GeriGündem Tüm engelleri aştılar ilk adımları attılar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tüm engelleri aştılar ilk adımları attılar

Feriha Sanerk, Muazzez İlmiye Çığ, Nuriye Pınar Erdem, Makbule Yalkılday... Hepsi farklı bir alanda çalışıyor. Biri emniyet müdürü, biri sümerolog, biri jeolog ve biri de mimar. Ortak özellikleri mesleklerindeki 'ilk' kadınlar olmaları.

Onlar, çalıştıkları alanda 'erkek egemenliğini' kırdılar. Şu an 80'li yaşlarını süren dört kadınla, başarılarını, o dönem yaşadıklarını ve ilk olmanın zorluklarını konuştuk. İlk kadın Emniyet Müdürü Feriha Sanerk, ilk kadın Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, ilk kadın Jeolog Nuriye Pınar Erdem ve ilk kadın Mimar Makbule Yalkılday'ın o günlere dair anılarının ortak noktasını, toplum tarafından kendilerine duyulan saygı oluşturuyor.

İLK EMNİYET MÜDÜRÜ

Daha önce kız öğrenci alınmayan Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne 1941'de ilk kız öğrenci olarak giren Feriha Sanerk şu an 80 yaşında. Üniversitede okuduğu dört yıl boyunca okuldaki tek kız olmuş. 1948'de, yine bir Emniyet Müdürü ile evlenen Sanerk, İçişleri Bakanlığı stajının ardından verdiği tüm mücadeleye rağmen kaymakam olamamış. Bunun üzerine, Emniyet Müdürlüğü'ne müracaat etmiş. 1946'da Emniyet Müdürlüğü'ne komiser muavini olarak girmiş, kısa sürede komiserliğe ve başkomiserliğe terfi etmiş.

Emniyet müdürü olmak için Polis Enstitüsü'nde açılan uzmanlık kursuna devam etmiş. Kursta atıcılıkta en iyi dereceyi almış. Emniyetin açtığı ilk dedektiflik kursunu birincilikle bitirmiş. O dönemde iyi silah kullanmasıyla tanınmış. 1951'de ilk kadın Emniyet Müdürü olarak göreve başlayan Sanerk büyük mücadele verdiğini anlatıyor:

‘‘Bizim zamanımızda hukuk ve siyasal mezunları, komiserlik sınavını da geçtilerse, iki buçuk yılda Emniyet Müdürü olurlardı. Beni kadın olduğum için yapmadılar. Biz mücadele ettik.‘‘

Emniyet Genel Müdürlüğü görevinin ardından Hukuk İşleri Müdürü, Basın Şube Müdürü ve Tetkik Kurulu Başkanı olarak çeşitli birimlerde sürdürdüğü görevinden 1974'te emekli olmuş. Emekli olduktan sonra polis okullarında uzun yıllar öğretmenlik yapmış.

Emniyet Müdürü olduğu gün, haberin 33 gazetede birden çıktığını belirten Sanerk, eşinin de Emniyet Müdürü olması nedeniyle komşularının sürekli kendilerine danıştıklarını, hatta evlerine 'karakol gibi' müracaat ettiklerini söylüyor.

İş hayatında kadınların erkeklere göre daha fazla zorluk çektiklerini anlatan Sanerk, ‘‘Özverili olmak, kadınım diye işini ihmal etmemek lazım. İki kızım da kızamıkken onları bırakıp işe gittiğimi biliyorum‘‘ diyor.

İLK SÜMEROLOG

Şu an 89 yaşında olan Muazzez İlmiye Çığ, 1929'da Bursa Kız Muallim Mektebi'nden mezun olmuş. 1935'e kadar öğretmenlik yapmış. 1940'ta Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sümeroloji, Hititoloji, Arkeoloji, Tarih bölümlerinde eğitim almış.

Ardından İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde Çiviyazılı Tabletler Arşivi oluşturmak üzere, çiviyazıları uzmanı olarak göreve başlamış. Arkadaşı Hatice Kızılyay ile kazıdan çıkarıldığı haliyle duran 75 bin çiviyazılı tabletin devir, tarih ve konularına göre tasniflerini yapmış. 33 yıl süren çalışmanın sonunda ‘Çiviyazılı Tabletler Arşivi' oluşmuş. Meslek hayatı boyunca, kadın olmasından kaynaklanan bir zorluk yaşamadığını belirten Çığ, işe ilk başladığı günleri şöyle anlatıyor:

‘‘Müzeye ilk geldiğimizde, müzede üniversiteden gelme hiç kimse yoktu. Orada kendi kendilerine yetişmiş olanlar vardı. Biz genç kızlar üniversiteden çıkıp gelince bir hayli şaşırdılar. Bizi çekemediler, hatta maaşlarımızı çok gördüler. Halbuki en başta onlardan çok daha az maaş alıyorduk.‘‘

‘Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni' ve ‘Zaman Tüneliyle Sümer'e Yolculuk' adlı kitaplar da aralarında olmak üzere toplam 12 kitabı bulunan Çığ'ın ayrıca, İstanbul Üniversitesi Fahri Doktora ödülü ve Turan Dursun Ödülü gibi birçok ödülü de bulunuyor.


Çok ciddi, çok bilgili olmak lazım


Şu an 89 yaşında olan Prof. Dr. Nuriye Pınar Erdem, Erenköy Lisesi'ni bitirmiş. Fransa'da Bordeaux Üniversitesi'nde tabii bilimler lisansı yapıp genel kimya sertifikası almış. 1937'de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Enstitüsü'ne asistan olarak atanmış. Mineroloji, paleontoloji ve pertrografi laboratuvarlarında çalışmış. Avrupa Sismoloji Komisyonu'na üye seçilen Erdem, 1960'a kadar Türkiye milli raporlarını hazırlamış.

1954'te üniversiteden ayrılan ve 1960'a kadar iki dönem milletvekilliği yapan Erdem'in milletvekilliği sırasında meclise sunduğu kanun tekliflerinden üçü kabul edilmiş. Ayrıca, Cumhurbaşkanı'nın Irak ve Pakistan'a yaptığı resmi ziyaretlere TBMM'yi temsilen katılmış.

YTÜ (Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Bölümü Başkanı iken emekli olan Erdem, Türk Parlamenterler Birliği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği, Türk Kadınlar Konseyi İstanbul Şubesi Başkanlığı ile Ekoloji ve Çevre Dostları Yönetim Kurulu üyeliği yapmış. Kadınların başarılı olmasının çok zor olduğunu söyleyen Erdem, ‘‘Çok ciddi, çok bilgili olman lazım’’ diyor. Profesör olduktan sonra evlendiğini anlatan Erdem'in bir kızı ve üç torunu var.


Önce yadırgadılar sonra alıştılar


Şu an 86 yaşında olan Makbule Yalkılday, 1944'te, sonradan adı Mimar Sinan Üniversitesi olarak değiştirilen Güzel Sanatlar Akademisi'nin mimarlık bölümünden mezun olmuş. İlk önce özel bir şirkette çalışmak istemiş. Ancak, müteahhitlerin ‘ilginç’ uygulamaları nedeniyle vazgeçmiş. ‘‘Sekizlik demir yerine altılık demir koymaya çalıştıkları için yapamadım‘‘ diyen Yalkılday, mukaveleleri de fesh ederek İstanbul Defterdarlığı'nda çalışmaya başlamış.

Yalkılday, Fatih Çarşamba'daki İsmail Ağa Camii'nin restorasyonu, Reşit Paşa Köşkü ve Baltalimanı Kemik Hastanesi'nin rölevesi gibi çalışmalarda yer almış.

Mesleğinin ilk yıllarında, kadın olması nedeniyle çok yadırgandığını ancak zamanla alıştığını belirtiyor: ‘‘O zamanlar çok itibar gösterirlerdi. Her gittiğim toplantıda saygıyla davranırlardı. Keşke bugün de o kadar itibar gösterseler. Bir gün, hiç unutmam, okulunun inşaatını yapacağımız bir müdür korkarak geldi evime.‘‘

Mimar olmasını ailesinin de çok istediğini belirten Yalkılday, çalışmaktan başka hiçbir şeye vakit bulamadığını ve hiç evlenmediğini söylüyor. Yalkılday, kadınların eskiye göre daha güçlü olduklarını belirtiyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle