GeriGündem Tanıklar anlatıyor: Dünyayı değiştiren üç gün
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tanıklar anlatıyor: Dünyayı değiştiren üç gün

Tanıklar anlatıyor: Dünyayı değiştiren üç gün
refid:18512563 ilişkili resim dosyası

Bugün Sovyetler Birliği Komünist Parti kurmaylarının Gorbaçov'un "perestroyka" politikalarına karşı gerçekleştirdiği başarısız darbenin 20'nci yıldönümü. Reuters'ın 1990'lı yıllarda Moskova temsilciliğini yapan Ralph Boulton, darbeyi ve ardından gelen üç günü anlattı.

Okul bahçesindeki yaramaz çocuklar gibi, sıkı fıkı bir grup şeklinde bir arada duruyorlardı. Yanlarına yaklaştığımda hemen seslerini kestiler.

 

Ancak burası bir okul bahçesi değil Kremlin Sarayı’nın bahçesiydi. Yaramaz çocuklar ise KGB Direktörü ile Sovyetler Birliği Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı ve Başbakanı’ydı.

 

Hükümetin görev süresinin son günüydü. Sovyetler parlamentosu yaz tatiline girmişti. Ben de Kremlin’den Kızıl Meydan’a doğru aceleyle gitmeye çalışıyordum.

 

Köşeyi dönünce fısıldaştıklarını fark ettim. Savunma Bakanı Dimitri Yazov, KGB Direktörü Vladimir Kryuçkov ve diğer iki yaramaz acaba ne konuşuyorlardı? Belki de sormam gerekirdi. “Perestroika”nın mutlu günlerinde Batılı gazeteciler üst düzey siyasetçilerle çok yakın dirsek temasında olurdu. Ama ne konuştuklarını öğrenmek için çok fazla beklemem de gerekmedi aslında.

 

Bir ay kadar sonra, Ağustos 1991’de, “okul müdürü” Mihail Gorbaçov’u devirip kendilerini Sovyetler Birliği’nin hükümdarları ilan ettiler. Darbe başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra ise Moskova’daki “Denizci Barınağı” cezaevine gönderildiler.

 

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN ÜÇ GÜN

Ağustos 1991’de yaşananları önemsiz bir olaymış gibi göstermek yanlış olabilir. Zira bu tarihle birlikte Sovyetler Birliği’nin yıkılışı hızlandı, milyonlarca kişinin hayatları alt üst oldu. Üç kişi öldü, belki çok daha fazla insan bile ölebilirdi. Bazıları için korkunç bir dönemdi.

 

Ancak bence o üç gün, “Devlet Acil Durum Komitesi” (GKCP) yani darbeciler, safça, hatta çocuklara has bir sorumsuzlukla hareket ettiler.

 

Aslına bakılırsa ben de o zamanlar biraz safmışım. Batılı gazeteciler olarak aylar boyunca KGB’nin koruduğu otelimizde oturup Gorbaçov’a karşı üst düzey bir darbe yapılması ihtimalini tartışmıştık. Peki ofisten çıkmadan önce kapanış notu olarak defterime ne yazdım? “Görünüşe göre Pazartesi sakin bir gün olacak.”

 

Birkaç saat sonra ben uykumun en güzel yerindeyken, Sovyetler’in resmi haber ajansı TASS, acil durum komitesinin kurulduğu haberini geçmeye başladı. Böylece uykusuz geçen, karmaşayla dolu üç gün üç gece de başlamış oldu.

 

"YANAYEV'İN ELLERİ TİTRİYORDU"

Pazartesi akşamı Sovyetler Birliği Başkan Yardımcısı Gennadi Yanayev, televizyondan yayınlanan basın toplantısında GKCP’nin (kısaltması bile çocukçaydı) Sovyetler Birliği’ni dağılmaktan kurtulmak için harekete geçmek zorunda kaldığını söyledi.

 

Yanayev Gorbaçov’un yazlık evinde hasta olduğunu ve katılamadığını belirtti. Aslına bakılırsa Gorbaçov deniz kıyısındaki yazlığında tutukluydu, açıklarda bir savaş gemisi bekliyordu ve kendi ifadelerine bakılırsa Gorbaçov bir hayli sinirliydi.

 

Yanayev’de de bir tuhaflık vardı. Elleri titriyordu ve bu titremeyi sadece yanında oturan diğer GKCP üyeleri değil bütün ülke görebiliyordu.

 

Sovyetler Birliği’nin, Gorbaçov’un reformlarına başladığı 1985’ten bu yana değişmediğini düşünmekle hata etmişlerdi. Reformlarla edinilen süpergüç statüsü sayesinde ekonomik gerileme maskelenmişti. Dahası yine reformlar sayesinde sadece bir bahar mevsimi süresince bile olsa siyasi baskıyla büyüyen nesillerin yaşadığı otorite korkusu ortadan kalkmıştı.

O ÜÇ GÜNDE NE OLDU?

Sovyetler Birliği’nde Komünist Parti’nin önde gelen isimleri 18 Ağustos 1991 tarihinde bir araya gelerek ülkenin kontrolünü almak ve Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un “perestroyka” denilen siyasi ve ekonomik reform programını sona erdirmek için harekete geçti.

Darbeciler hükümetin iktidarını merkezden alıp SSCB’yi oluşturan cumhuriyetlere verecek birlik anlaşmasını önlemeyi hedefliyordu.

Başta Gorbaçov’un yardımcısı Gennadi Yanayev, Başbakan Valentin Pavlov ve KGB Direktörü Vladimir Kryuçkov olmak üzere Komünist Parti’nin önde gelen 11 kişilik Devlet Acil Durum Komitesi, Gorbaçov’un yazlık konutunda olmasından faydalanarak 18 Ağustos’ta harekete geçti.

Gorbaçov’dan olağanüstü hal ilan etmesini ya da istifa ederek yerine Yanayev’i geçici başkan olarak atamasını isteyen parti kurmayları 19 Ağustos’ta yayımladıkları açıklamada Sovyetler Birliği’ni “ulusal felaket”ten kurtarmayı amaçladıklarını ifade ettiler.

Ancak, darbe halktan gereken ilgiyi göremedi, binlerce kişi Moskova’da bulunan ve Beyaz Ev olarak bilinen parlamento binasının önünde toplanarak darbeyi protesto etti.

Direnişçilere liderlik eden Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, bir tankın üzerine çıkıp konuşma yaptığı sırada çekilen karelerle akıllarda yer etti. Yeltsin, ordudan kendi halkına karşı durmamasını isteyerek genel grev çağrısı yaptı.

Parti kurmaylarının başarısız planlaması sonucu (ulaşım ve iletişim kanalları bile kapatılmamıştı) darbe başarısız oldu. Dünya kamuoyu darbeyi kınadı.

Darbe 21 Ağustos’ta sona erdi. Askerler Moskova sokaklarından çekilirken, Gorbaçov Moskova’ya geri döndü.

Darbenin liderleri tutuklandı, ancak İçişleri Bakanı ve eşi istifa etti. Vatan hainliğiyle yargılanan darbeciler 1994’te affedildi.

Birçok tarihçi darbenin hedeflenenin tam aksini gerçekleştirdiği yorumunu yaptı.

PARMAKLARINI ŞIKLATTIKLARINDA...

Parmaklarını şıklattıkları anda bütün bir devlet aygıtının hazır kıta harekete geçeceğini zannediyorlardı. Ama parmaklarını şıklattıklarında, ortaya çıkan şey Gorbaçov’a muhalefetten çok tereddüt, belirsizlik, karamsarlık, bıkkınlık ve felç oldu.

 

Rakiplerini yalnız bırakmak için havaalanlarını kapatmayı ya da telefon sistemini kontrol altına almayı bile düşünmediler. Buna gerek olacağına inanmıyorlardı çünkü.

 

Komite uzun bir kanun hükmünde kararnameler listesi yayımladı. Bu kararnameler genç bir kadın tarafından televizyon aracılığıyla halka duyuruldu. Moskova’nın merkezine tanklar yerleştirildi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi, birileri tutuklandı ama bunlar yeterli olmadı.

 

Sokaklarda da gerçekdışı bir durum yaşanıyordu. Yaşını başını almış hanımlar en dinç halleriyle Kremlin’in çevresindeki zırlı araçlara tırmanıp genç askerlere yiyecek ikram ediyordu. Birkaç bin kişi de Moskova Irmağı kıyısında Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’le birlikte toplanmıştı.

 

Sonra yağmur başladı ve üç gün boyunca hiç durmadan yağmaya devam etti.

 

UMUTSUZLUK VE PİŞMANLIK

Salı gecesi “yaramaz çocuklar” tamamen umutsuzluğa kapılmıştı. Hatta mazeret izinleri bile alındı. Örneğin ben Başbakan Valentin Pavlov’un, sağlık sorunları dolayısıyla GKCP’den ayrıldığı yönündeki açıklamasının haberini yapmıştım.

 

Darbeciler sinirleri bozulunca daha tehlikeli bir hal aldılar. Salı gecesi çıkan çatışmalarda üç kişi öldürüldü. Ertesi sabah her şeyin bittiğini GKCP de biliyordu.

 

İçişleri Bakanı Boris Pugo, eşofmanlarıyla yatağına oturdu, kafasına bir silah dayadı ve tetiği çekti. Diğer darbe liderleri bu sırada havaalanına gidiyordu. “Okul müdürü”nün yazlık konutuna gidecekler, elleri titreye titreye özür dileyip barış isteyeceklerdi.

 

Gorbaçov hiçbirini kabul etmedi.

 

Reuters'ın 1990'lı yıllardaki Moskova temsilcisi Ralph Boulton'ın o dönem yaşadıklarını anlattığı "Witness: The "naughty schoolboys" who plotted 1991 Soviet coup" başlıklı haberden derlenmiştir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle