‘Sualtı fabrikaları’

Güncelleme Tarihi:

‘Sualtı fabrikaları’
Oluşturulma Tarihi: Eylül 27, 2005 00:00

BODRUM’un Güvercinlik ve Torba yörelerinde oturan bir grup yazlıkçı, Pina İskelesi’nde Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’i bekliyorlar.Mandalya Körfezi’nin kıyısı burası. Karşıdaki Salih Adası’nın çevresi balık çiftlikleri ile dolu; Türkiye’nin en önemli üretim merkezi. Emekli ‘çevreciler’in çoğu kadın... Balık çiftliklerinin, sahilleri kirlettiğini, artık denize girmekten çekindiklerini anlatıyorlar. Gazetecilere ‘Balık Çiftliklerinin Çevresel Etkileri’ başlıklı bir kitapçık dağıtıyorlar. 9 Eylül Üniversitesi’nden Ertuğrul Erdin ile Konya İl Kontrol Laboratuvarı Müdürlüğü’nden Mustafa Şanlı’nın hazırladığı raporda, ‘yapay balık’ üretimine dönük çevresel sorunlar bilimsel verilerle anlatılıyor. Kötü planlama sonucu bunların özel koruma alanlarında kurulmasına, denetim yetersizliklerine, işletme atıklarının (çuval, naylon, mazot, vs.) toplanmamasına, sağlıklı üretim yapılmayan havuzlarda % 40 oranına yaklaşan balık ölümlerine, yer seçim hatasına, bilinçsizce verilen aşırı yem ve antibiyotiklerin denizi ve deniz canlılarını etkilemesine vurgu yapılıyor. Ayrıca bu tesislerin mutlaka su sirkülasyonunun kuvvetli olduğu alanlarda kurulması, yem olarak verilen balık unu ve balık yağı ve diğer minerallerden oluşan yemin sindirimin kolaylaşması için iyi pişirilmesi, böylece dışkı oranının düşürülmesi; tahta kafeslerin yerine çelik kare veya polietilen dairesel kafeslerin tercih edilmesi; kafeslerde oluşan katı atıklarla ölü balıkların uzaktan kumandalı cihazlarla düzenli olarak depolanıp kireçle gömülerek veya yakılarak ortadan kaldırılması... Balık kafeslerinin özellikle 2-3 yıllık rotasyonlarla yerleri dinlenmeye bırakılması gibi ‘kirlenmeye’ çözümler getiriliyor.Bu önlemlerin çağdaş bir şekilde ele alınmaması karşısında daha yüksek çevre riski ortaya çıkıyor. Özellikle artık yem ve balık dışkıları deniz dibinde ‘ölü bölge’ yaratıyor. Batı kaynaklı çevresel bir araştırmada, tipik bir somon çiftliğinin 62.505 insanın ürettiği kadar atık ürettiği belirtiliyor. Biyolojik ve kimyasal atıkların yol açtığı kirlenmeye karşılık ekonomiye getirdiği kazanımlar, balık üreticileri ile turizm yatırımcılarını karşı karşıya getiriyor. Çünkü bölgedeki koylarda 10 bin yatak kapasitesi var; kirlenme beş yıldızlı oteller, yazlık konutlardan başka yat turizmini de etkiliyor. Mandalya Körfezi’ne bugün eskisi kadar yat gelmiyor.Madalyonun öbür yüzüne bakarsak...Bugün ‘sualtı fabrikaları’ olarak adlandırılan balık çiftlikleri Japonya’dan sonra İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye’de büyük bir ekonomik gelişme gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda Kuzey Afrika ülkelerinin de önemli bir üretim gücüne sahip olacağına dikkat çekiliyor. Bakan Eker bir şeyi vurgulamak istiyor. Toplum ucuz balık yiyecekse bu iş olacak. Yasa ne derse o olacak. Bunlar denetlenecek, kirleten varsa cezasını görecek.Çipura ve kefal ekonomisiTARIM ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker ve Muğla Valisi Aksoy’un konuşmaları ile kültür balıkçılığı yapan üreticilerin verdiği bilgilerden ortaya çıkanlara göre, gittikçe gelişen bu sektörle ilgili bazı rakamlar şöyle özetlenebilir:Kültür balıkçılığını ilk kez Japonya 1965 yılında gerçekleştirdi. Bugün 60 bin balık çiftliğine sahip. 5 milyar dolarlık ihracat yapan Norveç, kültür balıkçılığında Avrupa’nın en büyüğü.Dünyada balıkçılık platformlarında 34 milyon ton su ürünü yetiştiriliyor; bu miktarın her yıl % 24 artması öngörülüyor. Kültür balıkçılığını teşvik eden AB, 93 bin ton üretim yapan Yunanistan’a 1.5 milyar Euro destek verdi. AKP iktidarının geçen yıl ihracata kilo başına 800 bin lira teşvik vermesi üretimi artırdı. Türkiye’de 235 işletme bulunuyor. Bir balık çiftliğinin projelendirilmesinde 14 bakanlık ve kamu kuruluşundan izin alınması gerekiyor. Bir ÇED süresi ise 2 yıl sürüyor. İhracata giden üretim 6 ayda bir Tarım Bakanlığı ve AB’nin heyetleri tarafından denetleniyor. 1998 yılı hariç hiçbir olumsuz sonuç alınmadı.1124 km olan Muğla sahilinin sadece % 1’lik kısmında balık çiftliği bulunuyor. Muğla Çevre Düzeni Planı’na göre ruhsat veriliyor; bu yer de Salih Adası çevresinden oluşuyor. Bölgede 28 işletme bulunuyor; bunlar Türkiye’nin çipura ve levrek üretiminin % 65’ini, ihracatın da % 50’sini karşılıyor. Salih Adası çevresinde üretim yapan 5 firma İSO 1401 belgesi almaya hak kazandı.Yunanistan’da balık çiftliklerinden su yüzeyi kirası (örneğin 100 dönüm) 10 bin Euro, Türkiye’de ise 80 bin Euro... Bu bedeli Muğla Özel İdaresi topluyor.Milas ve Güllük çevresinde bin kişi gemici, kaptan olarak geçimini sağlıyor. Türkiye 40 bin ton üretim miktarı ile 150 milyon dolara yakın ihracat yapıyor. Ekonomiye yıllık katkının 300 milyar doları bulduğu bildiriliyor.Kefal ve levrekten sonra sinarit, fangiri, laos ve minakopun kültür üretimine başlandı.Off-shore üretim başlıyorHAFTA sonu Muğla Kültür Balıkçıları ve Su Ürünleri Yetiştiricileri Birlik Derneği, sektörün üretim, istihdam ve ihracat açısından ekonomiye sağladığı katma değeri anlatan Salih Adası çevresinde bir tanıtım gezisi yaptı Buna Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Muğla Valisi Hüseyin Aksoy, TSE Genel Sekreteri ve bazı balık çiftliği sahipleri katıldı. Derneğin başkanı, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük üreticisi ve ihracatçılarından Güllük’te kurulu Kılıç firmasının sahibi Orhan Kılıç, ‘Hak etmediğimiz birçok eleştiri alıyor, halk ile karşı karşıya getiriliyoruz. Devlete ve halka dert anlatmaktan işimizi yapamıyoruz. Bu kadar şamar yiyen terörist olur. Asıl kirlenmeyi kanalizasyon atıkları yapıyor’ diye konuşuyor.‘Balık çiftlikleri sahipleri mafya değildir’ diyen Bodrumlu işadamı Kılıç şöyle konuşuyor:‘Biz bu işe 1990’lı yıllarda başladık. Önce tamamen acemiydik, rüzgárdan ve dalgalardan korunaklı kapalı koylarda basit ahşap kafeslerde bu işe başladık. Ama artık açık denizlere açılıyoruz, yeni teknolojiler uyguluyoruz. Denizin 4 mil açığında, 60 m. derinlikte, 30 m. çapında polietilenden yapılmış derinliği 25 m. olan 18 havuzda yeni üretime başladık. Bu kış ilk kez 4 metre yüksekliğindeki dalgalarla mücadele edeceğiz. Yatırım tutarımız 2 milyon Euro, işletme harcamalarımız da 6.4 milyon Euro tutuyor. Ayrıca geniş bir dubanın üzerine yem deposu bulunan ve 17 kişinin barınacağı tesisler yaptık; sadece bunun maliyeti 500 bin Euro... Bu depodan bilgisayar sistemiyle havuzlara otomatik yemleme yapıyoruz artık.’Yavru balık üretimi.- Unutmamak gerekli... Yavru balıklar, 2.5 gram olarak kuluçkahanelerden alınıp kıyılara yakın yerlerde 25-30 gram arası boya gelene kadar kıyıya yakın yerlerde bulunmak zorunda. Çünkü denize adapte olması gerekiyor. Daha sonra boylama ve aşılanma işlemleri bitince açık denizlere taşınabiliyor. Yani tek başına off-shore tesisi olmaz, kıyılara lojistik olarak da ihtiyacımız var. Biz ayrıca 125 milyon yavru balık üretiyoruz.Denizlerin kirlenmesi...- Kirlilikten en başta bu canlının etkilenmesi bizleri özenli davranmaya zorlamaktadır. Kirliliğin en belirgin göstergesi sudaki oksijen miktarıdır. Önyargıları yıkacak şekilde çevre bilincine mutlak uyuyoruz. Balığın turizme, turizmin balığa muhtaç olduğunu unutmamak gerekiyor.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!