GeriGündem Tahir Elçi iki gün önce Dört Ayaklı Minare için "suikast" demişti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tahir Elçi iki gün önce Dört Ayaklı Minare için "suikast" demişti

Tahir Elçi iki gün önce Dört Ayaklı Minare için "suikast" demişti

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Sur ilçesinde basın açıklaması düzenlediği sırada vurularak öldürüldü. Elçi'nin basın açıklamasının konusu kentin en önemli tarihi eserlerinden biri olan Dört Ayaklı Minare'ydi.

Dünyada başka bir örneği olmayan ve UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Dört Ayaklı Minare, çarşamba gecesi otomatik silahlarla taranmış ve iki ayağı hasar görmüştü.

Elçi önceki gün bu duruma bir tweet'le tepki gösterek, olayı "suikast" olarak nitelendirmişti.

Tahir Elçi iki gün önce Dört Ayaklı Minare için suikast demişti

Elçi ayrıca, “Diyarbakır'ın simgelerinden tarihi Dört Ayaklı Minare, yaşanan silahlı çatışmalardan böyle etkilenmiş, tarihi Sur bölgesinden daha önce çok sayıda cami ve tarihi eser silahlı çatışmalar nedeniyle tahribata uğradı. Sivil ve yaşam alanlarında ağır silahlarla yaşanan silahlı çatışmalar Cenevre İnsancıl Hukuk İlkeleri'ne aykırı olduğu gibi, tarihi ve kültürel değerleri de yok ediyor. Sivil yaşam alanlarında silahlı çatışma ve operasyonlara son verilmesi gerektiği biçimindeki çağrımızın ne kadar önemli olduğu bu Dört Ayaklı Minare tahribatıyla daha çarpıcı gözler önüne seriliyor” şeklinde bir açıklama da yapmıştı.

Tahir Elçi iki gün önce Dört Ayaklı Minare için suikast demişti

ANADOLU'DA EŞİ BENZERİ YOK
Dört Ayaklı Minare'nin ayaklarının her biri dört İslam mezhebini simgeliyor ve bu özelliğiyle Anadolu’da tek örnek.

Diyarbakır Müftülüğü'nün internet sitesinde minarenin tarihçesi şöyle aktarılıyor:

Dört Ayaklı Minare ve Kasım Padişah isimleri ile de bilinen cami, Savaş Mahallesi, Yenikapı Sokak’ta bulunmaktadır. Minaresindeki yazıtından 906/1500 yılında ismini de aldığı Akkoyunlu Sultanı Kasım Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Minarede bulunan kitabede “Âdil Sultan Kasım Han’ın saltanatı zamanında Hacı Ömer oğlu Hacı Hüseyin’in emeğiyle 906/1500 senesinde inşa edildi” yazılıdır. Şeyh Matar Camii’nin minaresi hakkında Diyarbakır Salnâmeleri’nde İslâmdan önce yapılmış sağlam ve yüksek bir eser olduğu, fetihten sonra yanına cami inşa edilerek minare olarak kullanılmaya başlandığı bilgisi bulunmaktadır.

Caminin yapıldığı alanın, Şeyh Mutahhar isimli bir kimsenin mezarının bulunduğu arsa olduğu için, caminin Şeyh Mutahhar (Şeyh Matar) adıyla anıldığı söylenmektedir.

Orhan Cezmi Tuncer, Şeyh Matar Camii’nin mimari yapısı hakkında şu değerlendirmelerde bulunmaktadır: “Tek kubbeli almaşık örgülü kare prizma gövde, silmeyle son bulur. Harimde, yanlarda üçer, kuzey ve güneyde ikişer penceresi olup tümünün iç ve dışında kemerle kapanan girintileri vardır. Bugün ikisi de kapatılmış olan kıble duvarı pencereleri içinden yanlara doğru yükselen merdivenlerle, doğu ve batı duvarı güney pencereleri üstüne yerleştirilen ve harim üst yarısına açılan ufak mahfillere ulaşılır. Son cemaat yeri doğu ucundaki kapıyla, mahfile bağlanır.
Üç monolit kolona oturtulan kare kesitli minare bir sanat ve teknik gösterisidir. Gövdede almaşık örgüler köşelere varmadan kesilir. Üç ara silme gövdeyi eşit olmayan dört parçaya böler. Peteğin üst yarısından fazlası beyaz taştandır”.

Tahir Elçi iki gün önce Dört Ayaklı Minare için suikast demişti

Cami, 1960 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onartılmıştır. Şeyh Matar Camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü veritabanında “Şeyh Matar (Kasım Padişah - Şeyh Mutahhar) Camii (Dört Ayaklı Minare)” adı ve 21.00.01/019 envanter numarası ile “Türkiye Kültür Mirasları” arasında kayıtlıdır.

Arsa alanı 600 m², cami alanı 221 m² ve cemaat kapasitesi 500 kişi olan Şeyh Matar Camii’nin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir.