GeriGündem 'Türkiye'yi anlamak için Türkçe öğrenin'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    90
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Türkiye'yi anlamak için Türkçe öğrenin'

'Türkiye'yi anlamak için Türkçe öğrenin'
refid:15042617 ilişkili resim dosyası

Dünyanın en prestijli dış politika dergilerinden Foreign Policy'nin yazarı ve Dış İlişkiler Konseyi üyesi James Traub, bir dönem ABD'nin yakın müttefiki olan Ankara'nın son zamanlarda Ortadoğu'da kendi oyununu oynadığını, Brüksel ve Washington'ın Türkiye'nin dinamiklerini anlamakta güçlük çektiğini söyledi.

İçinde bulunduğumuz dönemde herkesin Türkiye'yi anlamak için elinden geleni yaptığını savunan Traub, başta kendi oğlu olmak üzere ABD'deki gençlere Türkçe öğrenmeleri tavsiyesinde bulundu.

                 

İşte Traub'un yazısı:  

 

"Oğlum, gelecekte işine yarayacak Avrupa dilleri dışında bir lisan öğrenmek istiyor. Daha önce Arapça ya da Hintçe öğrenmeyi planlıyordu ama geçtiğimiz birkaç haftanın ardından ben Türkçe öğrenmesinin daha yerinde olacağını düşünüyorum. Birdenbire herkes Türkiye’de ne olduğunu merak etmeye başladı ama tam olarak ne olduğunu bilen de yok gibi görünüyor.

 

Bu durum o kadar şaşırtıcı değil: ABD genellikle diğer ülkeleri bir sorun haline gelene kadar göz ardı etme eğilimi gösterir. Çok kısa bir süre öncesine kadar Türkiye de eğlenceli bir turistik bölgeydi, bugün ise bir sorun haline geldi.

 

Türkiye, ABD’lilerin dikkatini Brezilya’yla işbirliği halinde çalışıp Tahran Deklarasyonu’nu hayata geçirdiği zaman çekti. Üst düzey Beyaz Saray yetkilileri Batı’nın Türkiye’yi “kaybettiği”nden endişelenmeye başladı, Savunma Bakanı Robert Gates de geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin “doğuya ilerlediğini” söyledi ve bu durumla ilgili Avrupa Birliği’ni suçladı. Wall Street Journal ise başyazısında birkaç adım daha ileri giderek Ankara’yı köktencilerin ve İsrail’den nefret eden ülkelerin yanında durmakla suçladı.

 

TÜRKİYE KENDİSİNDEN BÜYÜK ŞEYLER BEKLİYOR

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Foreign Policy için yazdığı makalesinde “Dünya Türkiye’den büyük şeyler bekliyor” demişti. Bu noktada hatalı olabilir ancak Türkiye’nin kendisinden büyük şeyler beklediği ortada. Ankara, Bakan Barack Obama’yı Ortadoğu’daki iki müttefiki arasında seçim yapmaya zorlamakla elindeki kartlara fazla güvenmiş olabilir. Ancak Davutoğlu ve Başbakan Tayyip Erdoğan ellerindeki kartlar konusunda korkak olmaktansa, fazla güvenli olmayı tercih etmiş gibi görünüyor.

 

Belki de yükselişteki bütün güçler, ulusal gururun aşırı hırsa neden olduğu bir noktaya geliyor olabilir. Ancak Türkiye dev küresel çatışmaların yaşandığı Ortadoğu’daki tek yükselen güç. Türkiye aynı zamanda ABD’nin popülerliğinin gün geçtikçe düştüğü bölgede yer alan bir demokrasi. Mısırlılar ABD’nin politikalarından nefret ediyor ancak Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, halkın görüşlerini göz ardı ediyor. Aynı Washington’ın bölgedeki bir diğer büyük müttefiki Suudi Arabistan için de geçerli.

 

ANKARA, ABD KARŞITLIĞINI GÖZ ARDI EDEMİYOR

Ancak Pew Araştırma Merkezi’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı bir çalışma, Türklerin sadece yüzde 14’ünün ABD için olumlu görüşe sahip olduğunu gösterdi. Mısır için ise bu rakam yüzde 27’ydi. Nasıl ki artık ABD’li liderler İran halkının öfkesini göz ardı edemiyorsa, Türkiye’nin liderleri de halkın ABD karşıtlığını göz ardı edebilecek durumda değil. Bu öfke Erdoğan’ın İsrail’e yaptığı ve dozu günden güne artan saldırılarda kendini gösteriyor.

 

Tarih de Türkiye’yi ileri taşıdı. Yeni devletlerin yükselişi Batı’nın küresel ekonomik, askeri ve siyasi gücünü zayıflattı. Dahası Ortadoğu da yeniden yapılandırıldı. Carnegie Ortadoğu Merkezi Direktörü Paul Salem, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışının ardından Arap liderlerin Ortadoğu’yu Arap dünyası olarak yeniden şekillendirdiğini, ancak bu ülkelerin zayıflığı ve Irak rejiminin devrilmesiyle bu dönemin sona erdiğini söyledi.

 

İsrail’in dışında Ortadoğu’nun bugünkü en büyük iki gücü, bir zamanlar Arap dünyasının kıyısında kalan İran ve Türkiye. Salem Türkiye’yi “Ortadoğu’nun geleceği olan tek ülkesi” olarak tanımlıyor.

 

GENÇLER TÜRKÇE ÖĞRENİN

Dolayısıyla evet gençler, Türkçe öğrenin. Türkiye bugün dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi ve yakın zamanda ilk 10’a oynamayı umuyor. Bazı uzmanlar ABD’nin Türkiye’yle yakınlaşması gerektiğini savunuyor. Örneğin Stephen Kinzer, “Reset” isimli kitabında Ortadoğu’nun Arap olmayan güçleri ABD; İran ve Türkiye’nin bir güç üçgeni oluşturduğunu ve Ankara ve Tahran’ın Washington’ın kilit müttefikleri olarak Tel Aviv ve Riyad’ın yerini alması gerektiğini savunuyor.

 

Böyle bir şey yaşanmayacak, Beyaz Saray İsrail’i ortada bırakmayacak. Ancak Türkiye ve ABD arasındaki asıl sorun İran. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı uzmanı Henri Barkey, Erdoğan’ın Obama için İran’ın nükleer heveslerinin büyük bir mesele olduğunu anlamadığını ifade etti.

 

"BİR CEVAP BULURSAN BANA DA HABER VER"

Peki ne olacak? Türkiye’ni sorun olmak istemediğini söylemek sadece Erdoğan’ın her şeyi aynı anda istediği anlamına geliyor. Erdoğan bir yandan Türk kamuoyuyla flört ediyor, bir yandan İran’la bağımsız bir barış yaparak milliyetçi arzularını tatmin ediyor ancak ABD ya da Avrupa’ya bedel ödemek istemiyor. Dahası Erdoğan ve Davutoğlu, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olanların eline koz veriyor. Ancak hamlelerini Ortadoğu’da sokaktaki adamın gönlünü almak için yapsalar çok daha kârlı çıkarlar.

 

Beyaz Saray’ın gözünde sorun farklı. Obama yönetimi yükselen güçlerden tavsiye almaya hazır. Ancak kabul etmedikleri bir Ortadoğu manzarasına teslim olmadan ABD Türkiye’nin sözüne nasıl kulak verebilir? Bu soruyu konuştuğum yetkiliye de sordum. “Bir cevap bulursan bana da haber ver” dedi."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle