GeriGündem Yeni Almanya'nın en farklı yüzü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeni Almanya'nın en farklı yüzü

Yeni Almanya'nın en farklı yüzü
refid:15134517 ilişkili resim dosyası

Bir zamanlar sert yasalar yüzünden göçmenlerin vatandaşlığa kabul edilmediği Almanya, milliyetçi tabuları yıkan yeni yüzünü 2010 Dünya Kupası'nın yıldızı Mesut Özil gibi oyuncularla sunuyor. Sadece Mesut değil, onlarca yıl önce Almanya'ya göç etmiş olan Türk ailelerin çocukları bugün sinema, politika, spor ve edebiyat gibi alanlarda hem Almanya'yı, hem de Türkiye'yi temsil ediyor. Fatih Akın, Cem Özdemir, Necla Kelek ve Feridun Zaimoğlu gibi isimler, Mesut'un temsil ettiği yeni nesil Alman kültürünün temsilcilerinden sadece birkaçı.

 

 

MESUT'UN SOL AYAĞI ALMANYA'YI UÇURDU - FOTO GALERİ

 

New York Times'a göre Dünya Kupası’ndaki çok ulusluluğun temsilcisi Fransa değil, Almanya. Alman Milli Takımı'nın Dünya Kupası’nda ikinci tura çıkmasını sağlayan golün Türk asıllı oyuncu Mesut Özil'in ayağından gelmesi, ülkede "Alman" olmanın ne anlama geldiği hakkında çok önemli değişiklikler yaşandığına işaret etti.

 

Almanya'da, 1 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe giren Vatandaşlık Hukukunda Reform Yasası'na kadar, göçmenlerin ülke topraklarında doğan çocuklarına vatandaşlık hakkı verilmiyordu. Bugün ise, Alman Milli Futbol Takımı'ndaki 23 oyuncudan 11'i farklı etnik kökenlerden geliyor.

 

Almanya'nın kadrosunda Polonya asıllı Miroslav Klose ve Lukas Podolski’nin yanı sıra Bosna asıllı Sırp, Brezilyalı, Ganalı, Polonyalı, Tunuslu ve Türk kökenli oyuncular bulunuyor. Ancak bu tüm Almanların çok ulusluluk fikrini kabullendiği anlamına gelmiyor.

 

Örneğin ülkede herkes maçlardan önce Kur'an okuyan Türk çocuğu Özil'i bağrına basmasa da, 1.7 milyon Türk'ün yaşadığı Almanya'da milli takımların birçok ulustan oyuncunun bir araya geldiği ve Özil gibi yeni kahramanların yolunun açık olduğu da belli oldu.

 

YENİ ALMANLARI GETİRİN

Bundan 11 yıl önce, bugün Almanya’nın kadrosunda bulunan oyuncuların yarısı, Alman hükümetinin getirdiği kanunlar gereği vatandaşlık hakkı bile alamazdı. Nazi Almanyası’ndan önceki tarihlere uzanan eski vatandaşlık yasaları hala geçerli olsaydı, bugün milli takımda yer alan oyuncuların yarısı üç kez Dünya Kupası’nı kazanmış ülkenin formasını giyme şansı bulamayacaktı.

 

Geçmişi 1913 yılına, İmparator İkinci Wilhelm dönemine dek uzanan vatandaşlık yasaları altında, çocukların Alman olarak kabul edilebilmeleri için anne babalarının Alman olması ve Almanya’da doğmuş olmaları gerekiyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından kısa bir süre öncesine rastlayan bu dönemde, Almanya’da milliyetçilik akımı büyük bir hızla güçleniyordu.

 

O dönemden kalan yasalar 1999 yılına kadar revize edilmedi. Dünyada doğum orarının en hızlı düştüğü ülke olan Almanya, 21 Mayıs 1999 tarihinde Vatandaşlık Hukukunda Reform Yasası'nı onayladı.

 

1995 ile 2004 yılları arasında 1 milyon 278 bin yabancı kökenli insanı vatandaşlığa kabul eden Almanya, yeni yüzünü 2010 Dünya Kupası’nda katıldığı takımıyla sundu. Almanya’nın yeni nesli genel olarak “çok kültürlü” (multi kulti) anlamına gelen “M-jenerasyonu” olarak biliniyor. Gözlemcilere göre bu değişim heyecan verici yeni oyuncuların takıma katılmasını sağladı.

 

MESUT ÖZİL FARKI

İngiliz Daily Telegraph gazetesinin futbol muhabiri Duncan White, Dünya Kupası’nın başlama düdüğü çalınmadan önce kaleme aldığı bir yazıda, ilk maçına çıkacak Alman takımının ulusal marşı okunurken, Özil'in de milyonlarca Almanla birlikte dudaklarını kıpırdatacağını yazmıştı.

 

Ancak Özil maçlardan önce dudaklarını kıpırdatırken marş söylemiyor, dua ediyor. Bunun kendisine iyi hissettirdiğini, eğer yapmazsa içinin rahat etmediğini belirten Özil gibi, Klose ve Podolski de bugüne kadar milli marşı söylemeyi reddedenlerden oldu. Yeni neslin de büyük oranda desteğini alan bu tavır Almanların büyük bir çoğunluğu için sorun yaratmıyor ama bir dönem Bild gazetesi konuyla ilgili ciddi anlamda baskı yapmıştı.

 

Zamanında, futbol otoritesi Franz Beckenbauer, tüm oyuncuların maçlardan önce Alman ulusal marşını okumasını talep etmişti. Beckenbauer bu talebini bugün de yineliyor. Ancak Almanya’daki değişim, özellikle Özil sayesinde dikkat çekiyor.

Özil gibi oyuncuların Alman milli takımında kabul gömesi çok kolay olmadı. Aşırı sağcı Milliyetçi Demokratik Parti (NDP), hazırladığı bir afişte siyahi oyuncu Patrick Owomoyela’nın numarasının bulunduğu beyaz formayı kullanarak, “Beyaz: Sadece formanın rengi değil, ulusun da rengi!” sloganı atılmıştı. Partinin lideri Owomoyela ve Alman Futbol Federasyonu tarafından mahkemeye verildi ve ırkçı nefret yaymaktan hüküm giydi.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle