GeriGündem Vebalı gibi görmeyin ekmek derdindeyiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vebalı gibi görmeyin ekmek derdindeyiz

Vebalı gibi görmeyin ekmek derdindeyiz

Ankara Altındağ’da 29 Mart’ta kâğıt toplayıcıların kullandığı metruk binada çıkan yangında 6 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerle tekrar Türkiye’nin gündemine gelen kâğıt toplayanlarla bir gün geçirdik, çalışma şartlarını, yaşam koşullarını gözlemledik, hikâyelerini dinledik. Kâğıt toplayıcıları canlarını acıtanın günde 12 saat çalışıp, 20 kilometre yol yapmak değil, toplumdaki ‘önyargılar’ olduğunu söylüyor.

ÇALMIYORUZ ÇIRPMIYORUZ

Halil İbrahim Akar, 21 yaşında. Ortaokuldayken okulu bırakıp ‘gurbete düşmüş.’ 11 yaşında sokaklarda atık toplamaya başlamış. Ankara’nın en deneyimli kâğıt toplayıcılarından biri. Herkes onu, ‘Sokakların Fatihi İbo’ olarak tanıyor. Halil İbrahim Akar, “Günde 12 ila 15 saat arasında çalışıyoruz. Her gün ortalama 15 - 20 kilometre yol yapıyoruz. Kızılay-Sıhhiye-Ulus arasını günde bazen 4 kez geçiyorum. Ekmek savaşı veriyoruz, kazandığımız her kuruşta alın terimiz var. Ama sokakta bize farklı bakılıyor, ‘adi suçlu, hırsız’ gibi görülmesi canımızı acıtıyor. Biz emekçiyiz, ekmek derdindeyiz. Çalmıyoruz, çırpmıyoruz. Elimizi açıp dilenmiyoruz, devletin malına göz dikmiyoruz. Alın teriyle ekmeğimizi kazanıyoruz ve biraz saygı istiyoruz” diye konuşuyor.

ÖLÜME TERK EDİLİYORUZ

Mehmet Sait Yılmaz 23 yaşında, 6 yıldır sokaklarda atık toplayarak ailesini geçindiriyor: “Bazen aileler, küçük kızlarını elinden tutarak benden uzak taraftan geçiyorlar. Ben 2 kız babasıyım, bu o kadar canımı acıtıyor ki... Kızlarım için ölen biriyim, onları görünce kızlarımı görüyorum, üzülüyorum. Metruk binalarda, zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyoruz. Tek isteğimiz bizi ölüme terk etmemeleri, organize sanayileri gibi atık toplayıcıların kullanabileceği kalıcı bölgeler oluşturmaları. Yıkık dökük metruk binaları ev olarak kullanıyoruz, küçücük derme çatma bir oda da 10 kişi kalıyoruz. Yangın çıkacak, başımıza bir şey gelecek korkusuyla soba bile yakamıyoruz.”

ANNEMİ ÇOK ÖZLÜYORUM...

İDRİS Akar, Şanlıurfa’dan çıkıp Ankara’ya gelmiş, henüz 15 yaşında, 3 yıldır sokak sokak gezip çöplerden atık topluyor. Akar, “Ailemin maddi durumu iyi olmadığı için okulu bıraktım. Akrabalarımla birlikte Ankara’ya geldim, çoğu sokaklarda atık topluyordu. Ben de toplamaya başladım, topladığım atığın miktarına göre günde 40-50 lira arasında para kazanıyorum. Okumayı çok isterdim, kendi yaşıtlarımın okula gidip geldiğini görünce üzülüyorum. Bir de annemi çok özlüyorum; yemeklerini, saçlarımı okşamasını, sarılmasını...” diyor.

HAYALİM SOKAKLARI SEVGİLİMLE GEZMEK

Yakup Kaman, 19 yaşında 2 senedir sokaklarda atık topluyor. Okulu bırakmak zorunda kalmış: “Sokakları dolaşırken insanlar bizi görüp yolunu değiştiriyor, yanımızda geçerken yüzünü buruşturuyor. Bu anları görünce çok üzülüyorum, sevgilisiyle, kız arkadaşıyla el ele gezenleri görünce içimde burukluk oluşuyor. En büyük hayalim bugün ekmek parası kazanmak için gezdiğim Ankara sokaklarını bir gün sevgilimin elinden tutarak gezmek. Karış karış bildiğim bu sokakları gezmenin mutluluğunu yaşamak.”

Vebalı gibi görmeyin ekmek derdindeyiz

 

YASAYLA YÖNETMELİKLE HAKLARIMIZ VERİLMELİ

Sokak Atıkları Toplayıcıları Derneği Başkanı Recep Karaman, Türkiye genelinde 500 bin kişinin atık topladığını belirterek şunları aktarıyor: “Metruk binalarda ölüyoruz, sokakta arabalar çarpıyor, trafik kazasına kurban gidiyoruz. Sağlıksız koşullarda çalışıp, metruk, harabe binalarda barındıkları için çeşitli hastalıklarla karşılaşıyoruz. Sıfır Atık Projesi’nin ‘olmazsa olmazı’yız. Sokak toplayıcıları olmasa geri dönüşüm olmaz. 2016’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’ni değiştirdi. Bu işi bizden aldı ancak sistem 5 günde çöktü, tekrar iş sokak toplayıcılarına kaldı. Bu işin sahadaki piyadeleri kâğıt toplayıcılarıdır. Bizi görmezlikten gelmeyin. Türk ekonomisine yılda 10 milyar lira girdisi olan bir alandan bahsediyoruz. Doğal kaynakları, çevreyi korumaya en büyük katkıyı biz sağlıyoruz. Doğada yok olmayan, erimeyen, çevreye, su kaynaklarına zarar veren başta naylon olmak üzere atıkları toplayarak hem doğayı koruyoruz, hem de ekonomiye katkı sağlıyoruz.
Sokakta atık toplayıcılarına yönelik dışlayıcı bir davranış söz konusu, ‘vebalı, hastalıklı veya adi suçlu’ gözüyle bakılıyor. Bu bakışın değişmesi için yasal çalışma yapılmalı. Yasalar ve yönetmeliklerle haklarımız verilmeli. Yardım veya devletten menfaat sağlama gibi derdimiz yok. Ekonomiye, çevreye, doğaya bu kadar katkı sağlayan kâğıt toplayıcıların tek isteği itibarlarının verilmesi. Bu da yapılacak yasal düzenlemeyle olur.”

 

SOKAK ATIKLARI İÇİN DEPOLAMA ALANLARI KURULMALI

Kâğıt ve sokakta atık toplayıcıları 2018 yılında bir araya gelerek Sokak Atıkları Toplayıcıları Derneği’ni kurdu. Ankara merkezli derneğin şu an 2 bin 700 üyesi bulunuyor. Başkanlığını Recep Karaman’ın yaptığı dernek federasyon olmak için çalışma başlattı. Şu anda 4 ilde daha dernekleşme için faaliyet yürütüyor. Karaman, “Türkiye geneli 500 bin sokakta atık toplayıcısı var. Sadece Ankara’da 7-8 bin kâğıt toplayıcısından bahsediyoruz. Ekonomiye, çevreye, doğaya katkı sunan bu kitle görmemezlikten geliniyor. Metruk binalarda, sokaklarda ölüme terk ediliyor. Organize sanayi bölgeleri gibi sokak atıkları için depolama alanları kurulmalı. Atık toplayıcılarının da burada barınacağı evler yapılmalı. Hem kentlerin içinde kâğıt toplama alanlarıyla oluşan görüntü kirliliği olmaz, hem de atık toplayıcıları sağlıklı, denetimde olan alanları kullanmış olur” diyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle