GeriGündem Üç tonluk bebek müzede
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üç tonluk bebek müzede

Akdeniz'in en büyük balinasıydı. Boyu 10.5 metre, ağırlığı 3.26 tondu. Son nefesini verdiğinde ilk yaşını doldurmasına birkaç ay vardı.

Mart 2000'de Adana'nın Yumurtalık sahillerine vurdu. Cesedine ‘‘manevi babası’’ Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) sahip çıktı ve İstanbul'a getirdi. Türkiye'de ilk kez bir balinaya otopsi yapıldı. Açlığa yol açan bir parazitten öldüğü saptandı. Bu parazit Akdeniz'de ilk kez görülüyordu ve kirliliğe işaret ediyordu. Yavru balina Riva'ya gömüldü. O şimdi toplam 305 adet kemik. Türkiye'nin ilk, tam balina iskeleti İTÜ Deneme Bilim Merkezi'nde sergileniyor.

Tarih 9 Mart 2000. Telefondaki pürtelaş ses Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Yönetim Kurulu üyesi, jeoloji yüksek mühendisi Doç. Dr. Hüseyin Öztürk'e ait. Adana'nın Yumurtalık sahillerine vuran yavru balina İstanbul'a geliyor. Beykoz'daki Selvi burnunda birkaç saat kaldıktan sonra Riva'ya götürülecek. Deniz memelilerinin en irisini ilk kez ve muhtemelen son kez görebileceğim. Hava bıçak gibi soğuk. TÜDAV ilgilileri, gazeteciler, öğrenciler toplanmış sahilde. Bilgiler veriliyor, fotoğraflar çekiliyor, kimisi kamyona çıkıp O'na dokunuyor. Uzun süre denizde kalmaktan derisi yer yer açılmış, yarılmış, eti gözüküyor. Gözlerinden kanlar akmış. Çürük yumurta kokusu bayıltacak kadar güçlü. O kocaman kuyruğu kaya parçası gibi. Bir zamanlar canlı olduğuna inanamıyor insan. Dev cüssesine rağmen öyle çaresiz ki.

Kimbilir son nefesini ne zaman, nasıl vermişti? Yaklaşık 10.5 metre uzunluğunda, 3.26 ton ağırlığındaydı, bir yaşına geliyordu. Dişi bir yavruydu. Uzmanları O'nu Balaenoptera physalus diye biliyordu. TÜDAV Başkanı Prof. Bayram Öztürk'ün eşi, yunus, balina uzmanı Dr. Ayaka Öztürk uzun balinayı ‘‘fin baby’’ (yüzgeç bebek) diye çağırıyordu. Onlara yüzgeçlerinden (fin) ötürü ‘‘fin whales’’ deniyordu çünkü. Bir balina kesmenin nasıl bir duygu olduğunu sorduğumda şunları söyledi: ‘‘Çok heyecanlandım. Yunus operasyonlarına alışkınım, ama dişsiz bir balinayı ilk kez kestim. Derisi çok sertti. Vücudu buz gibiydi. Güç kuvvet istiyordu. Bayağı uğraştık. Öğrenciler de yardımcı oldu.’’

ADIM ADIM OTOPSİ

4 Mart 2000 sabahı Adana'nın Yumurtalık Haylazlı sahillerinde balıkçılar ve yöre halkı tarafından bulunmuştu. İlk incelemelerde annesini kaybettiği, besinsiz kaldığı ve açlıktan öldüğü tahmin edildi. TÜDAV balinayı duyar duymaz Su Ürünleri Fakültesi'ndeki gönüllülerini gönderdi. İlk incelemelerden sonra Çukurova Üniversitesi ve Yumurtalık Kaymakamlığı'nın yardımlarıyla İstanbul'a nakledildi. Bir cuma sabahı Beykoz sahillerine ulaştı. Burada halka, basına gösterildikten sonra Riva'ya götürüldü. Kemerköy İlköğretim öğrencileri balina ziyaretini pek sevmişlerdi.

TÜDAV'dan Doç. Dr. Akın Candan, Dr. Ayhan Dede ve Dr. Ayaka Öztürk'ün önderliğindeki 15 kişilik bir ekip iki günde otopsiyi yaptılar. Ceset fazla hırpalanmamıştı, etleri diriydi. Havanın soğukluğu etin kokmasını önlemişti. Önce derisi yüzüldü ve kalınlığı ölçüldü. Beklenenden çok daha ince bir deriydi bu. Normalde 10 santimken, onunki 4 santim çıktı. Bu da uzun süredir beslenmediğini, hastalandığını, güçsüz kaldığını gösteriyordu. Akciğerine bakıldı, mideleri kontrol edildi. 100-150 kiloluk üç midesinde tek şey vardı: Kan. Böbrekleri ve karaciğerinde parazitler kaynıyordu. Bu kadar genç bir balinada bu kadar yoğun, bu kadar farklı türde parazit olması şaşırtıcıydı. Örnekler alındı ve TÜDAV Başkanı bunları Japonya'ya götürdü. Analizler uzun balinanın kesin ölüm nedeni olan paraziti belirledi. Açlığa neden olan bu parazit Akdeniz'de ilk defa görülüyordu ve tüm deniz memelileri için tehdit oluşturuyordu.

Bedenin alt kısmında bir metrelik bir kısım açıldı ve kalp dahil organları alınıp, ayrı olarak gömüldü. Sıra kemiklere geldi. Kemikler ayrıldı, markalandı, fotoğrafları çekildi. Bazı, çok kemikli kısımlar dağılmaması için ağlara sarılarak gömüldü. Gömüleceği yer titizlikle seçildi. Çukur geçirgen olmalı, havalanma sağlanmalı, böylece etleri, dokuları, kasları hızla çürümeliydi. Jeoloji mühendisi Doç. Hüseyin Öztürk yer altı sularının bol olduğu, kumlu Riva sahillerini seçti. Hafif eğimli, 1.5 metre derinliğinde, 12 metre uzunluğunda bir çukura halatlarla, özenle indirildi ve gömülmesi iki gün sürdü. 11 Mart 2000'de son uykusuna yatan balinaya Riva jandarması göz kulak olmaya söz verdi.

GÖMÜLDÜ VE ÇIKARILDI

Aradan 15 ay geçti. Büyük gün 19 Mayıs 2001'di. Mezar açıldı. Balina çıkarılmaya başlandı. Türkiye Deniz Memelileri İzleme ve Koruma Projesi kapsamında 34 TÜDAV gönüllüsü çalıştı. Kemiklerin çıkarılması 3 gün sürdü. İskeletin kaba temizliği suyla yapıldı. Kemikler hipoklorid yani çamaşır suyuyla temizlendi, yağları eriten hidrojen peroksitten geçirildi, fırçalandı ve durulandı.

İskelet için ekip 8 ay ter döktü. Çelik konstrüksiyon tasarımı TÜDAV kurucularından Asaf Ertan'ın önerisiydi. İrili, ufaklı tam 305 kemikten oluşan iskelet, üç parçaya ayrılabiliyor ve rahatlıkla taşınabiliyordu. En büyük kemik alt çenede, en küçük kemikler yüzgeçlerdeydi. Omurgaların ortasından geçen iki çelik boru bu iskeleti ayakta tutuyordu. Omurgaların arasına kauçuk diskler konuldu ve kaburgalar omurgaya 5-7 mm'lik telle bağlandı. Dil, kalça kemiği gibi bazı kemiklerin bağlanmasında incecik, şeffaf teller kullanıldı.

MÜZESİNE KAVUŞTU

Ray Sigorta tarafından 100 bin dolara sigortalanan Türkiye'nin ilk, tam balina konstrüksiyonuydu bu. Aynı zamanda dünyanın da ilk ve tek demonte balina iskeletiydi. İlk olarak Boatshow'da sergilendi ve müzesine geçen hafta kavuştu. İTÜ Taşkışla kampüsündeki Deneme Bilim Merkezi'nde ziyaretçilerini bekliyor. Yavru balinaya sahip çıkan ve kurdela keserek iskelet sergisinin açılışını yapan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Bayram Öztürk, ‘‘Denizlerimizde balina olmadığını kim iddia ediyor ki?’’ diyor. ‘‘İşte Akdeniz'in en büyük balina türü. Bu projedeki amacımız deniz kültürünün oluşturulması, Akdeniz'deki kirliliğe dikkat çekilmesi ve denizlerimizin korunması. Balina iskeleti için Monako, Londra, New York, Tokyo'ya gitmenize gerek yok. Gelin, balinayla yüzleşin.’’

ÖZEL ŞARABI VAR

Her gün açık ve ücretsiz olan İTÜ Deneme Bilim Merkezi'nde balinanın iskeletini inceledikten sonra anısına hazırlanan özel şarabı alabilirsiniz. Prof. Bayram Öztürk, ‘‘Yabancı ülkelerdeki doğa müzelerinden esinlendim’’ diyor. ‘‘Çanta, çakmak, havlu, telefon kartları, şarap gibi hatıra eşyaları satılır. Bu şarap da uzun balina yavrusu için Diren şirketi tarafından hazırlandı. TÜDAV için bin adet üretildi. Öküzgözü-Boğazkere üzümlerinden Karmen 1996 Selection şarabının özelliği etiketsiz olması. Uzun balinanın fotoğrafı, Latince ismi şişenin üzerine fırınlandı. Şişenin arka yüzünde ise Balinanın Öyküsü'nü bulabilirsiniz. TÜDAV'ın sitesi www.tudav.org adresinden de sipariş verilebilir.’’

27 METRELİK DENİZ DEVİ

Uzun balina Akdeniz'in batısında daha sık görülüyor. Yeni doğanlar 6.5-7 metre, yetişkinler güney yarıkürede 27 m, kuzey yarıkürede 24 metre oluyorlar. Yetişkinlerin ağırlığı 45-75 ton arasında. Yaşam süreleri 40 yıl. Mavi balina stoklarının azalması sonucu avcılar uzun balinalara yöneldiğinden koruma altına alındılar. Türkiye sularında daha önce karaya vuran iki uzun balinadan biri Ankara Doğa Tarih Müzesi'nde. Şubat 1999'da Dilek Milli Parkı'nda karaya vuran diğeri ise TÜDAV'ın katkılarıyla Kuşadası Belediyesi'nde sergileniyor.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle