GeriGündem Yetkisiz mahkemeden tahliye kararı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yetkisiz mahkemeden tahliye kararı

El Kaide Terör Örgütü Davası'nda önceki gün kendisini "Yetkisiz" ilan eden İstanbul 2 No’lu DGM, bugün Ahmet Aslanoğlu adlı sanığı tahliye etti. DGM'nin verdiği tahliye kararı "hukuk karmaşası" yarattı. Ceza Avukatı Metin Florinalı, "Mahkemenin yapması gereken, 'görevim sona erdi diyerek' davadan el çekmesiydi. Mahkeme, bu tutumuyla, hukuk dışı tavrını da sürdürüyor" dedi.El-Kaide terör örgütünün Türkiye yapılanması içinde faaliyet gösterdikleri ve İstanbul'da 15 ile 20 Kasım 2003 tarihlerindeki bombalı saldırılara karıştıkları iddiasıyla tutuklu yargılanan 69 sanıktan biri tahliye edildi. İstanbul 2 No'lu DGM'deki duruşmada tahliye taleplerine ilişkin görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Erol, suç vasfının değişme ihtimali göz önüne alınarak, tutuklu sanıklardan Ahmet Aslanoğlu, Yusuf Dural ve Ziya Çelik'in tahliyelerine karar verilmesini istedi.Verilen aranın ardından kanıt durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak, mağduriyetine meydan verilmemesi için Ahmet Aslanoğlu'nun tahliyesini kararlaştıran mahkeme heyeti, diğer sanıkların tahliye istemlerini reddetti. DGM'nin bugün verdiği tahliye kararını "tam bir hukuk karmaşası" olarak değerlendiren Ceza Avukatı Metin Florinalı, "Mahkemenin yapması gereken, 'görevim sona erdi diyerek' davadan el çekmesiydi. Mahkeme, bu tutumuyla, hukuk dışı tavrını da sürdürüyor" dedi.DGM'nin uyum yasaları çerçevesinde "anayasal sıfatı"nı kaybettiğini de belirten Florinalı, mahkemenin kuruluşuna dayanak sağlayan Anayasa'nın 143. maddesinin fiilen ortadan kalktığını belirtti. Buna rağmen, mahkemenin 2845 sayılı kanuna göre yargılama yaptığına dikkat çeken Avukat Florinalı, "tahliye kararının" mevcut durumu "tam bir hukuk karmaşası" haline getirdiğini söyledi. El-Kaide terör örgütünün Türkiye yapılanması içinde faaliyet gösterdikleri ve İstanbul'da 15 ile 20 Kasım 2003 tarihlerindeki bombalı saldırılara karıştıkları iddiasıyla 69 sanığın yargılandığı İstanbul 2 No'lu DGM'nin kararında, ”Anayasa'nın 143. maddesi yürürlükten kalkmıştır. Durum böyle olunca, yeni bir yasa yürürlüğe girene kadar mahkemenin esaslı bir işlem yapmaması gerekir” denildi.MAHKEME NEYE DAYANARAK TAHLİYE ETTİ?31 Mayıs Pazartesi günü başlayan El Kaide Terör Örgütü davasında, Savcının, Anayasa'daki değişiklik kararı üzerine Mahkemenin yetkisizlik kararı vermesini istemişti. İstanbul 2 nolu DGM heyeti de, bu isteme uymuş ve şu kararı vermişti:“Anayasa'nın 143. maddesi yürürlükten kaldırılmış olup, buna ilişkin yasa da Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.Her ne kadar 2845 sayılı 'DGM'lerin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun' halen yürürlülükte ise de bunun dayanağı olan Anayasa'nın 143. maddesi yürürlülükten kalkmıştır. Durum böyle olunca yeni bir yasa yürürlüğe girene kadar mahkemenin esaslı bir işlem yapmaması gerekir. Hal böyle olunca adeta bir elbisenin takılı olduğu askının çıkarılması halinde elbisenin düşmesi gibi, 2845 Yasa da düşmüş olmaktadır. Bu nedenle yeni bir yasa yürürlüğe girene kadar mahkemece esas hakla ilgili herhangi bir işlem acil işlemler hariç, (örneğin tahliye talepleriyle ilgili) yapılmaması gerekir."Evet, kendini yetkisiz kılan mahkeme heyeti, savcının talebini, acil işlem sayarak, tahliye kararını verdi. Ancak, daha işin başında kendisini yetkisiz sayan mahkemenin tahliye kararı hukukçular arasında tartışma başlattı.BUGÜNKÜ DURUŞMAİstanbul'daki bombalı saldırılara ilişkin aranan terör örgütü El-Kaide'nin “Türkiye emiri” Habib Akdaş ile “İstişare Şurası” üyesi Gürcan Baç'ın DGM'de yargılanan eşlerinin savunmasını üstlenen avukat Abdurrahman Sarıoğlu, sanıkların eyleminin, anayasal düzeni değiştirmeye yönelik değil, "ABD'nin Irak'ı işgali, Yahudiler'e destek verilmesi ve Irak'a asker gönderme kararından dolayı AK Parti iktidarına yapılmış bir tepki” olduğunu öne sürdü.İstanbul 2 No'lu DGM'deki duruşmada, bugünkü celseye çağırılan tutuklu sanıklar Ahmet Aslanoğlu, Abdullah Demir, Mehmet Yılmaz, Suat Sarman, Ali Yaman, Hayrettin Basınlı, Cahit Öztürk, Yusuf Dural, Ziya Çelik, Murat İdrak, Muhammetül Emin Bastın ve Tarkan Kalaycı ile gıyabi tutuklu olarak aranan Gürcan Baç'ın resmi nikahsız eşi Mediha Yıldırım ve yine gıyabi olan Habip Akdaş'ın eşi Cemile Akdaş'ın kimlik tespitleri yapıldı. Kimlik tespitleri sırasında Mediha Yıldırım 4, Cemile Akdaş da 2 çocuğu bulunduğunu belirtirken, Belçika doğumlu olan Muhammetül Emin Bastın da çifte vatandaşlık hakkına sahip olduğunu söyledi. AVUKATTAN İLGİNÇ SÖZLERDuruşmada daha sonra söz alan Mediha Yıldırım ve Cemile Akdaş'ın avukatı Abdurrahman Sarıoğlu, “Kim Selefi ise El-Kaide'dir” diye bir anlayışın olduğunu öne sürerek, DGM'de bu konuyla ilgili çıkan bazı kararlarda da “Selefiler”in, “Ceyşullah” örgütü mensubu olarak gösterildiğini, yani bu olaylara yüzeysel bakıldığını bildirdi.Bir kitaptan “Selefilerle” ilgili bölümler okuyan Sarıoğlu, ”Selefiliği mahkum etmek, İslamı mahkum etmek anlamına gelecektir” dedi.Sanıkların eyleminin, Türkiye'nin anayasal düzenini değiştirmeye yönelik değil, ABD'ye bir tepki olduğunu savunan avukat Sarıoğlu, ”Irak'ın işgali, Yahudiler'in desteklenmesine bir tepkidir. Irak'a asker gönderme kararı alınması nedeniyle AK Parti iktidarına yapılmış bir tepkidir” diye konuştu.TCK'nın 146/1. maddesine göre El-Kaide yöneticileri ile bu olayları bizzat yapanların yargılanması gerektiğini belirten Sarıoğlu, bunların dışında kalan sanıkların ise olsa olsa TCK'nın 169. maddesinde düzenlenen “yardım ve yataklık etmek” suçundan yargılanabileceklerini söyledi.Türkiye'de “müslümanlar yargılanırken, onların hanımlarının da gözaltına alındığını” iddia eden Abdurrahman Sarıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:“Belki sözle, belki hareketle namusa yönelik bir tehditle müslüman şüphelinin konuşması sağlanır, Bu davada Habib Akdaş ile Gürcan Baç'ın hanımı, birtakım şeyler ortaya çıkartılmak için gözaltına alındı, tutuklandı. Bu kadınlar, eşleriyle birlikte Afganistan'a gittikleri için yasadışı örgüte üyelikten yargılanıyorlar. Türk aile yapısına göre kadınlar, eşleriyle birlikte hareket eder. Akdaş ve Baç, 'biz cihada gidiyoruz' diyerek hanımlarını getirmemişlerdir. İslam'da kadınlara cihat farz değildir. Bugüne kadar da El-Kaide'nin bayan bir militanı olduğunu duymadım.”Gürcan Baç'ın, eşi Mediha Yıldırım'a içinde patlayıcı madde olduğu iddia edilen paket verdiğini anlatan Sarıoğlu, Yıldırım'ın da bu pakette birtakım kablolar olduğunu anladığını ve bu paketi Cemile Akdaş'a verdiğini belirtti. “REHİNE SANIK” İDDİASIYıldırım ve Akdaş'ın diğer avukatı İlhami Sayan da, bu davada 48 tutuklu bulunduğunu, 2 kişinin ise “rehine” konumunda olduğunu iddia ederek, Yıldırım ve Akdaş'la birlikte gözaltına alınan Ayşe Mallı, Hülya Kuncak ve Ceren Yiğit'in hukuki durumlarının aynı olmasına rağmen serbest kaldıklarını anlattı.Yıldırım ve Akdaş'ın, eşlerine yardım ettikleri için cezalandırıldıklarını iddia eden Sayan, “eşlerinden dolayı tutuklu bulunmalarının” hukuka aykırı olduğunu kaydetti.Mediha Yıldırım'ın, 1993 yılında Gürcan Baç'la evlenmesine rağmen ”Ömer” olarak bildiği eşinin gerçek ismini 2 yıl sonra öğrendiğini ifade eden Sayan, firari sanıkların örgütsel ilişkilerini gizli tuttuklarını, bunu eşlerine bile söylemediklerini vurguladı. Sayan, biri 4, diğeri de 2 çocuk annesi olan müvekkillerinin tahliyelerini istedi. AVUKAT SARIOĞLU'NU YALANLADILARDuruşmada söz alan Cemile Akdaş da, avukat Sarıoğlu'nun söylediği bazı şeylere katılmadığını belirterek, “Eşim yurtdışına çıkacağı zaman cihada gideceğini söylemedi. 'İşsizlik belgesi almak için Cezayir'e gidiyorum' dedi. Mediha Yıldırım'ın bana verdiği paketin içinde de ne olduğunu bilmiyordum. İçinde kablo olduğunu, gözaltına alındığımda polisler söyledi. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum” dedi.Mahkeme Heyeti'ne başkanlık eden üye hakim Ramazan Uçak ise iddianame okunmadığı için savunma yapılamayacağını, ancak tahliye konularına ilişkin taleplerinin alınabileceğini söyledi. Sanık Mediha Yıldırım da, avukat Sarıoğlu'nun söylediği bazı şeylere katılmadığını ifade ederek, “Beyim emanet poşeti verdiğinde, Osman ve Sait isimli birinin alacağını söyledi. İçinde kablo olduğunu bilmiyordum. Eşim vedalaşırken, cihada gideceğini değil, ticari iş için yurtdışına gideceğini söyledi” diye konuştu.