GeriGündem Yılan gözler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yılan gözler

Polisiye-gerilim filmlerinin usta yönetmeni Brian DePalma bir kez daha nefesleri kesmeye hazırlanıyor. Türün meraklılarının kaçırmaması gereken Yılan Gözler (Snake Eyes), pek çok ünlü oyuncuyu da aynı anda kamera karşısına geçiriyor. Filmde başrolleri Oscarlı aktör Nicolas Cage ile Oscar adayı aktör Gary Sinise paylaşıyorlar. Diğer önemli rollerde John Heard, Carla Gugino ve Stan Shaw var.

Yılan Gözler, boks maçında ortalığı bir anda karıştıran suikastle başlıyor. Savunma bakanına karşı düzenlenen suikast, spor salonundaki 14 bin seyirciyi bir anda hem tanık hem de şüpheli konumuna düşürüyor. Soruşturmanın başlamasıyla birlikte salonun kapıları kapatılıyor ve karmaşık komplonun üzerini kaplayan esrar perdesi aralanmaya başlıyor.

Daha önce Görevimiz Tehlike (Mission Impossible), Carlito'nun Yolu (Carlito's Way), Scarface, Carrie ve Sisters gibi filmleri birlikte çeken prodüksiyon ekibi, bu kez de Yılan Gözler için güçbirliği yaptı. Boks maçıyla birlikte başlayıp suikastin gerçekleşmesiyle sonuçlanan ilk 20 dakikalık bölüm için steadicam adı verilen bir başkasının gözüyle çekim tekniği kullanıldı.

Yönetmen Brian DePalma bu tekniği ‘‘Bu çekim tekniği sayesinde seyirciler kendilerini başroldeki karakterle birlikte olayın içerisinde hissedecek. Suikast olayından itibaren ise polis dedektifinin olan bitenle ilgili parçaları birleştirmeye başlamasıyla birlikte öykünün akışı farklı bakış açılarından sağlandı.’’ sözleriyle özetliyor.

Filmin başarısındaki en önemli etkenlerinden biri de hiç kuşkusuz Nicolas Cage ve Gary Sinise... Gary Sinise filmde hiç durmadan çekilen giriş sahnesini şöyle anlatıyor: ‘‘Buna tiyatro tarzı da diyebiliriz. Herşey bir defada olup bitiyor... Eğer küçük bir ayrınta kaçırılırsa bütün çekim boşa gitmiş oluyor. Böylesine güç bir işi sürekli olarak bağırıp çağıran binlerce figüranın doldurduğu büyük bir spor salonunda yapıyor oluşumuz bizlerde adrenalin etkisi yaptı.’’

Filmin başrol oyuncusu ve yönetmenin gözdesi Oscarlı aktör Nicolas Cage son zamanların adından en çok söz ettiren yıldızlarından... Kaliforniya'nın Long Beach kesiminde üç çocuklu bir ailenin en küçük oğlu olarak dünyaya gelen Cage'in ünlü yönetmen Grancis Ford Coppola'nın kardeşi olan babası August Coppola kıyaslamalı edebiyat profesörü; annesi ise dansçı ve koreograftı. Böyle bir aile içiresinde doğup büyüyen Nicolas Cage, altı yaşına gelinceye kadar bir problem yaşamadı. Ancak annesinde bazı akıl hastalığı problemlerinin başlamasıyla birlikte yaşamında karışıklıklar başladı. Sonuçta 12 yaşına geldiğinde anne babasının boşanmasıyla birlikte, San Francisco'ya amcası Francis Ford Coppola'nın Napa Vadisi'ndeki evine taşınmak zorunda kaldı. 34 yaşında olan Cage bundan üç yıl önce Patricia Arquette ile evlendi.

Cage ilk dönemlerde Valley Girl, Rumble Fish, Racing With the Moon gibi filmlerle çalkantılı ve uyumsuz insan rollerinde kamera karşısına çıktı. Daha sonraki tercihlerinde ise 27 yaşında ölen şarkıcı Jim Morrison'ın ölümünden kısa bir süre önce televizyonda yayınlanan söyleşinin büyük etkisi oldu. Televizyonda izlediği o programın etkisini Cage şu sözlerle anlatıyor: ‘‘Sanki çok önemli bir gerçeği ansızın farketmiş gibiydi. O güne kadar saf mutluluğu işleyen hiçbir şarkı yazmadığını söylüyordu. Jim Morrison'ın o cümlelerini bana yapılan bir uyarı gibi kabul ettim ve kişiliğimin bu yönünü geliştirmem gerektiğini anladım. Sinemada hep karanlık tarafta kalmamalı ve hep öfkeli insanı oynamamalıydım.’’ Cage'de meydana gelen bu görüş değişikliği, kendisinin ‘‘güneş ışığı üçlemesi’’ olarak adlandırdığı Moonstruck, Honeymoon in Vegas ve It Could Happen to You adlı filmlerin gündeme gelmesine neden oldu. Bu filmlerin ardından Raising Arizona, Guarding Tess ve aksiyon ağırlıklı Con Air ile Face Off geldi.

Cage oyunculuğu ‘‘bir tür terapi ve kontrol edilebilir bir rahatlama yöntemi’’ olarak tanımlıyor. Yılan Gözler, Cage'in son iki yıl içinde başrolünde oynadığı altıncı film... Filmde bir uyanış yaşayan yozlaşmış bir polisi canlandıran Cage, canlandırdığı karakter ile ilgili olarak şunları söylüyor: ‘‘Bu polis hayatı boyunca herşeyi yanlış yapmış bir anti kahraman. Ancak hiç beklemediği birtakım olayların sürüklemesi sonucunda gerçekten kim olduğunu keşfediyor.’’

Amerika’nın en kışkırtıcı yönetmeni Brian DePalma

Son çalışmanız Yılan Gözler'in gerçek bir Brian DePalma filmi olduğunu söyleyebilir misiniz?

- Sanıyorum ki Yılan Gözler fazlasıyla bir Brian DePalma filmi oldu... Son derece yaratıcı bir görselliği var filmin. Zaten ben bir öyküyü anlatırken daima ilginç ve özlü görsel yöntemlerle vermeye çalışırım. Ve filmlerimin seyirciyi adeta düelloya davet eden zekice düzenlenmiş filmler olmasıyla ilgilenirim.

Filmlerinizi oldukça uzun ve ayrıntılı sahnelerle başlatmaya ilk olarak Bonfire of Vanities ile başladınız. Şimdi Yıln Gözler'de aynı şeyi yapıyorsunuz.

- Film deniz kıyısında tahtadan yapılmış kaldırımlarda başlıyor ve seyircileri Atlantic City'deki casinolar dünyasının dışında gezdiriyoruz. Sonra içeri giriliyor ve artık Nicolas Cage'in canlandırdığı karakter üzerinde sabitleniyoruz. Boks arenasının çevresinde, casino otelinde dolaşırken görüyor ve suikaste kadar onun üzerinde yoğunlaşıyoruz... Steadicam kamerayla yapılan bu çekim filmde 12 dakika kadar sürüyor. Kuşkusuz daha da uzun yapılabilirdi. Tıpkı Hitchcock'un Rope adlı filminde yaptığı gibi olabilirdi. Böyle çekimlerde sahnelemenin sanatsal niteliği önem taşıyor ve tabii aktörlerin çok iyi olması gerekli.

Nicolas Cage gibi mi?

- O bir çok filmde oynamış olağanüstü tecrübeli bir oyuncu... Aynı zamanda da inanılmaz derecede centilmen bir insan... Günümüzün aktörlerinde az rastlanan bir nitelik bu... Ayrıca işbirliğine de son derece açık olduğunu gördüm. Sinema dünyasında böyle insanlara ne oldu acaba? Sanki başka bir çağdan gelmiş bir insan gibi...

Televizyon dizisine ünlü dopingi

1960’lı yılların sevilen televizyon dizisi Lost in Space, Gary Oldman , William Hurt gibi ünlü oyuncular ve özel efektlerle sinemaya uyarlandı.

BBir ailenin gezegenler arası yolculuğunun anlatıldığı ilk bilim kurgu filmi olma özelliğini taşıyan Uzayın Derinliklerinde (Lost in Space), 1960'lı yılların en sevilen televizyon dizilerinden biriydi. Bu efsanevi dizi, patlayan gezegenler, konuşan robotlar ve uzay gemisi savaşları gibi birçok sahnede kullanılan 750'yi aşkın özel efektle beyaz perdeye aktarıldı.

Robinson Ailesi'nin Jüpiter 2 Uzay Gemisi'yle gerçekleştirdikleri galaksi yolculuğu sırasında başlarından geçen olayların anlatıldığı filmde başrolleri Gary Oldman, William Hurt, Matt LeBlanc, Mimi Rogers, Heather Graham, Lacey Chabert ve Jack Johnson paylaşıyorlar.

Yönetmenliğini Stephen Hopkins'in yaptığı senaryosunu Akiva Goldsman'ın yazdığı filmin yapımcılığını Mark W. Kock, Stephen Hopkins ve Akiva Goldsman üstlenmiş.

Rakibi Batman'di

Televizyon dizisi iken büyük ilgi toplamış olan Lost in Space, ABC televizyonu Batman'ı göstermeye başladığında bir rating savaşı başlamıştı. Dizide o yıllarda Kurt Russel ve Daniel J. Travanti konuk yıldız olarak rol almıştı. Televizyonda süren bu rekabet beyazperdede de devam edince filmde Gary Oldman ve William Hurt gibi iki ünlü oyşuncuya görev verildi.

Aşk üzerine bir güzelleme

1996 En İyi Yabancı Film Oscar adayı Aşkın Tarifi (A Chef in Love) sıcacık bir sevgi filmi... Underground gibi hafızalardan silinmeyen film müziklerine imzasını atan Goran Bregoviç'in notalarıyla, aşkın, neşenin, savaşın, birlikteliklerin, dostluğun, kin ve öfkenin esprili ve son derece dokunaklı bir dille anlatıldığı filmin yapımcısı Marc Ruscart, yönetmeni ise Nana Dzhorzhadze...

Aşkın Tarifi'nde başrolleri Pierre Richard, Micheline Presle, Nino Kırtadze ve Jean-Yves Gautier paylaşıyorlar.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle