GeriGündem Tek kurtuluşu Başbakan Erdoğan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    60
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tek kurtuluşu Başbakan Erdoğan

Annesi öldükten sonra akrabaları sahip çıkmadığı için Türk aile tarafından yetiştirilen Belarus uyruklu Vladzimir Abrazhevizch, Türkiye'de herhangi bir kaydı bulunmadığı için sınır dışı edilmeyle karşı karşıya. 10 gün içinde Türkiye'ye terk etmesi istenen Abrazhevich, Türk vatandaşlığına geçirilmesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mektup yazarak yardım istedi.

BELARUS'UN ÖKSÜZ ÇOCUĞU - FOTO GALERİ

 

Abrazhevich'i yetiştiren Hakan Taktuka,  aşık olduğu Vladzimir'in annesi Tanna ile Belarus'un Minsk kentinde evlendiğini, bir süre sonra 7 yaşındaki üvey oğlunu da yanlarına alarak, İzmir’e taşındıklarını anlattı.

 

Tanıdığı andan itibaren “Vova” diye hitap ettiği Vladzimir'i çok sevdiğini ve onu evladı olarak bildiğini söyleyen Taktuka, 1998'de eşi Tanna’nın iş için gittiği Rusya'da vefat ettiğini, Vova'yı da hiç bir Rus akrabasının arayıp sormadığını söyledi.

 

Vova'yı bırakmayı, terk etmeyi hiç düşünmediğini dile getiren Hakan Taktuka, şunları anlattı:

 

“Ben Vova'nın başka babası olduğunu bilen bir adamım, ama o benim oğlum. Ben hayatımda biyolojik baba olmadım ama sadece biyolojiyle annelik babalık olmuyor. Yaşayacaksın, seveceksin, onun için savaşacaksın, onun her şeyini düşüneceksin. Vova'yı bırakmam. Nereye giderse peşinden giderim. Oğlum olarak kabul ettiğim bu genç tamamıyla Türk kültür, örf ve adetlerine göre yetişti.”

       

10 GÜN SÜRE VERDİLER

Taktuka, eşi Tanna vefat ettikten sonra Vova'nın eğitiminden iş başvurusuna kadar tüm resmi işlemlerde zorluklarla karşılaştıklarını, Vova’nın Türkiye’de hiçbir bağı olmadığı için Türk vatandaşı da olamadığını anlattı.

 

Vova'nın oturma izninin bittiğini, İçişleri Bakanlığı Yabancılar Şube Müdürlüğü yetkililerinin Vova'nın Türkiye'den çıkması gerektiğini bildirdiğini söyleyen Taktuka, şöyle devam etti:

 

“Vova, burada eğitim aldı, Karşıyaka Erkek Lisesi'ni tamamladı. Hatta ilkokulda sınıfında ilk kırmızı kurdeleyi takan çocuk oldu. 1998'de annesi vefat edince o zaman da Yabancılar Şube Müdürlüğü çocuğu burada tutamayacaklarını söylemişti ama çocuk okula devam etti. Arayan soran olmadı ne Rusya'dan, ne de buradaki yetkililerden. Kanun kapımızı çalsa gönderirdik. Boş durmadık,vatandaşlık için başvuru yaptık, kabul edilmedi, oturma iznini artık uzatamıyoruz. Son olarak bize 10 gün süre verdiler, kısa süre içinde ülkeyi terk etmesi gerekiyor.”

 

Kanunlara karşı çıkmayacağını söyleyen Hakan Taktuka, Vova'nın Türkiye’de kalmasını, bunun için vatandaşlık işlemlerinin tamamlanmasını, en azından 5 senelik oturma izni verilmesini istediklerini kaydetti.

       

BABAANNE TAKTUKA: “ÇOÇUK GÜNAHSIZ, KADERİ ŞANSI BÖYLE

Vladzimir Abrazhevich'in üvey babaannesi Mediha Taktuka da Rus torununu,çocuklarından ve diğer 3 torunundan ayırt etmediğini söyledi.

 

Vova'yı 1994 yılında, henüz 8 yaşındayken tanıdığını söyleyen Mediha Taktuka, “Küçükken de Vova ailesini istemez, bizi isterdi. Annesi iş icabı Türkiye’den çıktığında bizim yanımızda kalırdı. Annesinin Rusya'da bir iş gezisinde öldüğünü öğrenince, 'Beni gönderme babaanne' dedi. Biz onunla bir aile olduk. Giderse matem yaşarız” diye konuştu.

 

İnsanoğlunun her zorluğa alıştığını, Vova'dan ayrı kalmaya zor olsa da alışacağını söyleyen Mediha Taktuka, şöyle devam etti:

 

“Çocuk günahsız, kaderi, şansı böyle... Burada bir nüfus cüzdanı dahi olmadan yaşıyor. Ne iş başvurusunda bulunabiliyor, ne okuluna devam edebiliyor.Asalak gibi yaşamasına gönlümüz razı olmuyor. Ölsem de onu yollamak istemem ama kanuna karşı gelecek de değilim. Anlaşmalı evlilik yapmayı da kendine yakıştıramıyor. Bir an önce onun hayatını düzenlemesini istiyoruz.”

       

VOVA'DAN BAŞBAKAN ERDOĞAN'A MEKTUBU

Türkiye'yi, Türk ailesini çok sevdiğini anlatan Vova da, Belarus’a gittiğinde kendini yabancı hissettiğini söyledi.

 

Vova, hak ettiğini düşündüğü Türk vatandaşlığına geçmek için Başbakan Erdoğan’a yazdığı mektupta da şu satırlara yer verdi:

 

“Hiç kimsenin dünyaya gelirken anne ve babasını, dilini, dinini ve ırkını seçme hakkı yoktur. Ben, 15 yıldır birlikte yaşadığım Hakan Taktuka ve onun ailesini öz ailem olarak biliyorum.

 

'Türkçe konuşurum' demiyorum, ana dilim Türkçedir. 'Türk örf ve adetlerini iyi bilirim' demiyorum, o benim yaşam tarzımdır. 'Dinim İslamdır'demiyorum, ben kendi arzusuyla küçük yaşta sünnet olmuş, Müslüman bir Türk'üm.Ben bu ülkenin vatandaşlarının güldüğüne gülerim, ağladığına ağlarım, ben sizlerden biriyim, benim ağız tadım da aynı sizin gibidir, aynı yemekleri severim.

 

Resmi olmasa da gönülden bir Türk vatandaşı olarak, bu vatandaşlığı artık resmen hak ettiğimi ispat edebilmek için daha fazla yapabilecek neyim kalmış olabilir ki? Beni anavatanımda tutabilmek için anlaşmalı evlilik teklifi fedakarlığında bulunan aile yakınlarımın yardım önerilerini de kabul etmeyi içime sindiremedim. Ben gönülden sevebileceğim bir Türk kızıyla evlenmek ve yeni bir Türk ailesi kurmak istiyorum.

 

Çok özel durumumu değerlendirerek, ısrarla uzatılmayan oturma iznimin verilmesini, olası sınır dışı edilme işleminin yüksek makamlarınızca engellenmesini, artık hak ettiğime inandığım Türk vatandaşlığım için gerekli prosedürün başlatılmasını arz ediyorum.”

       

MAHALLE CAMİSİNDE FOTOĞRAFI DURUYOR

Osmanpaşa Cami İmam Hatibi Hafız Mehmet Emin Çallı ise, Vova'nın küçük yaşlardan itibaren caminin bahçesinde oynadığını, çevresi tarafından çok sevildiğini ve günde 5 vakit namaz kıldığını söyledi.

 

Çallı, Vova'nın, çok ahlaklı bir çocuk olduğunu ve sevildiğini belirterek, fotoğrafını caminin panosuna astıklarını belirtti.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle