GeriGündem Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı

Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı

Yarım asır sonra yeniden sanatın gündemine giren Zero hareketinin Türkiye’deki ilk ve tek temsilcisi Gencay Kasapçı, ‘Zero/1960-2016’ başlıklı yeni sergiyle 175 yıldır Roma’da faaliyet gösteren köklü İtalyan galerisi Galleria Russo’nun İstanbul’daki mekânına konuk oluyor.

Türkiye’deki birçok sanatsever Zero adını geçen yıl Sabancı Müzesi’nde açılan ‘Zero’ sergisi vesilesiyle duymuştu. 1950’li yıllarının sonlarında Almanya’da başlayan Zero hareketinin amacı 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşan depresif, karamsar havayı dağıtmak, daha olumlu bir iklim oluşturmaktı.

Otto Piene, Heinz Mack ve Günther Uecker gibi sanatçılar, ‘sanat sıfırdan başlamalı’ düşüncesiyle harekete geçtiklerinde sanattaki bütün yerleşik kurallara karşıydılar. Her şeyi ‘sıfırlamak’ iddiasındaki Zero’cular ışığın, rengin, ateşin, hareketin ve mekanik olanın dinamizmiyle sıfırdan klasiğe doğru kendilerini ifade etme yolunu seçtiler.

Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı

Zero ismi geleneksel sanat anlayışlarının sıfırlanması kadar uzay yolculuklarının simgesi olan geri sayıma da gönderme içeriyordu. ‘Sıfır!’ ile başlayan patlama ve fırlatma anı Zero isminin benimsenmesine ilham vermişti. 1960’lı yıllar boyunca etkin olan Zero hareketi, daha sonra uzun yıllar sessizliğe gömüldü. Ta ki 2010’lu yıllara kadar... New York’ta Guenheim Müzesi, Düsseldorf’ta Zero Vakfı ve Amsterdam’da Stedelijk Müzesi ortak bir araştırma başlattı. Ardından 2014 ve 2015’te bu üç büyük kentte ve İstanbul’da dev Zero sergileri açıldı. Zero artık yeniden sanat dünyasının gündemindeydi...

Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı

Sabancı’daki ‘Zero’ sergisi vesilesiyle Türkiye’de de bir Zero sanatçısı olduğunu hatırlamıştık: Gencay Kasapçı. Akademi’den mezun olduktan sonra 1959’da İtalyan Hükümeti bursuyla Floransa’ya giden Kasapçı, 60’lı yıllarda soyut işleriyle Zero grubunun sergilerine katılmıştı.

Roma’da açılan ‘Avant-Garde Zero 1966’ sergisinin davetiyesine Gencay Kasapçı’nın adı yanlışlıkla ‘Gengay’ diye yazılmıştı. Kasapçı, o yılları ve Zero’ya yönelişini şöyle anlatıyor: “İtalya’ya gittiğimde resimlerimin çağa uygun olmadıklarını fark ettim. Uzun süre sadece desen çizdim, müzeleri gezdim, düşündüm. 1960’da Fransa’ya trenle giderken yağmur yağıyordu, yağmur damlaları noktalar halinde cama vuruyordu. Aşağıya akıp yeniden noktaya dönüşüyordu. Bu bana yaşamın başlangıç ve bitişini düşündürdü.

Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı

Ana rahminde bir nokta olan embrio, doğumdan sonra yaşam çizgisinde gelişiyor büyüyor hayatı noktayla sonlandırıyordu. Bu beni çok ama çok etkiledi. Hayatı sorgulamaya başlamıştım ki ‘Hiroşima’ belgeselini izledim. Görüntüler korkunçtu. Her şey Zero olmuştu. Harp sonrası çöküntüyü aynen yaşadım. Tabii bu olay resimlerimi hemen etkiledi. Bambaşka resimler yapmaya başladım.

Bunlar soyut resimlerdi. O arada Zero sanatçılarıyla tanıştım. Son yaptığım tablolarım Zero sanatçıların resimleriyle aynı tarzdaydı. Kısacası ben onlarla tanışmadan onlar gibi düşünebilmiştim. Resimlerimde ışık, süreklilik, sonsuzluk, titreşim, tek renk vardı. Zero sanatçılarında olduğu gibi. Değişik malzemeler kullanarak yaptığım resimler bana İtalya’nın en önemli galerilerinin kapılarını açtı. Zero grubuyla dostluklarım oldu. Fontana, Manzoni, Nanda Vigo, Dada Maino gibi İtalyan sanatçılar ve Mack, Piene, Uecker gibi Zero’nun yaratıcılarıyla birçok sergide birlikte olduk.”

Kasapçı, İtalya’da saygın sanatçıdır ama 1966’da Türkiye’ye döndüğünde resimlerini görenler şaşırır: “Zira bir şeye benzetemediler. Bazılarını satabildimse de Türkiye’nin en önemli eleştirmenleri karışık malzeme ile yapılmış resimlerime seramik pano dediler. İtalya’da en iyi galerilerde sergilenmiş resimleri devlet sergisinde geri çevirdiler. Resimlerimi bir lisenin tuvaletinde geri aldım. Başka ne anlatmamı istersiniz.”

Bugün 83 yaşında olan ve çalışmalarını Mersin’de sürdüren Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı Gencay Kasapçı, ‘Zero/1960-2016’ başlıklı sergiyle 175 yıldır Roma’da faaliyet gösteren köklü İtalyan galerisi Galleria Russo’nun İstanbul’daki mekânı Russo Art Gallery İstanbul’a konuk oluyor. Küratörlüğünü Giorgio Bertozzi ve Ferdan Yusufi’nin üstlendiği sergide, Kasapçı’nın izleyicide yoğun şekilde bir sonsuzluk hissi uyandıran 1960’dan 2016’ya ürettiği, bir kısmı özel üretilmiş mozaiklerle yapılmış soyut optik çalışmaları yer alıyor.

Kasapçı’ya Zero’nun yarım yüzyıl sonra yeniden itibar kazanmasının nedenlerini soruyoruz. Yanıtı çarpıcı: “Dünya Zero’nun doğduğu dönemle tekrardan aynı kaosu ve karamsarlığı yaşıyor. Üstelik teknoloji, çalışmalar, araştırmalar ve silah yöntemleri dahi daha ilerlemiş vaziyette. Bu sebeple o kaos dürtüsü ve hiçlik kayboluşu şu anda da mevcut. Bu da Zero’nun şimdilerde daha anlaşılabilir ve hissedilebilir olmasına sebep veriyor.”

Gencay Kasapçı’nın ‘Zero/1960-2016’ başlıklı sergisi 9 Aralık’a kadar Russo Art Gallery İstanbul’da görülebilir.

KASAPÇI’NIN ‘ÖZGÜRLÜK ANATI’NIN BAŞINA GELENLER

Gencay Kasapçı, 2014 yılında Mersin’de bulunan ‘Özgürlük Anıtı’ adlı heykeli nedeniyle gündeme gelmişti. 1994’te Kültür Bakanlığı’nın ‘Kıbrıs Barış Harekatı’ anısına yaptırdığı, üzerinde mavi kuşların uçtuğu heykeli 2014 yılında ‘hasar gördü’ diye yenilenmişti. Ancak seramik kuş figürleri sökülüp yerine Türk bayrağı yerleştirilmişti. Heykelin bu hali medyada gündeme gelince Mersin Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz devreye girip heykelin doğru biçimde yenilenmesini sağlamıştı. Anıt 2015’te törenle açılmıştı.

Türkiye’nin ilk ve tek Zero sanatçısı: Gencay Kasapçı

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle