GeriGündem Tutuklanan PKK'lıların ortak savunması
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tutuklanan PKK'lıların ortak savunması

Kandil ve Mahmur’dan gelen toplam 17 PKK’lının Diyarbakır 4 ve 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmalarında zaman zaman tartışmalar yaşandı.

4’üncü Ağır Mahkemesi’ndeki yargılamada Kandil’den gelen Mustafa Ayhan, ortak savunmalarını okuyup, ovada siyaset yapmaya geldiklerini söyledi.  Sanıklardan Ayhan’ın savunmayı okumasının ardından Mahkeme Başkanı ‘Pişman mısın? sorusunu yöneltti. Bu sırada sanık avukatları ile mahkeme heyeti arasında kısa bir gerginlik yaşandı. Yeniden söz verilen ve soruları yanıtlayan Mustafa Ayhan, PKK'ya 2005 yılında illegal yollardan sınırı geçerek katıldığını ve herhangi bir silahlı eyleme katılmadığını belirterek şunları söyledi:
“Gelirken özgür irademle geldim. O dönemde Abdullah Öcalan’ın çağrısı vardı. Değişik çevrelerin ve hükümetinde çağrıları vardı. Ben örgüte katıldım ve örgütsel faaliyetlerim konusunda yaptıklarımdan pişmanlık duyduğuma ilişkin soruya cevap vermek istemiyorum. Bizim geliş amacımız farklı olduğu için Türkiye’de demokratik açılım süreci vardı, buna katkı sağlamak amacıyla geldim. Biz kendimiz etkin pişmanlık yasalarından faydalanmak istemiyorum. Bizim çabalarımız barış çabalarıydı. Sınırdan geçtikten sonra da örgütle bağımı kopardım.”

Sanık avukatlarından Mehmet Emin Aktar söz alarak, sanığa etkin pişmanlık yasasından yararlanıp yararlanmayacağına dair sorunun yersiz ve usule aykırı olduğunu savundu.

SAVCI: ÖCALAN’IN ÇAĞRISI OLMASAYDI GELİR MİYDİN?
Savcı da sanığa bir soru sormak istediğini belirterek, “Öz irademle geldim dedin. Öcalan’ın çağrısı olmasaydı gelir miydin? Sorusunu yöneltti. Ayhan da soruya karşılık “Sonuçta KCK ve hükümetin bir çok açıklamaları beyanları vardı. Yine de gelirdik” dedi.

İPEK DE ‘PİŞMAN DEĞİLİM’ DEDİ
Sanıklardan Kandil’den gelen Hüseyin İpek de, Mustafa Ayhan’ın okuduğu iki sayfalık savunmaya katıldığını söyledi. İpek’e de ‘Pişman mısın? sorusu yöneltildi. İpek, örgüte katılmaktan ve faaliyetlerinden dolayı pişman olmadığını söyledi.
Mahmur’dan gelen sanıklar da, okunan savunmaya katıldıklarını belirterek, PKK ile irtibatlarını olmadığını ifade etti.

AVUKATTAN MAHKEMEYE: SİZ DE BARIŞ İÇİN TUTUM ALIN
Sanık avukatlarından Fethi Gümüş, Abdullah Öcalan’ın çağrısının iddianameye konu yapıldığını belirterek, Öcalan’ın‘’savaşın’ demediğini ‘gelin teslim olun’ dediğini savundu. Avukat Sezgin Tanrıkulu’da, “Burada barışa ilişkin bir tutum vardır. Gelenler barış için gelmiştir. Siz de barış için, çatışmalar olmasın diye tutum almalısınız. Savcıların takipsizlik, mahkemenizin ise bu iddianameyi reddetmesi gerekirdi. Bu davayı zamana bırakmalı ve bir yıl sonraya gün verilmeliydi. Hep birlikte barışa katkı sağlamalıyız” dedi.

Mahkemenin söz verdiği iddia makamı ise sanık beyanlarına bir diyeceğinin olmadığını belirterek, esas hakkında ki mütalaasını hazırlamak için süre talebinde bulundu.

10 DAKİKA GECİKME PANİĞE NEDEN OLDU
Duruşmaya bir süre ara veren mahkeme heyeti, sanıkların ve avukatların duruşma salonuna tekrar çağırdı. 5 sanık ve avukatları duruşma salonunda yerini alırken, Mustafa Ayhan ile Hüseyin İpek’in gelmediği fark edildi. Sanıkların kaçma ihtimali üzerine kısa bir panik yaşandı ancak yaklaşık 10 dakika sonra iki sanık da yerini aldı. Kararını açıklayan mahkeme, sanıklardan Kandil Dağı’ndan gelen Mustafa Ayhan ve Hüseyin İpek ile Mahmur Kampı’ndan gelen Nurettin Turgut’un üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini gözönüne alarak, ‘Kaçma şüphesi olduğu’ gerekçesiyle tutuklanmasına, diğer sanıkların tutuksuz yargılanmalarına karar vererek duruşmayı erteledi.

İKİNCİ DURUŞMADAN 10 TUTUKLAMA ÇIKTI
Bu duruşmanın ardından 10 kişilik ikinci grubun duruşması da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Buradaki duruşmaya tutuksuz sanıklardan Kandil’den gelen Elif Uludağ, Müftü Taş ile Mahmur’dan gelen Ayşe Kara, Abdullah Yaman, Caziye Kabul, Zehra Tunç, Sisin Yaman katılırken, yine Mahmur’dan gelen Mehmet Adamış, Nizar Buldan ve Yusuf Şen katılmadı.

Kimlik tespitinin ardından savunma yapmaları için söz verilen Kandil grubu üyesi Elif Uludağ, ortak yazılı savunma hazırladıklarını ve okumak istediğini söyledi. Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıklardan Mustafa Ayhan’ın okuduğu savunmanın aynısı okuyan Elif Uludağ’a savcılık ve sorgu hakimliğindeki ifadeleri hatırlatıldı. Suçlamaları reddeden Uludağ, savcılık ifadelerini geçerli olduğunu söyledi. Diğer sanıklar da tek tek söz alarak, iki sayfalık ortak savunmaya katıldıklarını ifade etti.

Savcı da, sanıkların savunmalarına bir diyeceğinin olmadığını belirterek, duruşmaya katılmayan ve ifadeleri alınmayan sanıkların savunmalarının temin edilmesini talep etti.

AVUKAT BATUMLU: TUTUKLAMA SİYASİ KARAR OLUR
Mahkemenin söz verdiği sanık avukatlarından Ayşe Batumlu, iddianamede hukuki nitelendirme olmadığını savundu. Müvekkillerinin barışı istemesi ve kanın dökülmesini engel olmak istemelerinin suç olamayacağını belirten Batumlu savunmasında şunları söyledi:
“80 yıldır süregelen, 30 yıldır baskılara maruz kalan müvekkillerim aslında olayın mağdurlarıdır. Biraz önce Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza mahkemesi tutuklama kararı verdi. Tutuklanma çıkacağını bilmediğimiz için, tutuklanmaya dair bir savunma yapmamıştık. Ama burada olası tutuklama kararına karşı savunma yapmak istiyorum. Gelişlerinden itibaren 8 ay geçmiştir. Bu sürede müvekkillerim buradadırlar, bir yere kaçmamışlardır. Müvekkillerimin bir kısmı tutuklanmaya sevk edilmemişler, serbest bırakılmışlardır. Aynı nedenle yeniden tutuklanma talep edilemez. Kaçma şüpheleri yoktur. Şayet tutuklama çıkarsa bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olacağını düşünüyorum.”

Kandil ve Mahmur’dan gelen 13 kişinin ilk duruşmasının ise, 24 Haziran’da Diyarbakır 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği bildirildi. Kandil grubunun sözcüsü Mehmet Şerif Gençdal, geçen ay ‘adam kaçırma’, ‘tehdit’ ve ’gasp’ suçlamasıyla tutuklanmıştı.

PKK’LILARIN ORTAK SAVUNMASI
‘Özellikle iddianamenin kaleme alınış biçim ve dili konusundaki görüş ve eleştirilerimizi sayın mahkeme heyeti ile paylaşmak istiyoruz. İddianamenin bir çok yerinde bizlerden ‘sözde barış grubu’ olarak söz edilmektedir. Bu kavram bir hukuki tanım ve nitelemeden ziyade politik bir jargona denk düşmektedir. Bu nedenle bu kavramın iddianamede yer almasını doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz. Bizim özümüz de sözümüz de bu topraklarda barış içerisinde yaşama arzusudur. İmralı’dan sayın Abdullah Öcalan’ın barış gruplarına çağrısının KCK’nin açıklamalarının yanı sıra, hükümetin demokratik açılım ve Kürt sorunun çözüm açıklamalarını da yakından takip ettik. Ve bu temelde kendi öz irademizle barış için doğduğumuz topraklara döndük. Biz moda deyimle ‘dağdan indik ve düz ovada siyaset yapmaya’ geldik. Ne yazık ki sınırdan girişimizden bu yana kadar tüm bu iyi niyet çabalarımız sonuçsuz kalmıştır. Bu gelişimiz yıllardır savaşın her türlü yıkımını ve acılarını yaşayan bölge halkında ve Türkiye’nin demokrat ve emekçileri nezdinde büyük bir umut ve sevinç yarattı. Dolayısıyla iddianamedeki hiçbir suçlamayı kabul etmiyoruz. Bizlere yöneltilen örgüt propagandası ve örgüt üyeliği suçlamaları ne hukukidir, ne de vicdanidir. Örgüt propagandası iddiası ise dayanaktan yoksundur. İddianamede belirtilen kimi ifadelerin toplumun tamamı tarafından hoşgörü ile karşılanmayacağını biliyoruz. Bir kısım beyanlarımızın toplumda şok etkisi yarattığının farkındayız. Ama zaten ifade özgürlüğü de bu değil midir? Sonuç olarak; biz iddianamedeki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyoruz. Demokratik haklarını kullanma ve düşünce özgürlüğü temelindeki tüm çabamız; savaşsız, eşit, özgür ortak bir vatandır.”

Yorumları Göster
Yorumları Gizle