GeriGündem Şizofreni nedir? Paranoid şizofreni ne demek?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şizofreni nedir? Paranoid şizofreni ne demek?

Şizofreni nedir? Paranoid şizofreni ne demek?

Şizofreni, duygu ve düşüncede değişim ve davranışlarda sapmalara neden olan beyin hastalığıdır. Şizofreni, kişinin dış dünyadan uzaklaştırıp içe kapanmasına neden olan ve dikkate alınması gereken bir rahatsızlıktır. Genellikle 15-35 yaş arasında meydana gelen belirtiler, arkadaşlardan ve aileden uzaklaşma, okul başarısının düşmesi, sinirli davranışlar ve davranış değişiklikleri olarak gözlemlenebilir. Peki, şizofreni nedir ve belirtileri nelerdir? Paranoid şizofreni hakkında bazı bilgiler

Şizofreni insanın düşünce, duygu ve davranışlarında önemli değişikliklere sebep olan, beyin yapı ve işleyişinde değişikliklerin saptandığı, kronik seyirli biyolojik bir beyin hastalığıdır. Şizofreni kişinin dış dünyadan uzaklaşarak içine kapanmasına, kişiler arası ilişkilerinin ve işlevselliğinin bozulmasına neden olmaktadır.

Paranoid şizofrenide ise bu hastalığı yaşayanlar dengeli gibi görünseler de duygusal sorunlar, konuşmayla ilgili problemler ve katatonik belirtiler neredeyse hiç göstermezler. Ancak klinik olarak incelendiklerinde çoğunlukla paranoya sahibi, yanılgılara sahip, genellikle halüsinasyonlar gören bireylerdir. Halüsinasyonlar sesli veya görüntülü olabilir.

Şikayetleri: Şizofreni belirtileri genellikle 15-35 yaşları arasında ortaya çıkar. Hastalık belirtileri nadiren 15 yaş öncesi ya da 35-40 yaş sonrası başlayabilir. Erkeklerde şizofreni belirtileri kadınlara göre sıklıkla daha erken yaşta başlar. Gençlerde görülen erken şizofreni belirtileri normal ergenlik dönemi özellikleri ile karışabilir. Şizofrenin erken belirtileri ilk hastaneye başvurudan 2 yıl kadar önce başlar. Arkadaşlardan ve aileden uzaklaşma, okul başarısının düşmesi, uyumada güçlük çekme, sinirlilikte artış, davranış değişiklikleri  gençlerde önemsenmesi gereken belirtilerdir.           

Bulguları: Şizofreni belirti ve bulguları genel olarak pozitif, negatif ve bilişsel olmak üzere üç sınıfa ayrılır.

Pozitif Belirtiler: Pozitif belirtiler, normalde bireylerde var olmayan, hastalık nedeniyle görülen gerçekle bağlantının kaybedildiği psikotik yaşantılardır. Kişilik özellikleri ve yaşam tarzı olarak “yeni eklenen” durumu ifade eder. “Pozitif” demek “iyi” anlamına gelmez.

Halüsinasyonlar (Varsanılar): Halüsinasyonlar hiç kimsenin göremediği, duyamadığı, koklayamadığı veya hissedemediği şeyleri görmek, duymak, koklamak veya hissetmektir. Sesler duymak şizofreni hastalarında en sık görülen halüsinasyonlardır.  Örneğin sesler kişinin davranışları hakkında yorum yapıyor olabilir, ya da kişiye emir veriyor olabilir.

Hezeyanlar (Delüzyonlar, Sanrılar):  Hezeyanlar mantıklı düşünce ile değiştirilemeyen, aksi kanıtlansa dahi devam eden yanlış düşünce ve inanışlardır. Örneğin başkalarından kötülük göreceği hezeyanları, kuşkuculuk hezeyanları, radyo ya da televizyon yayınlarından  kendisine gönderme yapıldığı ile ilgili  hezeyanlar olabilir.

Düşünce Bozuklukları: Düşünme ve dil işlevleri bozulur. Düşünce bozukluğu kendisini anlaşılması zor olan dağınık ve konu dışı  konuşmalar ile belli eder. İletişim kurmadaki zorluklar ortaya çıkar. Düşünceleri düzenleme güçlüğü, cümlenin ortasında konuşmayı durdurma veya bazen kelime salatası olarak bilinen anlamsız kelimeleri bir araya getirmekle sonuçlanabilir.

Davranış Bozuklukları: Aşırı hareketlilik ya da hareketi durdurma, kaçmalar, kendine zarar vermeler, anlaşılmaz hareketler, uygunsuz davranışlar, tekrarlayan hareketler gibi farklı şekillerde sergilenebilir.

Negatif Belirtiler: Negatif belirtiler normal fonksiyon özelliklerinin azalması veya kaybolması anlamına gelir. Pozitif belirtilerle birlikte veya pozitif belirtiler olmadan ortaya çıkabilirler. Negatif belirtiler yaşam tarzınızdan “kaybedilen” şeyleri ifade eder. “Negatif” demek “kötü” anlamına gelmez. Negatif belirtiler:

  • Duygusuz görünme, nasıl hissettiğini söylemede güçlük çekme
  • Yüz ifadesinde donukluk, ses tonunda monotonluk
  • Az konuşma, sosyal geri çekilme
  • Zevk almada azalma
  • Günlük aktivitelere karşı ilginin kaybedilmesi,
  • Aktivite planlama ve gerçekleştirme yetisinin azalması
  • Kişisel bakımın (banyo yapmak, düzenli beslenmek gibi) azalması
  • Motivasyon kaybı

Bilişsel Belirtiler: Bilişsel belirtiler düşünce süreçleri ile ilgili sorunları içerir. Bunlar:

  • Bir bilgiyi, soruyu anlamada sorun yaşayabilirler, sorulan sorulara yanıt verme süreleri uzayabilir.
  • Öğrendikleri bir bilgiyi kullanmakta güçlük çekebilirler.
  • Bellek sorunları yaşayabilirler, alışverişe gittiklerinde satın alacakları şeyi unutabilirler.
  • Odaklanmada, düşüncelerini belli bir konu üzerinde yoğunlaştırmakta zorluk çekebilirler, dikkatleri dağınık olabilir. Dışarıdan gelen seslerden, kendi düşüncelerinden bile kolayca dikkatleri dağılabilir. Bu belirtiler günlük işleri sürdürme becerisini etkilemektedir. 

Tanısı İçin Neler Yapılmalıdır: Şizofreni tanısı konması için, bir psikiyatristin birçok özelliği, belirti ve bulguyu birlikte değerlendirmesi gerekir. Hiçbir belirti tek başına tanı koydurucu değildir. Tanı koymak için kullanılan bir laboratuvar testi yoktur. Fakat bu belirtilere sebep olabilecek başka bir rahatsızlık olup olmadığını kontrol etmek için, röntgen ve kan testleri isteyecektir. Tanı psikiyatrist tarafından hastanın ruhsal muayenesi, hasta yakınları ile görüşme ve hastanın tavır ve davranışlarını gözlemlenmesi sonucu konur.

Tedavisi İçin Neler Yapılmalıdır: Şizofreni için kesin bir tedavi henüz bulunamamıştır. Bununla birlikte ilaç tedavileri ve psikososyal tedaviler ile belirtiler önemli ölçüde azalmaktadır. Hastalığa ait belirtiler ne kadar erken fark edilir ve doktora başvurulursa hastalıkta düzelme o oranda fazla olur. Şizofreni, belirtiler azaldığında dahi hemen hemen yaşam boyu tedavi gerektiren kronik bir hastalıktır.

Antipsikotik ilaçlar şizofreni tedavisinde büyük yararlar sağlayan ilaçlardır. Bu ilaçlar hastalığın belirtilerini azaltmanın yanı sıra hastalık dönemlerinin yineleme olasılığını da azaltırlar. Her hasta için en doğru ve yararlı tedaviyi belirleyene kadar çeşitli ilaçlar tek başına veya bir kaç ilaç bir arada kullanılabilir. Şizofrenide ilaç tedavileri genel olarak başlangıçtan 2-3 hafta sonra etkilerini, 4-6 haftada ise yeterliliğini gösterir. Belirtiler tedaviye yanıt verene kadar bakım ve izleme için sıklıkla hastanede bir süre geçirilmesi gerekli olmaktadır. Hastanın tedavi konusunda işbirliği yapması ilaç seçimini etkileyebilir. İşbirliği yeterli olmayan hastaya hap yerine iki – dört haftada bir uygulanan uzun etki süreli iğne tedavileri verilebilir.

Her ne kadar ilaçlar şizofreni tedavisinin temel unsurları olsa da, psikoz gerilediği zaman psikososyal tedaviler de önemlidir. Psikososyal tedaviler kişilerin ve ailelerin şizofreniyi anlamasına ve şizofreniyi daha etkili bir şekilde yönetmelerine yardım edebilir.

Hastalığı yönetme becerileri: Şizofreni hastaları kendi hastalıklarını yönetmede aktif rol oynayabilirler. Hastalar şizofreninin temel özelliklerini ve tedavisini öğrendiklerinde erken uyarı belirtilerini fark edip yeniden hastalanmanın önüne geçebilirler. Tedaviye rağmen devam eden bazı belirtilerle nasıl baş edeceklerini öğrenirler.

Rehabilitasyon: Şizofreni kişilerin eğitimlerini tamamlamalarını ve iş sahibi olmalarını zorlaştırabilir.  Rehabilitasyon hastaya iş bulma ve çalışma konusunda yardımcı olmaya odaklanır. 

Sosyal beceri eğitimi: Bu eğitim iletişim ve sosyal etkileşimin iyileştirilmesine odaklanır.

Aile eğitimi: Aile üyeleri şizofrenisi olan kişilerin yaşamında önemli bir rol oynar.  Ailenin  hastalık ve bununla  nasıl baş edeceklerini konusunda eğitilmesi nüks riskini azaltabilir ve hastanın yaşam kalitesini iyileştirebilir.

Bireysel terapi: Stresle başa çıkmayı ve hastalığın yinelediğine dair erken uyarı işaretlerini fark etmeyi öğrenmeye yardımcı olur.

Destek grupları: Grup  tedavisinde hastanın insanlarla olan iletişiminin arttırılması amaçlanır. Hastanın tanıştığı kişilerle nasıl konuşacağı, sorunlarla nasıl başa çıkacağı, çözüm teknikleri anlatılır. Ayrıca destek gruplarında şizofreni hastaları yaşadıkları deneyimleri, zorluklarını, baş etme yöntemlerini paylaşırlar. Aynı şeyleri yaşayan kişilerin desteği cesaretlendirici bir deneyim olabilir.

Eğlenceli aktivitelere katılmak: Resim yapmak, yazmak, okumak, yürüyüş yapmak, başka spor aktivitelerine katılmak gibi uğraşlar hastaların becerilerini geliştirmek, kendilerine güvenlerini arttırmak, evden çıkarak sosyalleşmelerini kolaylaştırmak  yoluyla iyi hissetmelerini sağlayabilir.

Uygun tedavi yaklaşımlarıyla şizofrenisi olan çoğu insan hastalığını yönetebilir.

Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir: Şizofreni hastalarının yakınlarına öneriler :

  • Şizofreni hastalarının bakımını genellikle siz aileleri üstlenirsiniz. Şizofreni hastası bakmak ve destek vermek zor olabilir.
  • Suçlamayınız ve suçlanmayınız. Şizofreni kimsenin suçu değildir.
  • Gizlemeyiniz ve gizlenmeyiniz. Hastalık ve hastalıkla yaşam olduğu gibi kabul edilmelidir.
  • Hastalıktan utanmayınız. Şizofreni utanılacak bir hastalık değildir. Şizofreni karakter zayıflığından ve iradesizlikten dolayı ortaya çıkmaz.
  • Hastanızı dinleyiniz. Şizofreni hastalarının her söyledikleri saçma değildir.
  • Hastanıza onu zorlamayacak sorumluluklar veriniz. Şizofreni hastaları tembel ve işe yaramaz değildir. İlgi, istek ve enerji azlığı hastalık belirtilerindendir. Gerekli tedaviler ile sosyal hayata katılabilir ve görevler alabilirler.
  • Hastalıkla ilgili bilgilerinizi arttırınız. Hastanızdan ve tedaviden beklentilerinizi yeniden gözden geçiriniz.
  • Hastalar tedavi olmak istemeyebilir. İlaçlarını almayı bırakabilirler. Bu durum belirtilerin tekrarlamasına yol açabilir. Hastalığın tekrarlaması önceki iyilik hallerine dönmelerini zorlaştırabilir. Şizofreni tedavi edilmediğinde ciddi duygusal, davranışsal sorunlar, sağlık sorunları, maddi ve adli sorunlara neden olabilir. Tedavinin devamını sağlamakta zorluk yaşadığınızda doktorunuza bunu mutlaka bildiriniz.
  • Şizofreni hastalarına saygı göstermek önemlidir. Ancak aşırı ilgili olmaktan kaçınınız, hastanızı yaşamınızın merkez noktası yapmayınız. Kendinize de zaman ayırınız. Çevrenizden bu konuda destek ve yardım isteyiniz.
  • Hastalığın kalıtsal olması sizi aşırı kaygılandırmasın. Şizofreni hastalarının çocukları da şizofreni olacak diye bir kural yoktur.
  • Şizofreni hastalarının çoğu saldırgan ve tehlikeli değildir. Çoğu şizofreni hastası şiddete başvurmaz. Bununla birlikte bu sorunu yaşayan hastalar şiddeti genellikle evde, aile üyelerine yöneltirler. Kendine zarar verme davranışı (yaralama, intihar) ve başkasına zarar verme davranışı konusunda dikkatli olunuz.
  • Toplum ruh sağlığı merkezlerinden ve varsa yakın çevredeki derneklerden yardım alınız.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle