GeriGündem Siyasette en zor şey inançları değiştirmek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Siyasette en zor şey inançları değiştirmek

Siyasette en zor şey inançları değiştirmek
refid:17958189 ilişkili resim dosyası

Türkiye, meydanların iyice ısındığı kritik bir seçimin daha arifesinde. Dr. Erol Çankaya, 12 Eylül darbesinden sonraki yine böyle kritik 6 Kasım 1983 seçimlerinde Turgut Özal’ın siyasal kampanyasını yürüten ekipte metin yazarlığı yapıyordu. Daha sonra Süleyman Demirel ve Tansu Çiller için çalıştı. Dünyada ve Türkiye’deki siyasal reklamcılık serüvenini ‘İktidar Bu Kapağın Altındadır’ başlığıyla kitaplaştıran Çankaya ile seçimi ve partileri konuştuk

SİYASAL REKLAMCILIK SİHİRLİ DEĞNEK DEĞİL

Siyasal reklamcılık sihirli bir değnek değildir. O kadar güçlü bir değnek olsa, bu işi yapan kendi adaylığın koyar ve seçilir. Maalesef siyasal reklamcılık Türkiye’de “Haydi bizi iktidara taşıyacak ajansı bulalım” gibi anlaşılıyor, ki çok yanlış. Dünyanın her tarafında siyasal reklamcılığın oy oranına etkisi yüzde 2-3’tür. Çünkü en zor şey inançları değiştirmektir. Malın kalitesi ve fiyatı belli, üstüne reklam yapacaksın. Şimdi bu mal satmadığı zaman reklam ajansı ne yapsın?

İLETİŞİMDE EN BAŞARILI AKP

Bir Amerikan reklamı vardı. Nixon’un yamuk bir fotoğrafını koymuşlar, kurnaz bakışlı, şöyle diyor altında; “Bu adamdan ikinci el otomobil satın alır mısınız?” İşte siyaset bu. İkinci el otomobili güvenle alabileceğin adama oy veriyorsun. Anketler en azından evde oturan adamı sandığa götürüyor. Bugün siyasal iletişimi en iyi yapan parti AKP. İletişimden sorumlu genel başkan yardımcısı, siyaset akademisi var. 365 gün bu işle uğraşıyorlar. Daha seçim söz konusu değilken sünnet ziyareti, cenazeye gelmek, hepsi iletişim biçimleri. CHP’nin insani yaklaşım spotları başarılı. Metodik çalışma seçimden sonra da devam etmeli.

İŞLER KÖTÜYSE YALANI BÜYÜT

Nazi propaganda bakanı Göbbels, “İşler kötüye gittiği zaman yalanı büyüt” der. Adam atıyor ortaya bir proje, tartıştırıyor. Yapar mı yapmaz mı meselesi değil, ama bir konumlama sağlıyor kendisine. CHP bunu atladı ve 10 gün kaybetti. Seçmenler projeye değil, aşka oy verir. Adama soruyorlar, neden oy veriyorsun diye; “Yürüyüşüne hastayım” cevabını veriyor. Bunu nasıl açıklayacaksın? Gemi alıyor oğluna, “Alacak tabii, başbakan olmuş” diyor. Türk halkının bakışı böyle.

SEÇİM ÖNCESİ KASET SEMPATİSİ

Skandal kasetler de bir siyasal iletişim biçimi, ama düzeysiz bir biçim. Kasetler üç yıl önce açıklansaydı farklı yorumlanabilirdi, seçime az bir süre kala yapılınca sempatiye yol açtı, hatta MHP’den uzaklaşacak kitleyi toparladı.
/images/100/0x0/55ead13ff018fbb8f8989a1c


Her tacın altında iktidar sanatı var, iktidarı elde tutmayı sağlayan ikna ve propaganda eylemi var. Bu kapağın altında da iktidar sanatı var, iktidara giden propaganda sırları var. İktidar aslında yöneten-yönetilen ilişkisidir. Bu Moğollarda da Romalılarda da böyle. İbn-i Haldun, “Çok bayrak kullanmak, rakiplerin yüreğine korku salmaktır, başka amacı yok” der. Yüz bayraklı süvari birliği, bin süvarilik bir ordu gibi algılanır. Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail, Yavuz’un ordusunu görür, “Kahpe dinli, ne derya deniz düzmüş” der. Daha başlamadan savaşı kaybetmiştir. Demokrat Parti’nin ‘Yeter! Söz milletindir’i, gelmiş geçmiş en iyi siyasal slogandır, zamanın ruhunu yakalamıştır. ‘Umudumuz Ecevit’ de öyle.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle