GeriGündem Türkiye dünyadaki yerini yeniden belirliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye dünyadaki yerini yeniden belirliyor

Türkiye dünyadaki yerini yeniden belirliyor
refid:15066494 ilişkili resim dosyası

İngiltere'nin en önemli haber dergisi Economist, Türkiye'nin son dönemdeki dış politika değişikliğiyle ilgili değerlendirmesinde, İsrail filo baskınıyla ilgili özür dilemezse Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin tamamen kopabileceği uyarısını yaptı.

İsrail 2008 yılında Aralık ayının sonlarında Gazze’ye bir hava operasyonu düzenledi. Operasyonun amacı Gazze’nin hakimi Hamas’ın roket saldırılarının önüne geçmekti. Üç hafta süren operasyonda 1,400 Filistinli hayatını kaybetti. Dönemin Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ı eğer İsrail Gazze’de bir şey yaparsa çok ciddi tepki göstereceğimiz konusunda şahsen uyardım” dedi.

 

Gazze Savaşı, Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu. İsrail saldırmadan bir gün önce Türk arabulucular İsrail-Suriye barış sürecinde anlaşmaya çok yakın oldukları izlenimine kapılmıştı. Bir Türk diplomat, öfkeyle “İsrailliler bizi yanlış yönlendirdi” dedi. Türkiye’nin öfkesi kısa bir süre sonra Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” demesiyle kamuoyuyla da paylaşılmış oldu.

 

Türklerin gözünde İsrail, 31 Mayıs’ta Gazze’ye giden yardım gemilerine düzenlediği operasyonla Erdoğan’ı haklı çıkardı. İsrail, kendini savunduğunu iddia ederken, filonun organizatörlerini küresel cihat gruplarıyla bağlantılı olmakla suçluyor. Türkiye, bu iddiaları reddederek İsrail’in özür dilemesini ve BM denetiminde bir soruşturma açılmasını istedi. Tel Aviv bunu kabul etmezse, iki ülke ilişkileri tamamen kopabilir.

 

FİLO TÜRKİYE'NİN KAYBEDİLDİĞİNİN KANITI MI?

Bazı Batılı ülkeler, Türkiye’nin dış politikasında son dönemde yaşanan gelişmeleri AK Parti’nin Doğu’ya dönüş eğilimi olarak görüyor. Bu hafta, BM Güvenlik Konseyi’nde İran yaptırımlarına Türkiye’nin ‘hayır’ oyu vermesi bu inancı güçlendirdi. Bazıları (örneğin ABD Savunma Bakanı Robert Gates) Batı’nın Türkiye’yi ‘kaybettiğinden’ endişeleniyor.

 

Mavi Marmara olayı Türkiye’deki değişimin bir başka kanıtı olarak görülüyor. Türkiye’yi eleştirenler Ankara’nın filoyu durdurmak için daha fazla şey yapabileceğini iddia ederken, Türkiye bir sivil toplum kuruluşunun kararlarına müdahale edemeyeceğini savunuyor. Yetkililer daha önce “güvenlik kaygıları” gerekçesiyle Kürt örgütlerin eylemlerine engel olmuştu. Dahası, AK Parti olayla ilgili olmadığını iddia etse de, partinin milletvekillerinden Murat Mercan filo yola çıkmadan önce gemileri ziyaret etti.

 

Geçtiğimiz 90 yıl boyunca Türkiye, Arap ülkelerini göz ardı ederek Batı’ya odaklandı. Ülkenin laik elitleri için İsrail’le kurulan dostluk İslami radikalizmin ilacı gibi gibiydi. İki ülke arasındaki askeri işbirliği PKK’yla mücadelede de faydalı olmuştu. Türkiye ve İsrail’in arasında sıkışıp kalan Suriye, örgütün lideri Abdullah Öcalan’ı topraklarından atmak zorunda kalmıştı.

 

AB ÜYELİĞİ ÖNCELİĞİNİ KORUYOR

Türk dış politikası daha etkili hale gelmiş olabilir ancak AB üyeliği hala bir önceliğini koruyor. Erdoğan, Ekim 2005’te üyelik müzakerelerini başlattı, müzakereler bugün de sürüyor. AK Parti hükümeti, Türkiye’de reform adına seleflerinden çok daha fazla şey yaptı. “Komşularla sıfır sorun” politikası da Türkiye’nin yeni dış politika anlayışının odağı oldu.

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu politikanın Batı’nın hedefleriyle tam anlamıya uyumlu olduğunu savunuyor. Irak açısından bakılırsa Davutoğlu’nun haklı olduğu ortada. Hem ABD hem de Türkiye, Amerikan askerleri ülkeden ayrıldığında Irak’ta istikrarlı bir yapının sağlanmış olmasını istiyor. Davutoğlu, Irak’taki Sünni ve Şii gruplar arasında ittifaklar kurulmasında ve İran’ın etkisinin törpülenmesinde önemli rol oynadı. Dahası eskiden Türkiye’nin düşmanı olarak görülen Iraklı Kürtlerle de diyalog geliştirdi.

 

Ancak sadece İsrail değil diğer konularda da Türkiye ile ABD arasında bir anlaşmazlık var. BM oylamasından önceki haftada bile İran Washington ve Ankara arasında sorun teşkil ediyordu. Türkiye’nin, İran gazına ihtiyacı var ve Tahran’la yaşanacak bir çatışmanın büyük bir dalgalanma yaratmasından endişe ediyor.

 

GÜÇLÜ EKONOMİ, KENDİNE GÜVENLİ TÜRKİYE

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuyla ilgili olarak “Biz kukla değiliz” dedi. Türkiye’nin komşularıyla daha iyi ilişkiler kurması, bu ülkelerin piyasalarının Türk mallarına açılması anlamına da geliyor. OECD verilerine göre Türkiye’nin bu yıl yüzde 7 büyümesi bekleniyor. Küresel finans krizi esnasında ekonominin güçlenmesi de Ankara’nın kendine güvenini artıran bir diğer faktör.

 

Türkiye’nin yeni dış politikasının bir başka öğesi daha var. AB’nin Türkiye’yi açıkça reddetmesi ve Irak’ın işgali Türkleri daha da öfkelendirdi. Erdoğan, Batı’ya daha fazla yaltaklanarak radikal İslamcıların eline koz vermekten kaçınıyor. Hara, Başbakan’ın İsrail’e yönelttiği sert eleştiriler, AK Parti’yi “davayı satmakla” suçlayan İslamcı Saadet Partisi’ne karşı bir atak olarak da görülebilir. 

 

Ancak İsrail konusunda hükümet fazla ileri gitti. Hatta Fethullah Gülen bile filonun organizatörlerine sert eleştiriler yaptı.

 

İSRAİL VE İRAN İKİ BÜYÜK SINAV

Peki şimdi ne olacak? Her şeye rağmen, hükümet İsrail’le ilişkileri tamamen bitirmeye hevesli görünmüyor. Filo olayının BM destekli bir komisyon tarafından araştırılması zaman kazandırabilir. Yine de Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri koparmasının maliyeti yüksek olacaktır. Erdoğan’ın bir kahraman olarak görüldüğü Arap ülkelerinde Türkiye’nin İsrail-Filistin sorununu çözeceği fikri yayılıyor olabilir ancak Ankara’nın tek başına bunu yapabilmesi olası görünmüyor.

 

AK Partililer son dönemdeki aktivizmin ülkeyi AB için daha değerli hale getireceğine, ABD’nin de Irak ve Afganistan’da Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu için kavgayı bir kenara bırakacağına inanıyor. Bu iki teori İsrail ve İran konularında büyük sınavlardan geçecek.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle