GeriGündem Uçarcasına Klasikle çağdaş dansı birarada sunan iki perdelik balenin libretto ve müzik seçimi Şefik Kahramankaptan'a, koreografi Uğur Seyrek'e ait. Uçarcasına
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uçarcasına Klasikle çağdaş dansı birarada sunan iki perdelik balenin libretto ve müzik seçimi Şefik Kahramankaptan'a, koreografi Uğur Seyrek'e ait. Uçarcasına

Uçarcasına Klasikle çağdaş dansı birarada sunan iki perdelik balenin libretto ve müzik seçimi Şefik Kahramankaptan'a, koreografi Uğur Seyrek'e ait. Uçarcasına tümüyle ‘‘Türk Malı’’ bir bale. Hep kapalı gişe oynadı neoklasik tarz baleler... Kiminin, Vivaldi-Mevsimler, Çaykovski- Serenad gibi klasik yanı ağır basıyordu. Kiminin ise Schubert-Bitmemiş Senfoni, Ravel-Bolero, Beethoven-7. Senfoni gibi yenilikci yanı. İzleyici, Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de bale için yazılmamış müziklerle yapılan bu koreografilere yakın ilgi göstermişti. Ankara Devlet Balesi'nde bu kez tümüyle yerli bir neoklasik bale izleyici karşısına çıkıyor: Uçarcasına... 23 Kasım'da yapılacak galasından sonra, düzenli olarak her ay birkaç temsille sunulacak olan Uçarcasına'nın müzik seçimleri ve librettosu, Hürriyet Dergi Grubu'nun Ankara Temsilcisi, sanat yazılarıyla tanınan gazeteci-yazar Şefik Kahramankaptan'a ait. Müzikler, Turgay Erdener, Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Muammer Sun, Ulvi Cemal Erkin ve Kamran İnce'den seçilmiş. Koreograf, yıllardır Stuttgart Balesi'nde dansçı olarak çalışan, geçen yıl Bolero koreografisiyle dikkatleri üzerine çeken Uğur Seyrek. TOPLUMSAL GELİŞMENİN ÖYKÜSÜ Balenin tek kelimelik sempatik adını, çok kapsayıcı olduğu için seçmiş Şefik Kahramankaptan...‘‘Uçmak, Türkçe'de çok değişik anlamlarda kullanılabilen bir fiil. Uçarcasına adını, 75 yılın hızla akıp gidişini, özlenen mutluluğu ve bale sanatının görsel zerafetini yansıtmak amacıyla seçtim. Müziklerle de Cumhuriyet dönemi Türk çoksesli müziğinin gösterdiği gelişmeyi örneklemek istedim’’ diyor. Balenin konusu, taşradan büyük kentte göçeden bir ailenin kızı olan Ülkü'nün yaşamından kesitlerle, Cumhuriyetin 75 yılının soyut öyküsünden oluşuyor. İki perdede yedi tabloyla yansıtılan öykü, genç cumhuriyette kent yaşamının ve ekonominin canlanmasını, kadının giderek etkin hale gelişini ve önemini, toplumsal dayanışmayı, değişik yerel kültürlerden gelen insanların büyük kentte kaynaşmasını simgesel olarak anlatıyor. Bu hem bir aşk, hem de toplumsal gelişme ve çalkantıların öyküsü. 75 yıllık süreç içinde özellikle 1968 sonrası beliren ve günümüze kadar sürüp gelen istikrarsızlık ortamında, değişik nedenlerle yaşanan gerginlik, sokak çatışmaları ve terör de simgesel olarak ikinci perdede yeralıyor. Uçarcasına, toplumun günlük yaşamın zorluklarına karşın, birlik ve beraberliğin önemini kavramasıyla son buluyor. TÜRKÜ VE ÇAĞDAŞ MÜZİK Öyküyü ‘‘Geleceğe umutla bakan iyimser bir öykü’’ olarak niteleyen Kahramankaptan, Uçarcasına'nın oluşum süreciyle ilgili olarak da şu bilgileri veriyor: ‘‘Öykünün yazımı ile müziklerin seçimini birarada yürüttüm. Bestecilerimizin Anadolu folklorundan hareketle yazdığı, Türk renkleri hemen algılanabilen parçalarıyla birlikte, modern müziğin ve yaşadığımız yüzyılın özelliklerini taşıyan az seslendirilmiş eserleri özellikle seçtim. Tabii, müziklerin öyküye uygunluğuna ve koreografın özgür yaratımına olanak verecek özellikler taşımasına da özen gösterdim. Müzik seçimi konusunda Ankara Devlet Konservatuarı kompozisyon bölümünden değerli hoca ve besteci Muammer Sun'a danıştım. Ayrıca müzikleri, Devlet Opera ve Balesi Genel Sanat Yönetmeni, keman sanatçısı H.Hüseyin Akbulut'la da dinledik ve değişik parçaların ardarda gelmesinden doğabilecek olumsuzlukları tartıştık. ‘‘Uğur, bütün bir yaz mevsimini, her yerde kulaklıkla müzikleri dinleyip kafasında dansları kurarak, stüdyoda deneyerek geçirdi. Tuncay Kalyon ve Nursun Ünlü tarafından realize edilen dekor ve kostümleri de danslarla birlikte tasarladı. Ortaya, Seyrek'in klasikle moderni, ilginç simgesel efektlerle bağdaştırdığı akıcı ve başarılı bir koreografi çıktı.’’ Eski evler, cumbalar Füsun Çakıroğlu resimlerini İzmir TÖMER Sanat Galerisi'nde sergiliyor. Ayrıntılı fırça darbeleri ve folklorik tarzıyla dikkat çeken sanatçı genellikle eski Türk evlerine ve özellikle cumbalara ilgi duyuyor. Sergi 9 Kasım'a kadar izlenebilir. İstanbul gidiş-dönüş Yaşamlarını Batılı ülkelerde sürdüren ressamların yapıtları toplu halde sergileniyor. İstanbul Gidiş-Dönüş/Batı Metropollerinde Yaşayan Türk Sanatçılar başlıklı bu sergi, 5 Kasım tarihinde İstanbul Borusan Sanat Galerisi'nde açılacak. Sergide, Cem Aydoğan, Fatih Aydoğdu, Ergin Çavuşoğlu (Bir çalışması yanda), Melek Mazıcı ve Şükran Moral'ın yapıtları yeralıyor. Savaştan Barışa Aşktan Kavgaya Cumhuriyet'in 75. yılı kutlamaları çerçevesinde, geçtiğimiz salı günü Bursa Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenen ‘‘Savaştan Barışa Aşktan Kavgaya (Mustafa Kemal)’’ adlı oyun, 23 ve 29 Kasım tarihlerinde Ankara'da Büyük Tiyatro'da tekrarlanacak. Devlet Tiyatrosu'nda geçen sezondan bu yana süren ve Atatürk Araştırma Merkezi Sanat Ödülü'nü alan bu oyunu Recep Bilginer yazdı, Raik Alnıaçık yönetti. Kuşlar Erenköy'de Elli yıldır Türk resim sanatında kendine özgü binlerce kuşla özgün bir yer edinen Salih Acar, şimdi de kuşlarıyla İstanbul Erenköy semalarına kanatlanıyor. Erenköy Şerafettin Sokak'ta geçen yıl hizmete giren Purart Sanat Galerisi, mevsimin ilk kişisel sergisinde Acar'la buluşuyor. Bu ilginç sergiyi 19 Kasım'a kadar izleyebilirsiniz. Karikatürlerle Cumhuriyet Araştırmacı-yazar Turgut Çeviker'in arşivinden derlenen ve dün açılan Karikatürlerle Cumhuriyet Belgeseli sergisi 3 Kasım'a kadar İstanbul Pimapen Kültürevi'nde görülebilir. Sergide, aralarında Cemal Nadir Güler, Ramiz Gökçe, Suat Yalaz, Ali Ulvi Ersoy ve Latif Demirci'nin de bulunduğu çok sayıda karikatür sanatçısının yapıtları yeralıyor. Atatürk özel Cumhuriyet'in 75'inci yılı nedeniyle düzenlenen Atatürk fotoğrafları sergisi, İstanbul Akmerkez Food Cort'ta 23 Kasım tarihine kadar açık. Sergide, Atatürk'ün özel yaşanısından kesitler sunan fotoğraflar yeralıyor.