GeriGündem Tanıklar susuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tanıklar susuyor

Eyüp Sultan Mezarlığı sakinleri, mezarlığa kimin dua için, kimin fuhuş için geldiğini biliyorlar. Kimin ne zaman ayrıldığından, kimin ne yaptığından haberdarlar. Bir tek Üzeyir Garih cinayetinin olduğu gün bir bilinmez hepsi için. O gün koca bir karanlık hepsi için.

Dışarıdan bakıldığında yüzyıllık mezar taşlarıyla, ulu ağaçları ve ermiş türbeleriyle tarihi ve mistik bir mezarlık Eyüp Mezarlığı. Tesettürlü kadınların, başı takkeli hocaların dua ettiği, yakınlarını ziyarete gelenlerle hareketlenen geniş bir alan.

Ama sakinleri gene de hakim bu alana.

Mezarlığa kimin dua için, kimin fuhuş için geldiğini biliyorlar. Kimin ne zaman ayrıldığından, kimin ne yaptığından haberdarlar.

Bir tek Üzeyir Garih cinayetinin olduğu gün bir bilinmez hepsi için. Ne siyah Mercedes dikkatlerini çekmiş, ne de kelli felli bir adamın mezarlığa doğru sakin adımlarla yürümesi.

O gün koca bir karanlık hepsi için.

MÜŞTERİLERİ TANIYORLAR

Eyüp Sultan'ı anlatanlar ne mezarlıktan bahsediyor, ne de Piere Loti'den. 'Buralarda fuhuşun, heyecanın Allah'ı var' diyorlar. Fuhuş yapan altı kadını isimleriyle, müşterileriyle anlatıyorlar.

Uyuşturucunun da, uyuşukluğun da kol gezdiği mezarlık alanında, gündüz vakti yapılan fuhuşu kimsenin takmadığını düşünüyor insan. Esnaf katılmıyor. ‘‘Biz de takıyoruz, çirkin bir şey. Ama ne yapacaksın ki?’’ diye çaresizliğini dile getiriyor.

‘‘Bir tek polis göremezsin buralarda. Kim mezarlığa girip, kontrol eder ki? Diyelim ki kadınla adamı bir mezar içinde yakaladın. Ne yapacaksın? Anlaşma yolunu seçsen, buraya o amaçla gelmiş bir adam, kadının yanında özür dileyip gider mi hiç? Başından sakat. O zaman, tek çare dövmek. İşte o da buranın eli sopalı kadınlarıyla, öyle adamlarla olmayacak iş. Neyine güveneceksin? ’’

Bu duruma düşen çok.

Kimi ‘‘Ben mezar kenarında gördüm bir çifti. Hem gündüzdü, hem de gelen giden tek ben değildim’’ derken, bir diğeri, ‘‘Türbe içi daha geniş, bir de daha sakin’’ diyerek, fuhuş için türbe içlerini kullananları anlatıyor.

Mezarlara su dökerek geçinen küçük A.S çok şeylere tanık olmuş olmanın getirdiği kendine has bir güvenle, ‘‘Eyüp Sultan'ı bilmeyen yok ki’’ diyor.

EYÜP SULTAN MUCİZESİ

Kendisini 35 yıllık Eyüp Sultanlı olarak tanıtan Mustafa anlatıyor.

‘‘Burada herkes tanır birbirini. Sokak kadınlarının buluştuğu yer mezarlığın altındaki Halid Sahil Parkı, işi bitirdikleri yer mezarın içidir. Uyuşturucuyu bulacağın adam da bellidir, kapıp kaçtığın çantayı satacağın yer de’’ diyor.

‘‘Burada çalışan kadınlar bellidir. Güneş, Nuran, Halime, Suna, Nina ve Sümbül’’ diyor bir başkası.

‘‘5 milyonla 10 milyon arasında paraya bu işi yaparlar’’ diyorlar, ‘‘Bazen mezar üstünde, bazen türbe içinde’’ diyorlar da, konu 25 Ağustos Cumartesi gününe, Üzeyir Garih'e gelince hiçbir şey bilmiyorlar.

Oysa cumartesi günleri Eyüp'ün en kalabalık günü.

‘‘Sünnet çocuğundan, askerine, yeni doğmuş bebeğini getiren lohusadan sakallı dedesine cumartesileri kimi ararsan burada’’ diyor esnaf.

‘‘Hasdal Kışlası'ndan çarşı izni alan asker Alibeyköy'de gezecek değil ya, buraya gelir elbet.’’

Ama o karanlık gün hepsi kör, hepsi sağır sanki.

Mezarlara su döken küçük A.S gülüyor.

‘‘Bu mucize abla, mucize! Adamı sekiz kez bıçaklamışlar, Eyüp Sultan'da gören bilen yok. İşte bunun adı Eyüp mucizesi! ’’

Eyüp Sultan'da ilk cinayet 1808'de

Eyüp Sultan'da bilinen ilk cinayet 1808 Ekimi'nde işlendi. Katil, Alemdar Mustafa Paşa'nın diktatörlüğü devrinde İstanbul içindeki hamamlardan birinde çalışan Süleyman adında, 18 yaşında genç bir tellaktı.

Süleyman çalıştığı hamamdan kovulmuş, Eyüp'te yaşayan hemşehrisi Mustafa'nın yanına sığınmıştı. Eyüp'ün tanınmış ismi Kürd Ahmet, genç Süleyman'ı gözüne kestirince kendi sonunu hazırladı.

Bir gece balta ile tehdit ettiği Süleyman'a tecavüz etmeye çalışırken, bir kenara koyduğu baltayı kapan genç tellak Kürd Ahmet'i baltayla katletti. Elinde tellak peştemalı ile çıplak halde bulunan Süleyman yalı hamamının önünde kanlı balta boynunda asılı idam edildi.

1946 yılı Şubatı'nda bir başka cinayete mekan oldu Eyüp. Ayralıköy'de genç bir yanaşma, 80 yaşındaki adamı yine baltayla öldürdü.

Anlatılanlara göre, ihtiyar Kudsi'nin 20 yaşındaki kızı Fikriye, yanaşma Hüseyin ile sevişmiş, ihtiyar da kızını nişanlamaktan çekinmemiş.

Ancak yanaşma Hüseyin, Fikriye ile 2 yıl metres gibi yaşayınca yolları ayrılmış. Delikanlı Fikriye'yi babasından tekrar isteyince kesin red cevabı almış. O da ihtiyarı kendi baltası ile öldürmüş.

Eyüp'teki bir başka cinayet tarihi de 1959.

Eyüp'te Ordu Caddesi'nde ayda 70 lira kira ile oturan 78 yaşındaki Mehmet Ali, 4 Nisan 1962 günü akşamı 68 yaşındaki Hatice'yi kıskançlık ve namus yolunda baltayla öldürmüş. Karısının kendisini aldattığından şüphelenen adam, cinayet için yine balta kullanmış.

1966 yılı Kasım ayında bir başka baltalı Eyüp cinayeti yaşanmış. Dokumacı 40 yaşındaki Mehmet Başkaya, 17 yıllık karısı Emine'yi Eyüp'te, Sofular Çıkmazı'ndaki evlerinde namus meselesinden baltayla öldürmüş. Katil, 34 yaşında güzel bir kadın olan karısının önce uzun boylu, yakışıklı bir adamla gezdiğini öğrenmiş, sonra da karısına Ali imzasıyla yazılmış 5 aşk mektubu ele geçirdiğini iddia etmiş.

Avusturyalı profesöre tecavüz etmişlerdi

Üzeyir Garih'in öldürüldüğü Eyüp Mezarlığı'nda, 7 yıl önce, ülkemize konferans vermek için gelen 45 yaşındaki Avusturyalı Profesör J.T de, tecavüze uğramış, kimse yardımına koşmamıştı.

Profesör J.T. 1994 yılının Kasım ayında, saat 17.00 sıralarında Piyer Loti'de kahve içtikten sonra dönüş için mezarlık yolundan Eyüp Meydanı'na doğru inerken arkadan gelerek beline sarılan sapık tarafından mezarlığın içlerine sürüklendi. J.T'ye tecavüz ettikten sonra parasını ve eşyalarını alıp kaçan 17 yaşındaki oto boyacısı D.K, kısa süre sonra yakalandı.

Profaesör J.T'ye tecavüz olayını araştıran polis, dört günde, biri Japon turist, üç kadına daha tecavüz edildiğini ortaya çıkarttı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle