GeriGündem Sosyal içerikli gürültü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sosyal içerikli gürültü

Önünden üç kere geçmemize rağmen bir türlü bulamadığımız Bahariye İletişim Kitabevi'ne nihayet vasıl oluyoruz. Niyetimiz geçenlerde ikinci albümleri ‘‘Blues Şehri’’ni çıkaran D-100 ikilisiyle konuşmak.

Cüneyt ve Boğaç'la önce uzun uzun seçim sonuçlarını tartışıyoruz, sonra aklımıza orada bulunma sebebimiz geliyor ve asıl mevzuya geçiyoruz. Yapacağımız röportajın birgün öncesinden Cüneyt'in rüyalarına girmesi de bizi iyice gaza getiriyor.

Hikaye malum, üniversite sıralarında kafaca çok iyi anlaşan ve aynı müzisyenleri dinleyen iki arkadaş bir araya gelerek bir grup kurarlar, onların grubu da 92'de kurulmuş. Boğaç okulu bitirmiş, bir şirkette 07.00-19.30 çalışıyor, Cüneyt ise okulunun baba öğrencilerinden. Grubun enterasan ismi D-100, e-5'in diğer ismi. D-100 insanları biraraya getiren kocaman bir yol, elemanların hem evleri hem okulları Marmara Üniversitesi bu yolun üzerinde.

Albüm kapağında neden resimlerinin olamaması dikkatimizi çekiyor; ‘‘Neden olsun ki?’’ diyorlar. 1970 doğumlu Cüneyt de, 1973 doğumlu Boğaç da şarkılarına klip çekmeye fena halde karşılar, hem zaten istedikleri gibi klip çektirecek paraları da yok.

Cüneyt bir uzun zamandır İletişim Kitabevi'nde Boğaç ise özel bir şirkette çalışıyor. İster istemez insanın aklına ‘‘Bu çocuklar part-time müzik yaparken tuhaf bir bölünme yaşamıyor mu?’’ sorusu geliyor. İşte cevap: ‘‘Yaptığın müzik gerçekse, sözler yaşanmışsa böyle bir şey yaratmıyor. İşteyken öğlen yemeğinde bile kafanda melodiler oluşuyor bu yüzden de bazen yumuşak bazen agresif melodiler çıkıyor.’’ Sert melodiler herhalde patrondan fırça yedikleri zaman çıkıyor.

Unutmadan, D-100 pazartesi akşamları Kadıköy Kallavi Bar'da konser veriyor. Konserlerde birtakım sürprizler olacakmış. Sürprizin ne olduğunu soruyoruz, ‘‘söylersek sürpriz olmaz’’ diye söylemiyorlar. Kimbilir belki de striptiz yapacaklar...

D-100'ün albümlerinin adı ‘‘Blues Şehri’’ ama ‘‘asla blues yapmıyoruz’’ diyorlar. Belli bir müzik türleri yok ve sınıflandırılmalardan hoşlanmıyorlar. Blues'un ‘‘daha çok mavi daha çok hüzün‘‘ kısmıyla ilgileniyorlar. ‘‘Müziğimiz zaman zaman sosyal içerikli gürültü hesabı akıp gidiyor’’ diyorlar. Sosyal içerik konusunda onlarla tamamen aynı fikirdeyiz, albümü dinlerseniz bize hak vereceksiniz çünkü sözler tam da duyarlı çocukların yazacağı türde. ‘‘İyi kötü biraz birikimimiz var, birikimi olmadan müzik yapanları da kınıyoruz’’ diyor Cüneyt. Belli ki onlar çok kitap okumuşlar, zaten dah aönce de belirttiğimiz gibi Cüneyt de kitapçıda çalışıyor.

‘‘E peki siz kimleri dinliyorsunuz?’’ sorusuna Metin Milli ve Zeki Müren diye cevap veriyorlar. Metin Milli'nin artık şarkı söylemediğini ve petrolcülükle ilgilendiğini söylüyoruz. İkisi de diğerinin çok esprili olduğunu iddia ediyor. ‘‘Mizahi yaklaşım tarızımızda çok absürde kaçtığımız oluyor’’ diyorlar, takdiri size bırakıyoruz. ‘‘Müziğe kızlara yaranmak için mi başladınız?’’ diye kıl bir soru soruyoruz. Boğaç; ‘‘Çok sorunlu bir gençliğim vardı, kızlara yaranacak halim bile yoktu’’ diyor. Zavallı Boğaç sorunlarını unutmak için bir arkadaşının balkona attığı portakal sandığından beter gitarla parmaklarını kanatana kadar çalışarak müziğe başlamı. ‘‘Hem biz hiç etrafa hava atmak için üniversite kantininde gitar çalmadık’’ diyor Cüneyt ve hep birlikte gülüşüyoruz.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle