Yeni dünyanın yeni eğitim yaklaşımları

Güncelleme Tarihi:

Yeni dünyanın yeni eğitim yaklaşımları
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 19, 2010 00:00

Teknolojiyle birlikte ihtiyaçlar da hızla değişiyor. Anne babalar, geleceğin gençlerini yetiştirmek için yeni formül arayışındalar.

MİLENYUM kuşağı olarak nitelendirilen ve internetle doğan çocukları eğitmek pek de kolay değil. Okulda “eti senin, kemiği benim” anlayışı çok gerilerde kaldı. Öğretmenin tahta başında, elinde cetvelle dolaştığı sınıfların yerini, öğrencilerin merkezde olduğu, yaparak, yaşayarak öğrenmenin öne çıktığı yeni eğitim ortamları aldı.
Bu üç günlük yazı dizisinde, ülkemizde ve dünyadaki yeni yaklaşımları inceleyeceğiz. Nasıl bir eğitim ortamı istediklerini öğrencilere de sorduk ve hemen hepsinden aynı cevabı aldık:
“Sınavların eğitim sistemini esir almadığı, öğrenciyi merkeze alan, teknolojinin kullanıldığı, değerlerin unutulmadığı, öğrencilerin okulu ve öğrenmeyi sevdiği bir ortam.”
Onların hayal ettiği yeni eğitim modelleri ne zaman tam anlamıyla uygulanır bilinmez, ama biz üç gün boyunca, dünyada tartışılan ve ülkemizde de bir kısmı uygulanan sistemlerden bazılarını ele alacağız.
Dünya vatandaşı yetiştirmek
Uzmanlar, çocuklarda öncelikle bilgi okur yazarlığının geliştirilmesi gerektiği görüşünde. Aktif öğrenme, sosyal sorumluluk ve çevre duyarlılığı gibi kavramları içine alan eğitim yaklaşımlarının özü, aslında çocuğu dünya vatandaşı olarak yetiştirmeyi hedefliyor.
Tüm modellerde, öncelikle öğretmenin rolü tartışılıyor. Her şeyi bilen, bilgi aktarıcı, yönlendirici öğretmenin yerini yol gösterici öğretmen alıyor. Bireysel çalışan, sınıf ortamında dinleyici olan öğrenci anlayışı terk ediliyor. Sınıf dışı alanlar kullanılarak, öğrenme daha cazip hale geliyor. Aktif, takım çalışmalarına açık, üreten öğrenci öne çıkıyor.
Ansiklopedik bilgileri satır satır ezberleyenlere artık farklı gözle bakılıyor. Konuları, olayları derinliğine inceleyen, eleştirel düşünenler öne çıkarılıyor.
Erken kariyer planı
Eğitimde yeni yaklaşımlar konulu çalışmalara bakılınca, Georgia Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalar öne çıkıyor. Buna göre 21’inci yüzyılın ilk yarısında, lise eğitiminde büyük değişimler yaşandı. Kariyer geliştirmede yeni disiplinler hazırlandı. İş yaşamında aranan bilgi ve becerileri kazandırmak adına farklı program ve yöntemlerin düzenlenmesi gerektiği ortaya çıktı. Pazarlama, insan kaynakları yönetimi, para yönetimi, değişim mühendisliği, ticaret hukuku, veri madenciliği, uluslararası ilişkiler ve Avrupa Birliği gibi dersler müfredata alındı.
Türkiye’de de girişimcilik eğitimi çalışmaları yapan okullar var artık. Bu okullar öğrencilerine yeni ürün geliştirme, yaratıcı düşünce ve liderlik becerileri gibi yetkinlikleri kazandırmayı hedefliyor.
Girişimci eğitim modelinin yanısıra, teknoloji kullanımı da öğretimi daha canlı hale getiriyor. Video konferansı, vaka çalışmaları, akıllı tahtalar aracılığıyla ve animasyonlu sunumlar eşliğinde yürütülen eğitim sayesinde değişik coğrafyalarda yaşayan öğrenciler buluşuyor.
Daha lisede MBA
Dünyada MBA eğitimi olarak adlandırılan işletme master programlarını da liseler çok sevdi. Türkiye’de de örnekleri bulunan bazı liseler, MBA programını lise müfredatı içinde kullanıyor. Çalışma temelli bu eğitim modeli ile öğrenciler teorik bilgilerini pratiğe döküyor. Hem akademik, hem de mesleki bilgileri harmanlayarak kullanmayı öğreniyorlar. Mesleki gözlem olarak ya da staj çalışması olarak da adlandırılan bu uygulamalarla öğrenciler psikolojik açıdan da gelişim sağlıyor, kendine güvenleri artıyor.
Akademik başarı yeterli değil
Topluma karşı duyarlı bireyler yetiştirmek de eğitim dünyasının yeni hedefleri arasında. Her öğrencinin sosyal sorumluluk projelerinde etkin rol alması, bunu gönüllü katılacağı takım çalışmalarıyla ülke geneline hatta dünyaya yayması bekleniyor. Öğrencilerin üniversitelere kabulünde sadece akademik başarıları değil, yer aldıkları sosyal projeler, sanat ve spora yönelik yatırımları da önemli rol oynuyor.
Öğrenen okul
‘Öğrenen okul’ olarak adlandırılan yeni düşünce sistemine göre, okula ait karar alma yetkisi, güç ve otorite tek elde toplanmıyor. Başta okul yöneticileri olmak üzere öğretmenler, aileler, öğrenciler ve hatta toplum üyeleri arasında paylaşım şart. Farklılıklar destekleniyor, meclisler sayesinde öğrenciler söz sahibi olyor. Amaç; özgüvenli, kendi kendini yönetebilen bireyler yetiştirmek.
Sınıflar globalleşiyor
21. yüzyılda, proje bazlı eğitim sistemiyle birlikte araştırma odaklı öğrenme öne geçiyor. Ezberci sistemden ziyade, öğrencinin ne bildiği ve neler yapabildiği önem kazanıyor. Bu nedenle sınıf arkadaşlarıyla olan etkileşim, arkadaşların birbirlerini değerlendirmesi izleniyor. Sadece kendi ülkesindeki yaşıtlarıyla değil, dünyadaki yaşıtlarıyla iletişim kurması için teknolojik donanımlı sınıflar oluşturuluyor.
Ortak dünya dili
Ulusal değil, uluslararası dünyaya bireyler yetiştirmek için, eğitimde yabancı dile verilen önem artıyor. Sınıfta öğretilen dil, uluslararası platformlarda deneyim yaşatılarak pekiştiriliyor. Bu nedenle okullarda yarışma, sergi, organizasyon, konferans, seminer, atölye çalışmaları gibi sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleniyor.
Doğal yaşamda öğrenme
Taş, toprak, kum, kozalak, deniz kabukları, kurutulmuş böcek ve bitkiler gibi doğal malzemelerle yapılan her ders, herkes için ilgi çekicidir. Öğrenciler, bir hayvan beslemeleri, bitki yetiştirmeleri ve bu konuda sorumluluk almaları için teşvik ediliyor. Doğal ortamdan alınan örneklerle ve karşılaştırmalarla çocuğun hayal gücü destekleniyor.

YAŞAM BOYU ÖĞRENME MODELİ
/images/100/0x0/55ea96e3f018fbb8f889da05

Öğrenme arzusu okulla birlikte bitmemeli

BU modelde öğrenme fırsatları hayatın tümüne yayılır. Bireyin potansiyel ve yeterliklerinin yaşamı boyunca geliştirilmesi esas alınır. Yaşam boyu öğrenen toplumu yaratırken okulun önemi asla küçümsenemez. Okul sıralarında görülen eğitimin süresi ve kalitesi, ilerleyen yıllardaki öğrenmelere yönelik güdülenme için kritik bir önem taşır. Bu yüzden yaşam boyu öğrenme stratejisinin okul yıllarını da kapsaması, eğitim programlarının bu anlayışla hazırlanması gerekir. Ülkemizde de yenilenen ilköğretim programları, yaşam boyu öğrenme becerileri gözönüne alınarak hazırlandı.

ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM MODELİ
Bilgi hap şeklinde verilmez
BU modelde öğrencinin bireysel özellikleri dikkate alınır. Eğitim sürecinin her aşamasına katılımı sağlanır. Sınıfta öğretmen değil, öğrenci önemlidir. Öğretmen, öğretici rolünden çıkar rehber, kılavuz olur. Etkileşimi, sorgulamayı teşvik eder. İşte bu modelin bazı özellikleri:
Öğrenci sorumluluk alır, araştırır, sorgular. Öğretmeninden sadece bilgi almaz. Ezberci değildir. Öğrendiği bilgileri daha önceki yaşantılarıyla ilişkili olarak biçimlendirir. Bilgiyi, kendi bilgisi haline dönüştürür.
Sınıfta bilgiler hazır haplar şekilde verilmez, öğrenci ezberlemez. İlişkiler ve somut örneklerle bilgi edinir.
Değerlendirme, sonuçlara göre değil , öğrencinin öğrenme sürecinin tamamına göre yapılır. Öğrencinin kişisel gelişimi, teknolojiden yararlanması, materyal kullanması teşvik edilir.
Sürekli tekrarlar ve alıştırmalar yerine öğrencilere yeni durumlar sunulur, çok çeşitli materyallerle bilgi pekiştirilir.

YARIN: İşbirlikçi Öğrenme, Süreç Temelli, Mind Lab ve Proje Tabanlı Öğrenme Modeli
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!