’un ailesi ne oldu? Çinliler işkence ve zulümlerini onun ailesine de acımasızca uyguladılar.

Esir düşen Batur’un tek erkek kardeşi Delihan İslâmoğlu, Çinliler tarafından akıl almaz işkencelerle şehit edildi.

Batur’un ikinci eşi, 3 oğlu ve 5 kızı da esir alındı. 18 yaşındaki kızı Kabiyra ile 14 yaşındaki oğlu Baybolla, anneleri Mamey Hatun’un gözleri önünde doğranarak öldürüldü. 11 yaşındaki oğlu Kariy ve 9 yaşındaki kızı Sapiyan, 20 metre derinliğindeki kuyuya atıldı.

Evlatlarına yapılan bu zulme, işkenceye ve katliama dayanamayan Mamey Hatun aklını kaybetti ve olay yerinin yakınındaki nehrin köpürerek akan azgın sularına kendini attı.

Uygur Türkleri Osman Batur’un şehit edildiği 29 Nisan 1951 gününe “Güneşin söndüğü gün” diyorlar fakat gerçekte o güneş eskisinden daha güçlü yanıyor.

Çinliler her melaneti yaptı ama Osman Batur’un, ulusunun yüreğinde yaktığı özgürlük ateşini söndüremedi! Onun adı bugün bile Pekin yönetimini titretiyor!

X