GeriGündem Yaşamın İçinden
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yaşamın İçinden

Koltuk değnekli hayat

Ramazan 14, Nimet ise 8 yaşında. Bu yaşlarına kadar, yürüme değnekleri ellerinden, koltuklarından hiç düşmedi. Hayatları, şimdiye kadar hep bu değneklerin ucunda oldu ama, belki bundan sonra...

RAMAZAN ve Nimet Turan kardeşler, irsi bir hastalığın kurbanları.

Beyin sinirlerinde doğuştan oluşan bir rahatsızlıktan dolayı, ortopedik özürlüler. Arkadaşları sokaklarda top oynarken, onlar kaldırımda oturarak oyunu izlemekle yetiniyor.

Baba Memiş Turan, bundan 21 yıl önce, Kaş'tan göçüp gelmiş Antalya'ya. Şoförmüş. Geldiğinde, bütün resmi kurumlara başvurmuş. İş bulamayınca, tekrar geri dönmüş sevdiği kadının yanına, yani Kaş'a. Onu kaçırmış ve beraber tekrar Antalya'ya evli olarak dönmüşler.

İlk çocukları doğduğunda, içlerini bir mutluluk kaplamış. 1986 yılının Mayıs ayında, ikinci oğlu Ramazan dünyaya geldiği zaman, büyük bir umutla beklediği doğumhanenin önünde, hemşirenin ‘‘Çocuğunuz doğdu ama’’ cümlesi onu yıkmış.

ZAMAN GÖSTERECEK

Çocuğun ayaklarında bir problem vardı. Yapılan tahliller sonucu, sorunun beyinden kaynaklandığı ve iyileşebilmesinin ancak zamanla belli olacağını söyledi doktorlar.

Aradan geçen zaman içinde, baba Memiş ve anne Zeynep, ellerinden geldiği kadar çocuklarına yardımcı olmaya çalıştılar. Onun iyileşebilmesi için, adını duydukları bütün doktorların kapıların çaldılar.

Ramazan 6 yaşına geldiğinde, Zeynep Hanım üçüncü çocuklarına hamile kaldı. Büyük bir umutla, yeni doğacak çocuklarının sağlığı için dua etmeye başladılar.

Duaları 9 ay sürmesine rağmen, sonuç yine aynı oldu. Hemşire, doğumhanenin önünde yine bir

‘‘ama’’ kullandı. Nimet adını koydukları üçüncü çocukları da, ne yazık ki ortopedik özürlü olarak dünyaya geldi.

SORUN IRSİ

Allah'ın takdiri diye düşündükleri bu olaylar karşısında, yapacakları tek şey vardı. O da, çocuklarının iyileşebilmesi için her yola başvurmaktı. Yine doktor doktor dolaşmaya başladılar.

Son olarak geldikleri Antalya SSK Hastanesi'nde, zamanın başhekimi, şimdiki Antalya Büşükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul, çocuklar üzerinde yaptığı incelemeler ve kan tahlilleri sonucu, olayın irsi olduğunu saptayarak, çocukların tedavisi için bir yol gösterdi.

Bu arada Turan ailesi, hacı-hoca demeden kendilerine derman olabilecek her yere gitti. Bu yol, Kahramanmaraş'taki bir hocaya kadar bile ulaştı.

Kahramanmaraş'a üç kez gittiğini söyleyen baba Memiş Turan, ‘‘İnsanlar geliyor ve 'falanca hocadan başka, senin çocuklarına kimse yardım edemez. Hocanın üfürüğü çok kuvvetli, bir git göster' diyorlardı. Bizde, cahillik edip, çocukları o hocadan bu hocaya götürmeye başladık. Çok sonra, bunların bir çare olmadığını anladık’’ diyordu.

OKULA ALMADILAR

Ramazan Turan'ın okul çağı gelince, Ankara Ortopedik Özürlüler Okulu'na başvurdu baba Memiş. Ama ne çare! Konuştuğu okul yöneticisi,‘‘Çocuğunuz ne çamaşırlarını yıkayabilir, ne de kendi temizliğini yapabilir. O yüzden sizin çocuğunuzu alamayız’’ şözleriyle karşılaşınca, kulaklarına inanamadı.

‘‘Benim çocuğum bunları yapabilecek durumda olsa, zaten ben o okula başvurmazdım ki!’’ diyen Memiş Turan, Ramazan'ı, evlerinin yakınındaki bir okula yazdırarak, onu kendi sırtında okula getirip götürmeye başladı.

Artık, hocalardan derman gelmeyeceğini anlayan Memiş, iki çocuğunu da, Isparta Eğridir Kemik Hastalıkları Hastanesi'ne yatırdı.

Bir umutla, çocuklar tam 10 operasyon geçirdi. Kısmi bir düzelme gösteren çocuklar, daha önce, sinir gerilmesinden dolayı, sadece parmak uçlarına basabilirken, ameliyatlardan sonra, tabanlarına basmaya başladılar.

GÜCÜM KALMADI

Bir nebze umut için çaldığı kapıların yüzden fazla olduğunu söyleyen servis şoförü baba, Nimet'i de, okul çağına gelince, ağabeyi ile aynı okula yazdırdı ve çocukları okula rahat gidip gelsin diye, okul servisinde de kendisinin çalıştı.

Memiş Turan, Sakatlar Derneği'nin verdiği iki tekerlekli sandalyenin, kendileri için büyük bir kolaylık olduğunu söylüyor ve onlara şükran duygularını dile getiriyor bir kez daha.

Bütün birikimlerini çocuklarının tedavi masrafları için harcadığını söyleyen dertli baba, ‘‘Artık dayanacak gücüm kalmadı. Kazandığım para, bizim geçimimize ancak yetiyor. Bir süredir, çocuklarımı doktora bile götüremiyorum’’ diye yakınıyor.

Küçük Nimet, daha ne durumda olduğunun farkında olmasa bile, Ramazan, ‘‘Böyle çok zor oluyor be abi. Ben de arkadaşlarımla birlikte oynamak istiyorum’’ diyor.

İkisinin de gözlerinin içi bir umutla parlıyor. ‘‘Elbet bir gün biz de değneksiz, yardımsız ve acaba düşer miyiz kaygısı olmadan koşturacağız, ama ne zaman?’’ diyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle