« Hürriyet.com.tr

Gündüz yönetici gece yemek blogu yazarı

Cafe Fernando, sadece yemek tariflerinin bulunduğu bir internet sayfası değil, bir yemek meraklısının elektronik günlüğü. Cenk Sönmezsoy, Cafe Fernando’yu bir senedir hazırlıyor. İngilizce olarak başladığı sitesini Türk okurlardan gelen istekler sonucu bir süredir her iki dilde de yayınlıyor. Ayda 100 bin ziyaretçi sayısı var.

Aytaç FENER
X

Cenk Sönmezsoy’un (30) asıl işi bu değil. Bilkent Üniversitesi İşletme, San Francisco Üniversitesi MBA mezunu. Aile şirketleri Sonuç Reklam Ajansı’nda müşteri ilişkileri direktörü. Akşamları ise internette bir yemek blogu yazarı.

Yemek, fotoğraf ve yazıyla ne kadar zamandır ilgileniyordunuz?

- Ağzımın tadı çok önemlidir benim için. Ama pişirmeyi hiç düşünmemiştim, ta ki üniversitede ailemden ayrı yaşamaya başlayıp kendi yemeğimizi kendimiz yapmak zorunda kalıncaya kadar. Fotoğraf ve yazıyla da amatör olarak ilgileniyordum.

Yemek blogunun yemek sitesinden farkı nedir?

- Hiç yemek yapmayı bilmeyen biri de yemek blogu hazırlayabiliyor. Dünyada hangi şehre gitsem nerede ne yiyeceğimi, oradan çıkıp nerede kahve içeceğimi, sonra nereden dondurma alacağımı biliyorum çünkü bu blogları takip ediyorum.

Peki sizin blogunuz nasıl?

- Beni yansıtıyor. Arkadaşlarıma gittiğimde ne yediğimizi, ne yaptığımızı yazıyorum. İstanbul’u İstanbul yapan otantik yerleri, restoranları yazıyorum.

Ziyaretçilerin ilgisi nasıl?

- Son zamanlarda özellikle önemli yazarlarının girip de bana yorum bırakmaları, yaptıklarımı çok beğenmeleri göğsümü kabarttı, bunu beklemiyordum.

Kanyon’da açılan Harvey Nichols’a da kısa süre yiyecekler hazırlamışsınız.

- İlk açıldığı zamanlardaydı. Pek düşündüğüm bir şey değildi, bir şeyi yapıp satmak ayrı, arkadaşlarımla, okuyucularla paylaşmak farklı. Bir deneyeyim dedim ama bir süre sonra iş hayatım yoğun olduğu için bırakmak zorunda kaldım. Bir zorunluluk haline gelince insan zevk alamaz hale geliyor.

Fernando ismi nereden geliyor?

- Cafe Fernando San Francisco’da arkadaşlarımla birlikte uğradığımız bir yerdi. Mahalle arasında, küçük bir cafe’ydi, kahvesini çok severdim. Orası bizim evimiz gibiydi.

İleride Cafe Fernando bir mekan olarak karşımıza çıkabilir mi?

- Valla neden olmasın. Gerçi böyle büyük bir adım için benim tamamen kariyerimi değiştirmem lazım. Küçük bir yer olabilir. Ama çok kalabalık ve insanların iç içe olduğu bir yer.

Kaynak: Aytaç FENER

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bangladeş’te ulaşıma sandallı çözüm
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Tarihin kanlı sayfası aralandı! Hapishane 21'in dehşet verici hikayesi
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'ya ucuz seyahat etmek isteyenlere özel öneriler
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bu yaz sona ermeden gitmeniz gereken 10 harika yer
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Çikolata kokan şehir: Brugge
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Kapı vizesi ile girebileceğiniz Yunan Adaları