GeriGündem Vatan sağolsun, ama çocuklarını da sağ tutsun
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    10
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vatan sağolsun, ama çocuklarını da sağ tutsun

Vatan sağolsun, ama çocuklarını da sağ tutsun
refid:15089240 ilişkili resim dosyası

Üç gündür medya dahil her yerde üzüntü, panikle geliştirilen söylemler, yıllardır seslendirilenlerin makyajlanıp son saldırıya adapte edildiği o bildik öneriler, entellektüel temenniler, takıntılı husumetler, siyasi kavgalarda ‘hayır sen suçlusun’ bağırışları, ateşler düşen şehit evlerinin üzerine yine bir karabulut gibi çöktü.

PKK ne yapmak istiyor, Türkiye nerede, Ankara ne düşünüyor, bundan sonra ne olur? Planlar ne, hangi iddialar ne kadar doğru? Kafa karışıklığını gidermek, resmi net ve objektif olarak çekerek bazı gerçeklerle artık yüzleşmek gerekiyor. Bu çerçevede teker teker şu noktaların üzerinden geçmekte ve durum analizi yapmakta fayda var:

 

Metehan DEMİR YAZIYOR

- Türkiye artık sır olmayan yeni bir terör sürecine girdi. Yeni saldılar olacağını söylemek marifet değil. Hayati olan hepsinin önlenemeyeceğini bilip, sağduyuyu kaybetmemek.

- Anlık istihbarat da olsa bölgede onlarca hareketli PKK grubu var. İstihbaratın küçük gruplarla büyüyen PKK’nın hepsini saptaması imkansız. Hava şartları da olumsuz rol oynayabiliyor.

 

PKK nedir?

- PKK, taşeron veya değil. Bunu sadece İsrail’dir imalarına bağlamak acelecilik ve kendimizi kandırmak olur. Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin en iyi olduğu yıllarda da, bölgesel aktörlükle işimizin olmadığı dönemlerde de, demokrati açılımın olmadığı dönemlerde de, başka hükümetlerin olduğu günlerde de PKK çok kanlı eylemler yaptı. Akıl tutulmasına uğramamak için bu nedenle hafızamızı hep diri tutmamız lazım. Bu nedenle örgütün aynı zamanda dışa iş yaptığı gibi durumdan vazife çıkaran ama kendi çıkarları için de mücadele veren bir yapı olduğunu unutmamak gerekiyor. Ama, ABD’nin son dönemde sürekli, ‘size yıllardır PKK’da yardım ediyoruz’ yönünde ‘işiniz bize düşer’ imaları dikkatlerden kaçmıyor. Bir hafta önce Gazze diyen, İsrail'e kafa tutan ve başka ufuklara yelken açmaya hazırlanan bir Türkiye'nin bugün son saldırılarla yine nasıl iç dertlerine düşürüldüğü de ilginç ve üzerinde durulması gereken bir noktadır.

- Daha önce kalabalık bir grupla sınırdan çok içerideki Tunceli’de, şimdi de 250 kişi ile sınırda karakol basarak PKK, demokratik açılım dahil süreçte zayıflatılamadığını göstermeye çalışıyor.

- Sorun da bu çerçevede sadece sınırdan sızmalarda değil her yerde. Yani, Tunceli’de veya Tokat’ta. Şehirler de sivil hedefler de, polis ve jandarma da ciddi tehdit altında.

 

Kimse PKK'nın bitmesini istemez

- Bu saldırılar gerçekten bitişin çırpınması olabilir. Ama PKK’nın süreçte bir şekilde birilerince var tutulacağı da unutulmamalı. Türkiye için tamamen bitmiş bir PKK’yı hiç bir ülke istemez. Dostu dahil. Bunun konjonktürel kontrol ile ilgisi var.

- Genelkurmay’ın, ‘terörist saldırılar artacak’ ifadesi onun aczini göstermez. Buna benzer açıklamaları dünyanın her ordusu risk ve tehdit analizi sonrasında yapabilir.

 

Karakollardan çekilmek ikilemi

- Karakollardan çekilmek tartışılıyor. Savunmasızlıkları, kaçakçılık konseptine göre yapıldıklarından saldırıya açık oldukları konuşuluyor. Belki rehabilite gerekli. Ama çekilme aynı zamanda PKK’nın vatan toprağında devlete istediğini yaptırması olarak da algılanacaktır.

- PKK’nın en korktuğu TSK’nın taarruz helikopterleri. Sayısının azlığı ise TSK’da ciddi sorun. Bu 16 yıldır ihalelerdeki beceriksizlikler nedeni ile bir türlü çözülemedi.

- En büyük hatalardan biri yıllardır PKK için bir avuç eşkıya tanımlaması. Terör örgütü maalesef bugün teori ve pratik olarak kendini belli bir noktaya getirmiş, parasal kaynakları olan kanlı bir yapı. Bölge konjonktürünü, Türkiye’nin hassas dengelerinin nerelerde kilitlendiğini bilen bir yapı. PKK saldırılarla belirli ölçüde bazı noktalarda gerekli huzursuzluğu sağlayabiliyor.

 

PKK neyi amaçladı?

 

Son saldırılarla PKK;

 

*İmralı’daki Abdullah Öcalan’ın yeniden oyunun içinde etkin olması gerektiğini konuşturmayı

 

*'Kendisi ve Öcalan muhatap alınsın’ ile genel af çağrılarını tartıştırmayı,

 

*TSK’yı artık operasyon yapamaz hale getirmek için her eylemi, ‘TSK yaptı da bu da ondan oldu’ havasını şişirmeyi

 

*Demokratik açılımın bittiğinin tartışılmasını, aşırı kin ve öç kokan söylemleri pompalatmayı

 

*İnisiyatifin ve sürecin belirleyiciliğinin ancak kendisinin elinde olduğunu göstermeyi

 

*Türkiye’de siyasiler arasında ‘senin yüzünden’ tartışması çıkarmayı,

 

*Halkta bıkkınlık, kızgınlık yaratarak kardeş kavgasının önünün açılmasını

 

*Moral bozukluğu yaratmayı

 

*Hesap sorularak TSK’yı zor duruma düşürmeyi

 

*AK Parti iktidarını köşeye sıkıştırmayı, seçim olsun havasını pompalamayı

 

*Batı nezdinde Türkiye’yi zor duruma düşürebilecek uzun süreli sınır ötesi, ohal gibi adımlar attırmayı ve

 

*Panik içinde bir Ankara görüntüsü verdirmeyi amaçladı.

 

Gözünüzü kapayın çoğunu neredeyse yaşadık. Bu nedenle, Türkiye’nin bu konuda dünyanın en tecrübeli ülkesi olarak bundan böyle tuzaklara düşmeden sağduyu ile gitmesi gerekiyor.

 

Ankara bugün ve önümüzdeki günlerde devletin önemli isimlerini bir araya getiren zirvelere tanıklık edecek. Bu zirvelerden daha önce de yapıldı. Van’da dün şehitlerin cenaze töreninde yüzlerden moralin ne kadar bozuk olduğu okunuyordu. Hepsinin mutlaka kafasında çözümler vardı. Ama bugünkü zirvede düğmeye basabilecekleri bir ortak çözümleri var mıydı, orası bilinmez. Ama en azından bugün gazetelere yansıyan mevzide askerler ve hükümetin birarada olması görüntü ve birliktelik açısından moral verici. Ümit edelim devamı gelsin. Çünkü ikisinin de düşmanlarının bir olmadıkları sürece her birine verdiği zarar ortada.

 

Çözüm ne olacak?

 

Çözümün tek ve sağduyulu bir devlet formülü olması gerektiği tek gerçek. Teröriste taviz vermeyen ama paniğe kapılmayıp bölgenin ihtiyaçlarını her zamankinden daha çok karşılamaya hazır bir devlet. Aksi takdirde, şehit ailelerinin çığlıkları Ankara’nın kavgaları arasında boğulup gidecek. Endişe önümüzdeki günlerde organize olabileceğimiz tek şeyin şehit cenazelerinde yine bir araya gelebilmekten öte gidememesi.

 

Mesela TSK; AK Parti, MHP ve CHP meselesi değil

 

Bu saldırı son değildi. O nedenle, iş, Güneydoğu’da askerlerin, şehit veren ailelerin başkentte kavgalara bakıp, ‘Ben burada niye savaşıyorum, çocuklarımız niye ölüyor’ demesine gelmeden, ortak devlet aklı üretmek şart. Mesela TSK, AKP, CHP veya bir başkası meselesi değil. Çünkü kan akıyor. Vatan sağolsun ama vatan artık çocuklarını sağ tutsun. Çözüm tek başına ne sınır ötesinde, ne taş atan çocuklar yasasında, ne erken seçimde, ne karakolların taşınmasında, ne de anlık istihbaratta. Çözüm birleşmiş bir Ankara’da.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle