GeriGündem Türk Jan Dark'ı Onbaşı Nezahet: İstiklal Madalyası’nı bana çok gördüler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk Jan Dark'ı Onbaşı Nezahet: İstiklal Madalyası’nı bana çok gördüler

Türk Jan Dark'ı Onbaşı Nezahet: İstiklal Madalyası’nı bana çok gördüler
refid:22934485 ilişkili resim dosyası

Herkes onu ‘Onbaşı Nezahet’ diye tanıdı. Türk askeri tarihinde 12 yaşında onbaşı rütbesi alan tek kız çocuğu oldu. Meclis tutanaklarına ismi ‘Türk Jan Dark’ı’ diye geçti. Hak ettiği ama alamadığı madalyayı sayıklayarak öldü.

Meclis kürsüsünden, “İstiklal Madalyası’nı hak eden ilk isimlerden biri o olmalı” diye konuşmalar yapılıyor, İstiklal Madalyası yasası çıkıyordu. 95 bin kişi boynuna madalyalarını taktı. Bir tek o unutuldu. O, Türk Jan Dark olarak tanınan Nezahet Baysel’di. Peki ama niye İstiklal Madalyası verilmemişti?

Kurtuluş Savaşı’nı anlatan tüm kitaplarda adına rastlanan, Meclis tutanaklarında geçen bu kadın kahramanın onbaşılık belgesi kayıptı. 1944 yılında Samet Ağaoğlu’nun, Kuvayı Milliye Ruhu kitabıyla kamuoyunun keşfettiği onbaşı Nezahet’in peşine düşen gazeteciler sorumluydu bu durumdan.

Gazeteci Kadri Kayabal, kendisiyle görüşmüş, tüm belgeleri geri getirmek üzere almış ve kaybetmişti. Kayabal, hatasını sahibi olduğu Türk Haberler Ajansı’ndan kamuoyuna duyuruyla telafi etmeye çalıştı ama nafile. Türk Jan Dark’ı bürokrasiye kurban edildi.
 
MASALSI KAHRAMAN

Yazar Ozan Bodur kitap serüvenini, “İstiklal Harbi sürecini daha iyi anlamak adına düzenli şekilde okuduğum TBMM zabıt ceridelerinin 140’ıncı oturumuna gelmiştim... 30 Ocak 1921 tarihli tutanaklarda anlatılan masalsı kahramanla karşılaştım. Daha 12 yaşındayken Meclis gündemine oturan bu minik kız çocuğu da kimdi? O gün başladığım araştırma 10 ay sonra bir kitaba dönüştü” diye anlatıyor.

8 yaşında annesini kaybeden Nezahet, defalarca donma tehlikesi geçirdiği zorlu bir yolculuktan sonra 70’inci Alay Komutanı olan babası Hafız Halit Paşa ile birlikte milli orduya katıldı. Minik bedenine ilk askeri üniformasını ve küçücük başına Kuvayı Milliye kalpağını Geyve sırtlarında geçirdi. Osmanlı’dan kalma silahlar büyük ve ağır olduğu için hiçbirini taşıyamıyordu. Bu nedenle kendisine Çerkez Ethem tarafından Akhisar’da daha küçük olduğu için bir Yunan Filintası hediye edildi. İlk kurşununu İngilizler’in kurduğu Kuvayı İnzibatiye’sine karşı sıktı.

Gediz’de dağılmak üzere olan bir alay askerin önüne atını sürerek, “Ben babamın yanında ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?” dedi ve büyük bir bozgunu önledi. İnönü savaşlarındaki katkısı bir efsane gibi her yerde anlatılmaya başlandı. Türk tarihinde ilk kez bir çocuğa onbaşılık rütbesi verildi.

Yunan kuvvetleri tarafından 70’inci Alay’a Kızlı Alay denilmesinin tek sebebi düşman kuvvetlerinin bu minik kıza duyduğu hayranlıktı.

Onbaşı Nezahet’in ilginç hikâyesi, Cumhuriyet ilan edildikten sonraki haya tında da aynen devam etti. O, yeni Türkiye’nin Bursa Amerikan Kız Koleji’ne giden, ardından Fransız Jean D’arc Enstitüsü’nde eğitim gören modern yüzüydü. Eğitim süresince aldığı sayısız onur belgesi, kişisel arşivinde yerini aldı. Taa ki, babası yeniden evlenmeye karar verene kadar. Baba Hafız Halit Paşa’nın ikinci evliliği, hayatını değiştirdi. ‘Yeni annesi’ne yardım etmesi için okuldan alındı. Mutsuz geçen birkaç ayın ardından bir aile dostlarının aracılığıyla tanıştırıldığı Üsteğmen Rıfat Bey hayatında yeni bir dönem başlattı.

ÇALIKUŞU OLDU

Subay eşinin ardından bir çalıkuşu gibi Tokat, Amasya, Bursa, Ankara ve İstanbul’da yaşadı. Mutlu ve uyumlu bir çift olan Baysel ailesinin 1930’da büyük kızları İnci, 1945’te ise ikinci kızları Oya dünyaya geldi. Nezahet, babası yüzünden yarım bıraktığı eğitimini evliyken, 1936’da Ankara’da İsmet İnönü Kız Enstitüsü’ne giderek tamamladı. Hak ettiği halde bir türlü kendisine verilmeyen İstiklal Madalyası’na kavuşma mücadelesi, hayatında önemli olan iki erkek tarafından sürekli desteklendi. Eksik belge, duvar gibi hep önüne getirildi. 1974’te önce eşini, ardından da babasını kaybedince içine kapandı.

Yıllar sonra Nezahet Baysel’in damadı Ergenekon Üçok, kayınvalidesinin yaşayan bir tarih olduğunu ve kendisinden esirgenen İstiklal Madalyası’nın hayalini, gazeteci Mete Akyol’a anlattı. Akyol, araştırdı ve hikâyeyi kaleme aldı.

MADALYA YERİNE ŞÜKRAN BELGESİ

1986’da dönemin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, Baysel’e Dolmabahçe Sarayı’nda birkaç kişinin katıldığı törenle Şükran Belgesi verdi. İstiklal Madalyası yine kayıp evraka takılmıştı. 78 yaşındaki Baysel, gözyaşlarıyla belgeyi aldı. Aileye o törenden bir kare fotoğraf bile kalmadı.

1993 yılına kadar İstanbul Kadıköy’de yaşayan Nezahet Baysel, rahatsızlanınca Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Hasta yatağında zihni mücadele günlerine giden Onbaşı Nezahet, kızına “Bak gördün mü alay geldi. Karşıda askerler. Babam beni almaya geldi” diyordu. Son sözleri ise “Koca memlekette bir İstiklal Madalyası’nı bana çok gördüler” oldu.

85 yaşında öldüğünde haber dahi olmadı. Gazete sayfalarında tek yazı, ailesinin verdiği ölüm ilanıydı.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle