GeriGündem Üç ayrı bölgede 3 siyasi karakter
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üç ayrı bölgede 3 siyasi karakter

Üç ayrı bölgede 3 siyasi karakter
refid:26222128 ilişkili resim dosyası

Marmara diye bilsek de 2 ayrı, hatta 3 ayrı sosyolojik ve ekonomik bölge konuşuyoruz. Birincisi elbette İstanbul, her şeyiyle ayrı bir bölge sayılmayı hak eden metropol. İkincisi sanayi havzasına dönüşmüş Kocaeli, Bursa, Sakarya... Üçüncüsü de tümüyle farklı sosyolojik ve siyasi özellikleri olan Trakya. Trakya’da kendisini dindar olarak tanımlayanlar % 61, Doğu Marmara’da % 70. Başını örtmeyen kadınlar Trakya’da % 35, Doğu Marmara’da % 26. Trakya nüfusunun % 72’si yine Trakya doğumlu iken bu rakam Doğu Marmara’da % 56. Doğu Marmara şimdiye dek yoğun göç almış, Trakya henüz büyük iç göç dalgasıyla karşılaşmamış.

COĞRAFYA bilgimizle Marmara Bölgesi diye bilsek de 2 ayrı, hatta 3 ayrı sosyolojik ve ekonomik bölge konuşuyoruz. Birincisi elbette İstanbul, her şeyiyle ayrı bir bölge sayılmayı hak eden metropol. İkincisi sanayi havzasına dönüşmüş Kocaeli, Bursa, Sakarya...
Üçüncüsü de tümüyle farklı sosyolojik ve siyasi özellikleri olan Trakya.
Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu da bu 3 bölgeyi sosyoekonomik özellikleri nedeniyle ayrı ayrı tanımlamaktadır artık.
KONDA bulgularından bazılarıyla sosyolojik farklılıklara bakalım.
Trakya’da kendisini dindar olarak tanımlayanlar yüzde 61, Doğu Marmara’da yüzde 70. Başını örtmeyen kadınlar Trakya’da yüzde 35, Doğu Marmara’da yüzde 26.
Trakya’da kendi hayat tarzını modern olarak tanımlayanlar yüzde 33, geleneksel muhafazakâr olarak tanımlayanlar yüzde 50, dindar muhafazakâr olarak tanımlayanlar yüzde 17.
Doğu Marmara’da ise modernler yüzde 27, geleneksel muhafazakârlar yüzde 52, dindar muhafazakârlar yüzde 21.

Üç ayrı bölgede 3 siyasi karakter
TRAKYA GÖÇ ALMADI TERCİHLERİ FARKLI

Trakya nüfusunun yüzde 72’si yine Trakya doğumlu iken bu rakam Doğu Marmara’da yüzde 56. Doğu Marmara şimdiye dek yoğun göç almış, Trakya henüz büyük iç göç dalgasıyla karşılaşmamış.
Doğu Marmara’da toplam yetişkin nüfusun yüzde 10’u işçi, yüzde 8’i çiftçi iken Trakya’da yüzde 13’ü işçi, yüzde 4’ü çiftçi.
Doğal olarak 2 bölgenin siyasi tercihleri de farklı.
Bölge bazında bakıldığında AK Parti’nin en düşük oy aldığı (ki her birisi yine yüzde 35) 3 bölgeden birisi Trakya. Buna karşılık CHP’nin en yüksek oy ortalaması tutturduğu bölge de Trakya.

CHP DOĞU MARMARA’DA REKABETE GİREMİYOR

Doğu Marmara ise her 2 partinin de ülke ortalamaları dolayında oy aldıkları bölge.
Seçimlerden önce AK Parti’nin birinci hedefi yüzde 45 ortalamasını tutturarak cumhurbaşkanlığı seçimindeki oyun kurucu rolünü sürdürmek, ikinci hedefi de İstanbul, Ankara gibi sembol büyükşehirlerde koltukları korumaktı. Buna karşılık CHP’nin birinci hedefi sembol büyükşehirlerde kazanmak, ikinci hedefi yüzde 30 bandını aşmaktı.
Ama İzmir’in ve Trakya’nın AK Parti için özel bir anlamı daha vardı ki yerel yönetimlerde olamadığı alanlardı buralar. O nedenle Trakya’da ve İzmir’de kazanılacak başkanlıklar önemliydi.
Gerçekleşen sonuçlara bakıldığında AK Parti Doğu Marmara’da, CHP Trakya’da alan hâkimiyetini sürdürüyor. Fakat Trakya’da ve özellikle Tekirdağ’da AK Parti’nin nefesi CHP’nin ensesinde iken, Doğu Marmara’da CHP henüz rekabete girebilmiş değil.

NE DEDİLER?

AK Parti değişimi temsil eden tek aktör

Nil Mutluer (Yard. Doç. Dr., Nişantaşı Üniversitesi, sosyal bilimci) İktidara oy verenler, iktidarı değişimin temsilcisi olarak algıladılar ve tavırlarını değişimden yana koydular. ‘Potansiyel darbe gelecek ve bizi eski otoriter düzene çekecek’ algısı yaratıldı ve bu algı çok iyi yönetildi. Tapeleri, yolsuzluk ifşalarını, Ergenekon ve Zirve davalarındaki dışarı salınmaları ve sağlık, eğitim ve aile politikalarındaki değişimleri yeni bir muhafazakârlaşma, otoriterleşme olarak okumadılar. Ekonominin böyle devam etmesi gerektiği algısıyla, barış süreciyle değişimin yanında olduklarını gösterdiler. Bunun dışındaki kanallarla beslenenler, Gezi sürecinin bir darbe olmadığını söyleyen ve yaşayanlar, yolsuzluk olduğunu düşünenler için ise partiler kendilerini görece olarak yenileyemedi. CHP’nin oyu kemik oy civarında kaldı. CHP değişimi göstermiyor, statükoyu temsil etti. HDP önemli bir proje ama kendisini BDP’den bağımsız olarak algılatabilecek zamanı olmadı. Seçim sürecinde de milliyetçi saldırılara uğradı. Özgürleşmeyi, demokratikleşmeyi temsil eden bir muhalefet partisi görüntüsünü oturtamadı, yeni bir parti algısı yaratamadı. Sonuç olarak AK Parti kendi kitlesinde değişimi temsil eden tek aktör olarak göründü. Diğerleri de ya altyapı eksikliği ya da tercihen alternatif yaratacak bir adım atamadılar. Tüm bu halde dikkat edilmesi gereken nokta milliyetçi oylardaki artış. AK Parti seçmeninin hepsinin de oylarını gönül rahatlığıyla verdiğini düşünmüyorum, eskiye dönme kaygısı, ekonomik istikrar ve alternatif muhalefet bulamama bu sonuçları getirdi.

AK Parti liberal gerginliği ortada kaldı

Ali Bayramoğlu (Gazeteci-Yazar) 30 Mart, Türkiye’yi 2010’lara taşıyan büyük bir ittifakın, daha doğru ifadeyle işbirliğinin sona erişini tescil eden, bu konuda ilk büyük yüzleşme ve hesaplaşma yaşanan seçimler oldu. Son 2 yıl, AK Parti etrafındaki muhafazakâr çevreler, Gülen Cemaati ve liberal-demokrat kesimler arasında zımni işbirliğinin sadece bitmesine değil, aynı zamanda bu aktörler arasındaki keskin ayrışma ve gerginliklere tanıklık yaptı. 30 Mart bu anlamda, önce bir siyasi bilanço çıkarmıştır. AK Parti-Cemaat çatışmasında açık ara birincisi galebe çalmıştır. AK Parti-liberal çevreler gerginliği ise hem ilk çatışmanın gölgesinde kalmış, hem ortada kalan bir hesap görüntüsü vermiştir. Seçimlerin ikinci bilançosu sosyolojik niteliktedir. Türkiye’nin yüzde 70’ine yakın ilinde yüzde 40’tan fazla oy alan AK Parti, sadece siyasi değil, sosyolojik açıdan da ‘hâkim siyasi parti’ olmaya ilerlemektedir. Bu durumu Türkiye’nin 1/3’üne, daha 3 büyük iline sıkışmış CHP’nin sosyolojik erimesi tamamlamıştır. AK Parti için başarı olduğu kadar, muhalefet ve çoğulculuk sorunun derinleşmesi tablosudur bu. Üçüncü bilanço demokrasi meselesiyle ilgilidir. Seçmenin yolsuzluk iddialarından, yasaklardan, otoriterleşme tartışmalarından daha çok, gayrimeşru siyaset tarzı karşısında meşru gördüğü ve kimlik olarak özdeşleştiği aktöre destek vermesi, bir kez daha Türkiye’deki demokrasi algısının temel toplumsal özelliklerinden birine gönderme yapmıştır. Dördüncü bilanço, değişim meselesiyle ilgilidir. Türkiye’de zaman zaman toplum siyaseti, zaman zaman siyaset toplumu kuşatır. Birincisi değişim ve çıkış dönemlerine, ikincisi durgunlık ve iniş dönemlerine işaret eder. 30 Mart siyasetin toplumu yeniden kuşattığı bir dönemin ilk seçimleri olmuştur.

AK Parti’nin düşüş trendi devam edebilir

Zeki Sezer (Eski DSP Genel Başkanı ve eski devlet bakanı) Seçimlerde AKP, Tayyip Erdoğan ile bir başarı kazanmış gibi görünüyor. AKP açısından kutuplaştırma politikasının bu sonucun alınmasında etkili olduğunu düşünüyorum. Ancak gözardı etmemek gerekir ki AKP oyları bir düşüş trendine de girmişti. Ekonomik ve sosyal nedenlerle AKP’den uzaklaşma eğilimi zaten başlamıştı. 17 Aralık sonrası gelişmeler, bunun üzerine artı olarak geldi. Bundan sonraki süreçte doğru politikalarla düşüş trendini devam ettirmek mümkün. Bunun için AKP’ye oy vermiş ancak gelişmeleri onaylamayan, gidişattan memnun olmayan kesimlerin duygu ve beklentilerine hitap edecek bir yapı ve politikalara ihtiyaç var. Ne var ne yok satılarak ekonomi iyi gibi gösterildi ancak artık ekonomide de sınıra gelindi. Yolsuzluk ve üretimsizlik politikasını doğru okuyarak, topluma tepeden bakmayan, göbeğini kaşıyan adam imajı vermeyen bir yapıyla politikalar üretilmeli.

‘En büyük Roman TAYYİP ERDOĞAN’

Üç ayrı bölgede 3 siyasi karakter

Trakya karşılaması

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Edirne mitinginde 10 bini aşkın kişiye hitap etti. Selimiye Camisi’nin ön tarafında yer alan meydanda yapılan miting öncekilere oranla daha kalabalıktı. Erdoğan, Kırklareli ve Tekirdağ’da yerel seçim mitinglerinden önce 6 ve 7 Aralık 2013 tarihlerinde de ‘Milli İradeye Saygı’ mitingleri düzenlemişti. Kırklareli’nde ilk mitingini Valilik Meydanı’nda düzenleyen Erdoğan, seçim mitingi için ise daha küçük bir alan olan Cumhuriyet Meydanı’nı tercih etti. Miting alanına otobüsle gelirken 30 davul ve zurnacı tarafından karşılanan Erdoğan, yıllardır belediyeyi kazanamadığı Kırklareli’nde az sayıda ama coşkulu bir topluluğa hitap etti.

TRAKYA YİNE CHP

Tekirdağ’da ise Liman Dolgu Alanı miting için seçilirken alanın etrafı Burdur’dan getirilen bariyerlerle kaplandı. Güvenliği de Mersin’den getirilen polis memurları sağladı. Erdoğan mitinge katılanların açtıkları pankartları neşe içinde okuyarak, “Kızancıklar fena kızdı. Sandıkları patlatacaklarmış” dedi. Başbakan’ın konuştuğu miting alanlarını doldurmalarına rağmen yıllardır CHP’ye oy veren Trakyalılar yine ‘Evet’ mührünü CHP’ye bastı. 30 Aralık seçimi sonunda Edirne’de yüzde 13 farkla CHP adayı Recep Gürkan, Kırklareli’nde CHP adayı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Tekirdağ’da da ise yine CHP adayı Kadir Albayrak ipi göğüslerken AK Partili adaylar 2’nci sırada kaldı.

DOĞUDA AK PARTİ

AK Parti, Trakya’da CHP’nin tahakkümünü kıramazken, Marmara’nın doğusunda ise Yalova hariç tüm illeri aldı, hem de oylarını daha da artırarak. Kocaeli’de eski başkan İbrahim Karaosmanoğlu, Sakarya’da eski başkan Zeki Toçoğlu, Bolu’da eski başkan Alaaddin Yılmaz, Bilecik’te eski başkan Selim Yağcı, Bursa’da eski başkan Recep Altepe’yi yeniden aday gösteren AK Parti, Düzce’de İsmail Bayram’ın yerine Mehmet Keleş ile Yalova’da da 2009’da Demokrat Parti (DP)’den Belediye Başkanı seçilip daha sonra partisinden istifa ederek AK Parti’ye katılan Yakup Koçal ile seçimlere katıldı.

EŞSİZ TEK MİTİNG

İstanbul mitingi öncesi Kocaeli, Perşembe Pazarı’nda kalabalık bir topluluğa hitap eden Erdoğan, yanında eşi Emine Erdoğan’ın olmadığı tek mitingte konuştu. Miting öncesi sahneye çıkan AK Parti’nin seçim şarkısı ‘Dombra’yı yorumlayan Uğur Işılak, “Sanatçı dostlarım ‘Niye angaje oluyorsun’ dediler. Ben bir parti başkanına, bir politikacıya, bir başbakana yapmadım. Ben bu parçayı bir dava adamına, bir sevda adamına yaptım” dedi ve şarkıyı 3 kez söyledi. Kocaeli’de yoğun olarak bulunan Roman vatandaşlar da ‘En Büyük Roman Recep Tayyip Erdoğan” pankartı açtı.

HEPSİNDE ÖNDE BİTİRDİ

30 Mart gecesi sandıklar açılmaya başladığında Bursa, Bolu, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Bilecik’ten gelen sonuçlar AK Partilileri mutlu etti. Önceleri başa baş gelen sonuçlar sonra giderek AK parti adayları lehine açıldı. Bu illerin hepsinde AK Partili adaylar geçen seçimlere göre oylarını artırarak başkan seçildi. Bilecik’te 2009 seçimlerinde yüzde 12.7 oy alan MHP bu seçimde patlama yaptı, oylarını yüzde 30’a çıkardı. Ama AK Partili belediye başkanı Selim Yağcı da oylarını artırarak yine başkan seçildi. Celal KORKUT / İSTANBUL

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle