Gündem Haberleri

    Siber zorba alarmı

    Cansu ŞİMŞEK
    31.12.2017 - 00:50 | Son Güncelleme:

    Siber zorbalık’ internet üzerinden tehdit, hakaret, taciz, hedef gösterme olarak tanımlanıyor. Her meslekten, her yaştan insan bu zorbalarla karşı karşıya kalıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan, gençlerin yüzde 25’inin siber zorbalığa maruz kaldığını söylüyor. Saldırganların cezalandırılmasını sağlayacak düzenlemeler isteniyor.

    Siber zorba alarmıBİLİŞİM avukatı Sertel Şıracı, siber zorbalık konusunda “Yeni nesiller, birkaç yıl sonra bu tip hak ihlalleriyle baş etmeye çalışacaklar” uyarısını yaptıktan sonra şunları söylüyor: “Bugün yasama, yürütme ve yargıdan sonra iki güçlü aktör medya ve internet. İnternetin çocuklar ve gençler yönünden suiistimalinde siber zorbalık ortaya çıkıyor. Asıl sorun, çocukların istemsizce interneti bir suç aleti olarak kullanmaları. Çocuklarda siber zorbalık, arkadaşının fotoğrafına tavşan kulakları koymak gibi masumane şekilde başlayıp, çok daha başka boyutlara taşınabiliyor. Ebeveynler çocukların rızası olmadan paylaştıkları fotoğraflarla espri yaptıklarını düşünseler de domino etkisi yaratacak bir eylemde bulunuyorlar. Yeni nesiller, birkaç yıl sonra bu tip hak ihlalleriyle baş etmeye çalışacaklar.”

    ŞEHRİ TERK ETTİLER
    Şıracı, karşılaştığı çarpıcı bir siber zorbalık örneğini şöyle aktarıyor: “Anadolu’nun küçük bir şehrinde ailesiyle ikamet eden A.A.’nın cinsel içerik taşımayan, flu olan görüntüleri, ‘Liseli A.A.’ denilerek internete eklenmişti. Videoyu izlediğinizde kimin kim olduğunu ayırt edemeyeceğiniz bir karmaşa vardı. Görüntülerle, videonun yayıldığı başlık ya da açıklamanın hiçbir ilgisi olmadığı halde genç kızın videosu tüm okuluna yayılmıştı. A.A. korkunç bir tecrübe yaşıyordu. Kimin yaptığını tahmin ediyordu; o da bir çocuktu. Hukuksal süreci başlatmaya karar verdiklerinde aile travma geçirmişti. Baba çaresizlik içinde olduğunu ve günlerdir uyuyamadığını utana sıkıla benimle paylaşmıştı. Süreçte psikolojik tedaviyle beraber, önce A.A.’nın okulunu değiştirdiler, fakat fayda etmedi, şehri terk ettiler. Biz hukuki mücadeleyi kazandık, görüntüleri kaldırdık ama o yara ailede baki kaldı.”

    Siber zorba alarmı


    TACİZE KADAR VARDI
    Yüksek lisans öğrencisi 24 yaşındaki Selen Buse Şakar’ın yaşadıkları ise siber zorbalığın bir başka yönünü ortaya koyuyor: “Yıllardır takip ettiğim bir kelime yarışmasına, sadece hayatımızda bir değişiklik ve eğlence olsun diye annemle beraber katıldık. Bir bölümünde annemle diğerinde de bireysel olarak yarıştım. Yayından sonra yarışmanın Instagram sayfasında görüntüler paylaşılmış. Ben önce ne paylaşımı ne de altta yazan yorumları gördüm. Zaten annem benden önce görmüş, üzülürüm diye haber vermemiş. Tavrımdan, oturuşuma yazılan yorumlar zorbalık değil tacize varıyordu. Kıyafetimden, sunucuyla yaptığımız diyaloglara kadar ağza alınmayacak sözler de cabası. İlk düşündüğüm şey ‘Keşke kendim gibi davranmasaydım’ oldu; eğlenceli ve samimi olmam hayatımda ilk kez duyduğum hakaretleri beraberinde getirdi. İşin ilginç yanı, yüz yüze hiçbir eleştiri duymamıştım, internette yazılanlar ise yüz seksen derece tersiydi.”

    AİLELERİNE SÖYLEMİYORLAR
    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan, Samsung’la başlattıkları “Siber Zorba Olma! kampanyasında çok önemli bilgiler verdi. Sayan, Türkiye’de son iki yılda yaşanan siber zorbalık vakalarındaki kurbanların üçte birinden fazlasının intikam almaya meyilli olduğunu, yüzde 20’sinin kendisini çaresiz hissettiğini söyledi. Sayan’ın verdiği diğer dikkat çekici rakamlarsa şöyle: “Gençlerin yüzde 25’i cep telefonları ya da internet üzerinden tekrar eden zorbalığa uğruyor. Yüzde 11’i utandırıcı ya da zarar veren fotoğrafların bilgileri dışında veya rızası olmadan çekildiğini ve paylaşıldığını ifade ediyor. Gençlerin yüzde 50’den fazlası başlarına bir siber zorbalık olayı geldiğinde ailelerine güvenmeyip bu sırlarını paylaşamıyor. Kanada’daki internet kullanıcılarının yüzde 21’i siber zorbalığa maruz kalırken, İngiltere’de bu rakam yüzde 20 olarak kayıtlara geçmiş.”


    EKRANLARDAN SIZAN TEHLİKE
    13 yaşındaki Megan Meier, arkadaşlık sitelerinden birinde kendini ‘Josh Evans’ olarak tanıtan ve 16 yaşında olduğunu söyleyen akranıyla tanışır. Megan, sahte olduğunu bilmediği bu kişiyle arkadaşlığını ilerletir. ‘Josh’ isimli sahte profili yaratanlar aslında genç kızla aynı okula giden Sarah ve Sarah’ın annesidir. Amaçları, Megan ve Sarah arasındaki husumette Megan’ı üzmektir. ‘Josh’ önce Megan’ın güvenini ve aşkını kazanır sonra onu küçük düşürüp, yalnızlığa sürükler. Megan, yaşadıklarını dayanamaz ve 2006’da intihar eder. Bu hikâye bir filmden ya da kitaptan değil, ABD’den bir zorbalık örneği. ‘Siber zorbalık’ Türkiye’de de son zamanlarda çokça dile getiriliyor. İnsanlar dini inanışları, siyasi görüşleri, cinsel yönelimleri, fiziksel görüntüleri bahane edilerek tehdit ediliyor, hakarete uğruyor, hedef gösteriliyor.

    VELİLER UYANIK OLSUN
    Uzmanlara göre önce ebeveynler bilinçlenmeli ve çocuklarını da bu konuda bilgilendirmeli. Çocuğun üye olduğu sosyal medya hesapları takip altında olmalı. Saldırgan hesap engellenmeli ve tehditleri kayıt altına alınmalı. Adli makamlara başvurulmalı.


    BAŞ EDİLEMEZ HALE GELECEK
    HAKARET içeren mesajlar, sahte hesap üzerinden taciz, tehdit ya da cinsel içerikli mesajlar gönderme, dış görünüşle dalga geçmek akla gelen ilk zorbalık türleri. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emel Baştürk Akca’nın araştırması Türkiye’de en sık görülen zorbalık türünün ‘sırların ifşa edilmesi’ olduğunu ortaya koymuş. Akca şöyle anlatıyor: “Yetişkinlerin sanal dünyadaki zorbalıklarından ve siber tacizlerinden biri ‘flört şiddeti’ denen yetişkinlerin bitmiş ilişkiler sonrası sırları ve fotoğrafları ifşa etmesidir. Fakat durumun artık 12-13 yaşı civarı çocuklarda da sıklıkla yaşandığını görüyoruz. Linç ve ifşa kültürünü yetişkinlerden öğreniyorlar.”

    TÜBİTAK’ın da desteğiyle gerçekleştirilen ve 1400 öğrenci üzerinde yapılan araştırma siber zorbalığın gençlerin yüzde 75’i üzerinde kızgınlık yarattığını ortaya koydu. Bu kızgınlık gençleri misilleme yapmaya sevk ediyor. Akca, bu durumu bir zincire benzeterek “Siber zorbalığa öfkeli karşılıklar vermek, zorbalık davranışının artarak devam etmesine sebep oluyor. Politika yapıcılar bir araya gelmeli ve bir yol haritası çizmeli. Sessiz ve derinden gelen bir sorun var. Sanal zorbalık 3 yıl içinde baş edilemez hale gelecek” dedi.

    BELİZ ŞEN (YOUTUBER) / ZORBALARI İFŞA EDİYORUM
    Siber zorba alarmı“BEN de siber zorbalığa uğruyorum. Benim mücadele biçimim biraz farklı. “Ne yazarlarsa yazsınlar, görmezden gel, yokmuş gibi davran” diyenlere katılmıyorum. Aksine ben eleştirilere cevap verip, konu zorbalık seviyesine ve saldırıya dönünce herkesle paylaşıp, ifşa etmeyi daha uygun görüyorum.

    Herkes eleştiri yapabilir ama sınırları vardır, bu taktiğimin de sonucunu aldım ve geri adım atanlar oldu. Hayat hikâyemi ve yüzme kariyerimi anlattığım bir video için “Baba parasıyla hepsini başardın” diyen çıkmıştı. Tabiri caizse içime oturmuştu. 17 yıl her sabah 5’te uyanıp antrenman yapan ve yarış sırasında mücadeleyi verendim. Dışarıdan yorum yapmak o kadar kolaydı ki. Herkes zorbalıkla karşılaşabilir. Önemli olan karşısında susmamak ve yılmamak.”



    EZGİ MOLA / BİR FİKİR PAYLAŞTIĞIMDA LİNÇ GİRİŞİMİ...
    Siber zorba alarmı
    “SOSYAL medyada küçücük yaştaki bir çocuğun benim bir fotoğrafımın altına ağıza alınmayacak küfürleri ettiğini görüyorum. Elbette bunu her yaştan insan yapıyor, konu yaş değil, eylem.

    Ya da bir fikrimi paylaştığımda karşıdaki insanların neredeyse linç etme girişimine kalktıklarını tecrübe ediyorum. Veyahut ister bireysel ister toplu bir fotoğraf koyayım, fiziki görüntüyle eleştirme teşebbüsleri görüyorum.

    Bunların hepsine bizzat kendim şahit oluyorum. Bu nedenle, “Ben bunu söylemeyeyim, ne gerek var, bir sürü laf ederler” diyerek kimi zaman bir adım geri atıyorum.”



    HALUK LEVENT
    / KANUN YAPICILAR EL ATSIN
    Siber zorba alarmı“Son zamanlarda artan siber zorbalık kimi zaman benim de sayfama düşüyor. Biz de bunu şikâyet etmeye çalışıyoruz.

    Fakat istediğimiz sonucu alamıyoruz. Kanun yapıcıların ve bizi yönetenlerin bir an önce bu soruna el atmaları lazım.

    Çünkü birçok can bu yüzden gidebiliyor. Bizi takip edenlere, şaka niyetiyle dahi olsa sosyal medyada zorbalığı oluşturabilecek ögeler içeren paylaşımlarda bulunmamalarını rica ediyorum.”




    UNICEF'TEN HÜKÜMETLERE ÇAĞRI: DİJİTAL DÜNYADA ÇOCUKLARI KORUYUN
    UNICEF’in 11 Aralık’ta açıkladığı yıllık raporunda çocukları dijital dünyanın tehlikelerinden korumak ve güvenli online içeriğe erişimlerini artırmak için çok az şey yapıldığı belirtiliyor. UNICEF Genel Direktörü Anthony Lake, rapora ilişkin şunları söylüyor: “İnternet yetişkinler için geliştirilmişti; ancak bunu zamanla daha fazla kullananlar çocuklar ve gençler oldu. Dijital politikaların, pratiklerin ve ürünlerin çocukların ihtiyaçlarını, bakış açılarını ve seslerini daha fazla yansıtması gerekir.”
    UNICEF, hükümetlere, dijital teknoloji sektörüne çocukları online olarak koruma çağrısı yaparken, tavsiyelerini şöyle sıralıyor:

    - Tüm dünyada toplam nüfusun yüzde 48’i internet kullanırken gençler arasında bu oran yüzde 71’e ulaşıyor.
    - Çocuklar; çevrimiçi tüm risklerden; istismar, sömürü, çocuk ticareti, siber zorbalık ve uygunsuz materyallere maruz kalmak da dahil olmak üzere korunmalıdır.
    - Çocukların bilgilerinin gizliliği sağlanmalı ve çevrimiçi kimlikleri korunmalıdır.
    - Çocuklara bilgili, katılımcı ve dijital dünyada güvende olmalarını sağlamak için dijital okuryazarlık dersi verilmelidir.
    - Dijital dünyada çocuklara koruma ve fayda sağlamaya yönelik etik standartlar ve uygulamalar geliştirmeleri için özel sektörün gücünden yararlanılmalıdır.
    - Çocuklar, dijital politikaların merkezine yerleştirilmelidir.


    'BOYUN EĞMEYİP SESİMİZİ ÇIKARMALIYIZ'
    İSTANBUL Üniversitesi’nde mayısta bir kadın öğrenci izinsiz çekilen şortlu fotoğrafı bir erkek tarafından Twitter’da paylaşılınca sosyal medyada lince uğradı, hakaretlere maruz kaldı. O zaman yaşadıklarını Hürriyet’e “Annem fotoğrafı kaldırması için çocukla iletişime geçmiş. O da dalga geçer şekilde annemin mesajını yayınladı. Bana yapılan yorumların iğrençliği, anneme söylenenler çok ağırdı” diyerek anlatmıştı. Güvenliği nedeniyle adını açıklamadığımız öğrenci siber zorbalığa karşı şu mesajı veriyor:

    “Siber saldırıya uğradığımda bunun bir cezası olması için uğraşmıştım, savcılığa ve okula şikâyette bulundum, yazdan önce olmasına rağmen hiçbir dönüş olmadı. Bunlar fiziksel bir saldırı olarak görülmediği için pek üstünde durulmuyor. Fakat sonuçlarının fiziksel olabileceği de unutulmamalı. Bu yönden siber saldırı, siber suç olayının çok daha fazla önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben kötü bir zamandan geçtim. Beni üzen, yoran tarafı o kadar insanın can sıkıntısından birini tercihleri için linç etmeye çalışmasıydı.


    HER GÜN FARKLI BİR KURBAN
    Özellikle bu konuda gerçekten ses çıkaran ‘kadınlar’ en güzel yardımlaşma ve destek alma çözümüydü benim için.

    Her gün, her hafta, her ay farklı bir isim kurban seçiliyor. Bu şekilde saldırılara boyun eğmemeli, mutlaka sesimizi çıkarmalıyız. Ayrıca mağdur olanlar bilmeli ki, her olayın belli bir gündemde kalma tarihi var. Eninde sonunda hepsinin geçeceğine inanmak, gerçekten bize destek çıkanlara tutunmak ve bildiğimizi okumaya devam etmek gerek. Bunları hayatımızı sonlandıracak düzeye getirecek kadar çok umursamamak lazım. Günün sonunda yanında sadece sevdiğin insanlar kalıyor ve öldürmeyen şey güçlendiriyor gerçekten.” / Esra AÇIKGÖZ 

    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı