GeriGündem Uçuşa hazırlanın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uçuşa hazırlanın

Alan Parsons İstanbul konserlerinden önce Hürriyet'e konuştu

Ünlü rock topluluğu Alan Parsons Band, ‘‘On Air’’ turnesi kapsamında konserler vermek üzere İstanbul'a geliyor... Hürriyet, 23-24 Ocak'ta gerçekleşecek konserlerden önce Alan Parsons'la görüştü. Telefonda ‘‘İstanbul'dan ses ve coşku bekliyoruz’’ mesajını veren Alan Parsons, Türkiye'deki hayranlarına unutamayacakları iki gece yaşatacaklarını müjdeledi...

Çok klasik bir soru ama, müziğe nasıl başladınız?

- Aslında sanat yönü ağır bir aileden geliyorum. Annem hem oyuncu hem de şarkıcıydı. Babam da iyi bir müzisyendi. Müziğe çok küçük yaşlarda başladım diyebilirim. 6 yaşında piyano, 11 yaşında flüt, 13 yaşında da gitar çalıyordum. Ancak elbette bir virtüöz olacak kadar köklü bir müzik eğitimi almadığımdan hiçbir zaman buna özenmedim. İşin yaratıcı tarafında kalmayı tercih ettim. 60'lı yılların sonunda Londra'daki Abbey Road Stüdyoları'nda kariyerime devam ettim. Beatles'ın son çalışmalarına katılma şansını yakaladım. ‘‘Let It Be’’ ve ‘‘Abbey Road’’ albümlerine yardımcı mühendis olarak katkıda bulundum. Beatles dağıldıktan sonra bile Paul McCartney ve stüdyolarla olan bağımı koparmadım. The Hollies'in ‘‘He Ain't Heavy He's My Brother’’ ve ‘‘The Air That I Breathe’’ hitlerine de benzer katkılarda bulundum.

Yani daha o yıllarda yaratıcılığınızı pek çok hit'e yansıttınız...

- Bunlar sadece bir başlangıçtı. Pink Floyd'un ‘‘Dark Side of the Moon’’ albümüne mühendis olarak yaptığım katkılardan sonra zirveye ulaştım diyebilirim. Artık herkes tarafından aranmaya başlamıştım. Bundan sonraki üretime geçme kararım da doğru atılmış bir adımdı.

Eski ismiyle ‘‘Alan Parsons Project’’ nasıl kuruldu?

- Başarılı olmaya başladıktan sonra birilerinin beni yönlendirmesi gerektiğini anladım. İşte bu sıralarda Abbey Stüdyoları'nda birlikte çalıştığım Eric Woolfson, kendi başıma bir sanatçı olmam için beni yönlendirmeye başladı. Eric çok yetenekli bir sanatçıydı. Kısa sürede yaratıcı bir ortaklık oluşturduk. 1974 yılında Edgar Allen Poe'nun hikayelerini müziğe uyarlamaya başladık. Bundan iki yıl sonra, ‘‘Tales of Mystery and Imagination’’ ile birlikte Alan Parsons Project doğdu.

Neden albümlerinizde Edgar Allen Poe ve Freud'u kullandınız?

- Edgar Allen Poe ve onun gizemli, ürkütücü hikayeleri... Eric de ben de her çocuk gibi küçüklüğümüzden beri bol bol Poe okumuştuk. Bu nedenle onun hikayelerini müziğimizle bütünleştirmeye karar verdik. Sonunda gördük ki, özel olarak bu amaçla seçilmiş olmasa da, Poe'yu kullanmak hiç de fena bir ticari seçim olmamış. Poe'nun hikayelerini baz alan hiçbir filmin para kaybetmediğini de düşünürsek gerçekten iyi bir karar olmuş. Freud da gerçekten sıradışı bir seçimdi. Bu unutulmaz ismi albümümüzde yaşatmanın iyi bir iş olduğunu düşünüyorum.

DEĞİŞİKLİK FAYDALIDIR

Farklı olmayı ve değişikliği seviyorsunuz anlaşılan?

- Evet... Değişikliğin her zaman yenilik ve ilerleme anlamına geldiğini düşünüyorum. Albümlerin çoğunda değişik insanlar ve değişik şarkıcılarla çalıştım. Her albümün kendine özgü farklı yapısı da işte buradan geliyor. Başırının sırlarından birinin de değişiklik olduğunu düşünüyorum.

Sizi herkes ‘‘Alan Parsons Project’’ olarak biliyor. Ancak artık ‘‘Alan Parsons Band’’ olarak sahne alıyorsunuz. Bu değişiklik neden oldu?

- Ben işe Eric Woolfson ile başlamıştım. Grubun adı da o zamanlar ‘‘Alan Parsons Poject’’ti. Ancak ‘‘Gaudi’’ albümünden sonra Eric, müzikal tiyatro yapmak için gruptan ayrıldı. Bu nedenle ‘‘Project’’ ismini bırakıp, grubu kendi ismimle devam ettirmeyi daha uygun gördüm.

En son albümünüz ‘‘On Air’’in ana teması havacılık... Bu tema nereden aklınıza geldi?

- ‘‘On Air’’ da diğer tüm albümler gibi kendine özgü farklı bir yapıya sahip... Albümün sadece havacılık üzerine olduğunu söylemek yanlış olur. ‘‘On Air’’de uçmak ile ilgili her şeyi bulabilirsiniz. İnsanların uçmayı isteme nedenlerini işledik bu albümde... Henüz çocukken bile uçma hayalleri kurduğumuzu göz önüne alırsak, uçmanın bizim için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

Albümün çıkış noktası ‘‘Brother Up In Heaven’’ adlı parça... Yeni albüm için yazılan ilk parça buydu ve grubun gitaristi Ian Bairnson'ın kuzeninin trajik ölümünü anlatıyordu. Kuzen Erik Mounsey havadayken ölmüştü. 14 Nisan 1994'te, Kuzey Irak'ta gezen 2 Amerikan helikopteri, Rus yapımı Irak helikopteri sanılarak, Amerikan savaş uçakları tarafından vurulmuştu. İçlerinde Erik Mounsey'in de bulunduğu 26 kişiden kurtulan olmamıştı. Ian da 1995 yılında kuzeninin anısına ‘‘Brother Up In Heaven’’ı yazdı. Bu ilk parçasından sonra bir yıllık bir çalışmanın ardından albüm tamamlandı.

Türkiye'ye ilk kez geliyorsunuz. Neler söylemek istersiniz?

- Türkiye'ye gelmeyi dört gözle bekliyorum. Öncelikle konserlerden arta kalan zamanda tarihi mekanlarınızı gezeceğim. Topkapı Sarayı ve Kaşıkçı Elması görmek istediğim ilklerden... Konserlerde de Türk halkıyla tanışmak istiyorum. Performans boyunca seyircinin sesi eksik olmasın. 23 ve 24 Ocakta İstanbul'da sevenlerimizle birlikte coşkulu bir uçuşa çıkacağız.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle