GeriGündem ‘Yeşil pencerenden bir gül at bana’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Yeşil pencerenden bir gül at bana’

ŞAKİR ECZACIBAŞI'nın Kapılar Pencereler fotoğraf sergisini gezerken, belleğimdeki playback'ten sürekli Ahmet Muhip Dıranas'ın Serenad şiirinden dizeleri mırıldanıyordum:‘‘Yeşil pencerenden bir gül at bana,Işıklarla dolsun kalbimin içi.Geldim işte mevsim gibi kapına,Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.’’Sanatın benim için önemli işlevlerinden biri, hayatımızda/hayatta/hayatlarımızda yarattığı çağrışımlardır.Kapılar... Açılmayan, önünde beklediğimiz, içeri giremediğimiz, yüzümüze kapatılanlar, yüzlerine kapattıklarımız, açmadığımız, kilitleyip kilidini Kaf dağının ötesine attığımız kapılar...Andre Gide'in Dar Kapı'sından geçtiğimiz anları bir hatırlasak ya da unutsak.Pencereler... Dört duvar yerine uçan kuşları gördüğümüz kurtuluş hendesesi.Tahta panjurlar, terk edilmiş eski köşkler... Zaman zaman bizim de bütün dünyaya panjurlarımızı kapatıp iç aydınlığımıza sığındığımız saatler.Alfred Hitchcock'un Arka Pencere'si; tecessüsle tanıklığın paydası.Kapılar Pencereler, hayatımızda ‘‘nesnel karşılık’’ını bulan iki kavram.Burhan Doğançay'ın Kapılar'ı, Kapılar'a kendi renk dünyasını katan Burhan Uygur.* * *ŞAKİR ECZACIBAŞI'nın üzerine kilit vurulmuş, tahtası çürümüş, açılmayacak gibi duran kapıları beni nasıl da hüzünlendirdi. Birdenbire hayalin ucuna gidip, bir ömrün tükenişiyle karşılaştırdım onları.Her kapının önünde ya sessizlik ya da gülümsemeyen yüzler.Ya Pencereler...Biraz daha umudun ışıdığı, biraz daha cıvıltının görüntülendiği yerler.Ama bir fotoğraf var ki, bir kapının önünde pencere gibi duran demirlere konmuş onlarca kuş...Hepsi insana özgürlüğü anımsatıyor.Ufkun yoldaşlarına selam.Pencereden bakan bir çaycı çocuk, Semaver'in önünde sanki bir Sait Faik öyküsünün fotoğrafı için durmuş.İyi sanat eserlerinin etkileyici gücünü bir kez daha kabullenin.Bir caminin, eski bir evin, alçakgönüllü bir hanenin kapılarına bakarken, hep Şakir Eczacıbaşı'nın bir fotoğrafıyla örtüşüveriyor.Penceredeki bir çehrenin yüzündeki ifadenin donukluğu ya da sevecenliği...Sergiyi gezerken, gezmeden önce, ya da gezdikten sonra mutlaka ama mutlaka sergi kitabını okuyun, seyredin.Ressam, yazar Gürol Sözen'in Sunuş'unu size yorumlama zenginliği getirdiğini göreceksiniz, on altı ozandan seçmeleri okuyup şiirle Şakir Eczacıbaşı'nın fotoğrafları arasındaki akrabalığı fark edebilirsiniz.Özellikle bir serginin gelişigüzel olmayıp, tasarım emeği verildiğinde çok daha etkileyici olduğunun göstergesi de var; Duygu Sağıroğlu'nun tasarımı hissediliyor.* * *ŞAKİR ECZACIBAŞI'nın sergisinden çıktıktan sonra şöyle diyeceksiniz: Artık bütün kapılarım ve pencerelerim hayata karşı açık dursun.