GeriGündem Tuşpa hangi uygarlığa aittir?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tuşpa hangi uygarlığa aittir?

Tuşpa hangi uygarlığa aittir?

Tuşpa, Van ilinin bir ilçesi olmasının yanı sıra içerisinde barındırdığı uygarlıklarla da tarih boyunca önemli bir yer tutmuştur. Bir dönem Urartular'a başkentlik yapan Tuşpa, bu uygarlık zamanında yapılan bir kaleye sahiptir. İşte, Tuşpa hangi uygarlığa aittir sorusuna cevap arayan bireyler için bazı bilgiler

M.Ö. 840/830 yıllarına gelindiğinde Urartu tahtında yeni bir kral ile karşılaşılır. Bu kral farklı bir sülaleden gelen Lutipri oğlu Sarduri’dir.

Sarduri’nin Urartu tahtına ne zaman çıktığı ve ne yolla geçtiği belli değildir.Hatta ilk Urartu kralı Arame ile Sarduri arasında başka bir kralın var olup olmadığı konusunda da herhangi bir bilgi yoktur. Sarduri dönemiyle ilgili tarihi olaylar ve seferleri hakkında Madırburç yazıtı dışında herhangi bir yazılı kaynak olmadığı için çok kısıtlı bilgi yer almaktadır. Ancak arkeolojik kanıtların ışığında bazı öneriler yapılmaktadır.

I. Sarduri Urartu Krallığı’nın 2. kurucusudur. Sarduri ile birlikte Urartular’ın tarih aktarımı başlar. I. Sarduri’nin III. Salmanassar karşısında aldığı yenilginin sonucunda, Assur’un Van Gölü’nün kuzeybatı kıyılarına yani Arzaşkun’a kadar yaklaşması, Sarduri’nin başkenti daha uzak bir bölgeye taşımasına yol açmıştır. Kral Sarduri, Van Gölü’nün kıyısında, ovada, stratejik bir noktada yükselen Van kayalığı eteklerinde, 3. başkent olan Tuşpa’yı tesis etmiş ve bu müstahkem kale çok uzun bir süre Urartu Devleti’nin başkenti olarak kullanılmıştır. İşte III. Salmanassar’ın Van Gölü Havzası’na süreklilik arz ederek düzenlediği ve başkentin yalçın Van kayalıklarına (Tuşpa) taşınmasıyla, krallığın yazgısını değiştirecek gelişmeler gözlenecektir.

İlk kez Sultantepe tabletinde III. Salmanassar’ın bir metninde geçen bu şehrin kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir
.
“… Turuşpa şehrinden büyük ölçüde tribut aldım….”

Turuşpa Urartu Krallığı’nın başkentinin Assur metinlerinde geçen halidir46. I. Sarduri tarafından inşa edilen başkent Tuşpa, Van ilinin hemen hemen 5 km batısındadır. Van Kalesi47 adıyla da bilinir. M.Ö. 9. yüzyıldanitibaren Assur çivi yazılı kaynaklarında Turuşpa, Urartu kaynaklarında da Tuşpa48 olarak geçer. M.Ö. 9. yüzyılda inşa edildiği bilinse de Van Kalesi Höyüğü’nde yapılan arkeolojik verilere göre, bu kentin geçmiş iskân tarihi M.Ö. 3. bin yıllara kadar uzanmakta, başka bir deyişle İlk Tunç Çağ’dan itibaren yerleşime sahne olmuştur. Mimari kalıntı olarak ispat edilemese de M.Ö. 3. ve 2. binyıla ait çanak çömlek parçaları bunu ispatlamaktadır.

Özellikle “Urmia Ware” olarak geçen 2. binyıl polikrom çanak çömlek parçaları ilgi çekicidir. Genel bir kanı olarak bu tür keramiğin Urartu’nun Beylikler Birliği’nin yani M.Ö. 13. ve 9. yüzyılları arasındaki Nairi ve Uruatri konfederasyonlarının, arkeolojik kimliklerinin ilk habercisi olduğudur.

Tuşpa’nın başkent olarak seçilişi güneydeki ezeli düşmanı Assur’a ve çetin doğa şartlarına karşı verilen mücadelenin sonucudur. Batısında Van Gölü, doğusunda yüksek Erek Dağı ile kuşatılmış olan ovanın, güneyi de yüksekliği 3500 metreye ulaşan güneydoğu Torosları ile çevrilidir. Güneyde Assur Krallığı ile Urartu başkenti arasında doğal bir set gibi yükselen bu engebeli dağlar, Urartu Krallığı’na çok avantajlı bir savunma olanağı sağlamıştır. Tuşpa sitadeli Van Ovası’nın ortasında yükselen ve gerçekten bir doğa harikası olan yalçın Van kayalığının üzerinde yüksekliği 100 metreyi bulan doğu-batı doğrultusunda 1,5 km uzunluğunda, kuzey-güney
doğrultusunda genişliği ise 70–80 metreye ulaşır. Özellikle güneydeki sarp uçurum, bu yönden gelecek tehlikeleri imkânsız kılıp, doğal bir savunma oluştururken; kuzey yamaçta ise doğal teraslardan da yararlanılarak oluşturulan çok güçlü tahkimat sistemleri, eteklerden itibaren sitadeli ve İç Kale’yi kademeli olarak çok akılcı bir düzenle çevrelemektedir. Eteklerden uzaklaştıkça Van Ovası boyunca ünlü bağ ve meyve bahçelerinin yer aldığı kraliyet arazileri uzanmaktadır. Van’daki bahçe geleneği Urartu’dan sonra da günümüze kadar süregelmiştir.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle