Sezer: Kıbrıs'ta eşitlik şart

Güncelleme Tarihi:

Sezer: Kıbrısta eşitlik şart
Oluşturulma Tarihi: Kasım 23, 2001 15:54

Cumhurbaşkanı'nın Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak, “Adada yaşayan iki halkın çözüme eşit biçimde katkıda bulunması gerektiği unutulmamalıdır” görüşünde olduğu bildirildi.

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Dışişleri Başdanışmanı Tacan İldem,Çankaya Köşkü’nde düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in çeşitli konulara ilişkin görüşlerini açıkladı.

KIBRIS SORUNU

İldem, Avrupa Komisyonu’nun raporunda Türkiye ile güçlendirilmiş siyasi diyalog bağlamında Kıbrıs konusuna da değinildiğini belirterek, ‘‘Sayın Denktaş’ın aracılı görüşmelerden çekildiği, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin görüşmelere yeniden aşlaması amacıyla geçen eylül ayında yaptığı davete uymadığı iddiasına yer verilmektedir’’ dedi. İldem, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘Bu konu ele alınırken, adada yaşayan iki halkın, sorunun çözümünde hangi ölçüde söz sahibi olduğu ve çözüme eşit biçimde katkıda bulunması gerektiği unutulmamalıdır. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, son olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides’e mektup göndererek doğrudan görüşme önerisinde bulunmuştur. İki lider, bu öneri çerçevesinde 4 Aralık’ta biraraya geleceklerdir. Sayın Denktaş, ayrıca Kıbrıs’ta barışçı ve kalıcı bir çözümün temel parametrelerini ortaya koyan önerilerini BM Genel Sekreteri’ne sunmuştur.

Tüm bu son gelişmelere bakıldığında yine uluslararası çevrelerin Sayın Denktaş’a yönelttikleri yersiz ve haksız suçlamaların gerçeği yansıtmadıkları görülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Denktaş’ın bu yapıcı yaklaşımını ve diyaloğun sürdürülmesinden yana ortaya koyduğu olumlu tutumu desteklemektedir.’’

SEÇİM YASASI

İldem, Cumhurbaşkanı Sezer’in Seçim Yasası ile ilgili olarak seçim bölgelerinde siyasal partilere kayıtlı tüm üyelerin, milletvekili adaylarını belirleyeceği ön seçim uygulamasının, seçim sistemine ithalini mümkün kılacak bir yapıya kavuşturulmasında yarar gördüğünü bildirdi. 

‘‘Sayın Cumhurbaşkanımız, Siyasi Partiler Yasası’nın siyasal partilerin iç demokrasilerini güçlendirecek, bunu sağlayacak kurallar içermesinde yarar görmektedir.

Seçim Yasası ile ilgili olarak ise seçim bölgelerinde siyasal partilere kayıtlı tüm üyelerin milletvekili adaylarını belirleyeceği ön seçim uygulamasının, seçim sistemimize ithalini mümkün kılacak bir yapıya kavuşturulmasında da yarar görmektedir. Yüzde 10 barajı konusunda ise bildiğiniz gibi, 1995 yılında anayasamızda bir değişiklik yapılarak, Türkiye genelinde yüzde 10 barajına imkan tanıyan bir madde ilave edilmiştir. Buna göre, (seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir) denmektedir.

Bu yüzde 10 barajına ilişkin yasa çıktığında Anayasa Mahkemesi’ne itirazda bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesi ise ülke genelindeki yüzde 10 barajını, az önce işaret ettiğim anayasamızın 1995 yılında yapılan bu değişiklikle öngörülen ilkelerle bağdaşır bulmuş ve uygun karşılamıştır.

Haberin Devamı

Bu unsurları belirttikten şunu ifade edebilirim, şayet önümüzdeki dönemde ülke genelindeki bu barajla ilgili olarak değerlendirmeler yapılırsa, hem anayasamızın 67. maddesinde kayıtlı bu ilkelerin, hem de Anayasa Mahkemesi’nin, yüzde 10 barajının bu ilkelere uygunluğuna ilişkin kararının gözönünde bulundurulması gerekir.’’

AB’NİN İLERLEME RAPORU

Toplantıda Avrupa Birliği Komisyonu’nun Türkiye ile ilgili ilerleme raporuna ilişkin bilgi veren İldem, her yıl aday ülkelerle ilgili olarak ilerleme raporları yayınlandığını, Türkiye ile ilgili ilerleme raporlarının dördüncüsünün de geçen hafta yayınlandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Sezer’in bundan önce çeşitli vesilelerle raporu objektif bulduğunu açıkladığını ifade eden İldem, ‘‘Sayın Cumhurbaşkanımız, TBMM tarafından insan hak ve özgürlüklerinin güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen ve Kopenhag ölçütleriyle de örtüşen anayasa değişikliklerinin önemli bir aşama oluşturduğu inancındadır’’ dedi.

Cumhurbaşkanı Sezer’in, anayasa değişiklikleriyle sağlanan ivmenin de yardımıyla ilerleme raporunun geçen yılki rapora göre daha objektif bir çerçevede ve dikkatli bir üslupla hazırlandığı kanısında olduğunu belirten İldem, Türkiye tarafından Kopenhag ölçütlerinin yaşama geçirilmesi bağlamında atılmış olan adımlara ve bu çerçevede anayasa değişikliklerine raporda olumlu bir yaklaşımla yer verildiğinin görüldüğünü kaydetti.

Dışişleri Bakanlığı tarafından 13 Kasım’da yapılan açıklamada da raporun geçen yıla oranla daha dikkatli bir üslupla kaleme alındığı ve ileriye yönelik daha kapsamlı çalışmaların yürütülmesi yönünden özünde olumlu karşılandığının belirtildiğine işaret eden İldem, raporun Türkiye’nin Avrupa Birliği birikimini yaşama geçirme yolunda attığı adımlarla ilgili olarak, ayrıntılı gözlem ve değerlendirmeler içerdiğini ifade etti.

Kopenhag ölçütleri uyarınca varolan eksikliklerin de yine objektif biçimde sıralandığının gözlendiğini ve bu yapılırken de yine dikkatli bir üslubun kullanıldığının dikkati çektiğini belirten İldem, şöyle konuştu: 

‘‘Kuşkusuz, komisyonun bu gözlem ve değerlendirmeleri, önümüzdeki dönemde tarafımızdan yapılacak çalışmalara ışık tutacak niteliktedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, anayasa değişikliklerinin uygulamaya geçirilmesi sağlamak için gerekli uygulama yasalarının bir an önce TBMM’de ele alınıp sonuçlandırılması gerektiğine inanmaktadır. Esasen,bu inanç, hükümetimizin ve yüce meclisimizin gündemine uygun düşmekte,ilerleme raporunda dile getirilen beklentilerle de örtüşmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Kopenhag ölçütlerinin karşılanması bağlamında raporda işaret edilen temel hak ve özgürlüklerle ilgili eksikliklerin ulusal programımızın tam olarak uygulanmasıyla ortadan kalkacağı ve bu yönde gerekli adımların zaman yitirilmeden kararlılıkla atılması gerektiği görüşündedir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, bu alanda atılacak adımların Avrupa Birliği’nin Kopenhag ölçütlerinde ifadesini bulan beklentilerinden bağımsız olarak Türk halkının gereksinmelerini karşılamayı sağlayacak ve her durumda gerçekleştirilmesi gereken uygulamalar olduğuna içtenlikle inanmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız, bu konuda hükümetimiz ve TBMM’nin yanı sıra, toplumun tüm kesimlerine de önemli roller düştüğü kanısındadır.

Türkiye’nin AB’ye adaylığı iki yönlü bir süreçtir. Bu süreçte AB’nin de Türk ile ilgili gelişmeleri nesnel biçimde değerlendirmesi, Türkiye’nin durumunu ele alırken diğer aday ülkelerle eşit standartlar uygulaması ve önümüzde ay Laeken’de yapılacak zirvede ülkemizin tam üyelik yöneliminin ivme yitirmesine yol açacak kararlardan kaçınması gerektiği de yine Sayın Cumhurbaşkanımızca düşünülmektedir.

Ülkemizin ekonomik yapısına ilişkin kimi eksikliklerin de ortaya konulduğu raporda, ekonomik alanda son dönemde atılan doğru adımların memnuniyetle not edildiği görülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, ekonomimizin sağlıklı temeller üzerinde işlemesini sağlayacak yapısal değişiklikleri de amaçlayan ulusal ekonomik programımızın uygulanmasında başarıya ulaşılmasının AB’nin ölçütlerinin yaşama geçirilmesine yardımcı olacağı görüşündedir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Katılım Ortaklığı Belgesi ışığında hazırlanan Avrupa Birliği’ne ilişkin ulusal programımız ile ekonomik programımız arasında doğrudan bir bağ bulunduğu ve birinin başarısının diğerinin gerçekleşmesini olumlu yönde etkileyeceğini düşünmektedir.’’

IRAK’A HAREKAT OLASILIĞI   

İldem, daha sonra, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tacan İldem, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın ziyaretine ilişkin soru üzerine, Denktaş’ın pazar günü Roma’ya gidiş yolu üzerinde kısa bir duraklama için Ankara’ya geleceğini söyledi.

İldem, ‘‘Sayın Cumhurbaşkanımız, elbette Sayın Denktaş ile bu kısa ziyareti sırasında temas edecektir. Fakat, onun ötesinde geniş katılımlı bir değerlendirme toplantısı o tarihte öngörülmemektedir’’ diye konuştu.   

Irak’a yönelik herhangi bir operasyon olması durumunda Türkiye’nin tutumunun nasıl olacağının sorulması üzerine İldem, şu karşılığı verdi: 

‘‘Türkiye, Afganistan’da süren savaşın, yakın coğrafyasında bir komşu ülkeye yaygınlaştırılmasını tercih etmemektedir ve etmeyecektir.Irak’a ilişkin politikamız bundan önce çeşitli kereler açıklıkla ortaya konmuştur. Bu tutumumuz, halen geçerliliğini korumaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız, bu politikamızın doğruluğuna ve gerekliliğine içtenlikle inanmaktadır.’’

İldem, ‘‘ABD Başkanı George W. Bush, bu operasyondan başka ülkelerin de nasibini alacağını ima etti. Eğer, bu operasyon yayılırsa Türkiye verdiği desteği sürdürecek mi?’’ sorusuna da ‘‘Sayın Bush, herhangi bir ülkeyi ismen zikretmiş değil. Burada bizim varsayımlar üzerine görüş açıklamamız doğru olmaz’’ yanıtını verdi.      

AFGANİSTAN

İldem, ‘‘Türkiye’nin Afganistan politikası konusunda pasif davrandığı söyleniyor. Cumhurbaşkanı Sezer’in, Türkiye’nin Afganistan politikası konusundaki görüşü nedir?’’ şeklindeki soru üzerine ‘‘Her şeyden önce, izlenmekte olan devlet politikasıdır. Tüm makamların, ilgili makamların yakın işbirliği içinde sürdürdükleri çalışmalar vardır. Türkiye’nin Afganistan konusunda pasif olduğuna ilişkin değerlendirmeleri gerçekçi Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde bu konuda New York ve Washington’da düzenlenen iki toplantıya da katıldığını kaydeden İldem,New York’taki toplantının sonraki aşamasına birkaç ülke ve AB Komisyonu’nun da davet edildiğini söyledi. İldem, bu toplantıda Türkiye’nin, Afganistan’ın yeniden siyasi yapılanmasına ilişkin görüşmelerde hazır bulunduğunu belirtti. 

 Washington’da ise Afganistan’ın savaş sonrasında yeniden imarına yönelik ve finansman kaynağı sağlayacak ülkelerin hazır bulunduğu bir toplantı düzenlendiğini kaydeden İldem, bu toplantı sonunda ortaya çıkan komitede de Türkiye’nin üye olarak yerini aldığını bildirdi.  Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, bu konuda birçok ülkede temaslarda bulunduğunu anlatan İldem, ‘‘Bütün bunlar, Türkiye’nin diplomatik alanda gayet aktif bulunduğunu ortaya koymaktadır’’ diye konuştu.

ALMANYA’DAKİ TOPLANTI

İldem, Afganistan’daki çeşitli grupların temsilcilerinin Almanya’da yapılması öngörülen toplantısında Türkiye’nin hazır bulunup bulunmayacağına ilişkin bir sorunun bir süre önce gündeme getirildiğini belirtti. İldem, şöyle devam etti:  

‘‘Sayın Cumhurbaşkanımız da tüm etnik grupları biraraya getirip Afganistan’da yeni siyasal yapılanmanın adımlarının atılmasına olanak tanıyacak böyle bir toplantıda Türkiye’nin bulunamayacağını belirtmişti. Gerçekten de bu, dikkate alınması gereken bir husustur.

Haberin Devamı

Bizim öteden beri altını çizdiğimiz, ısrarla savunduğumuz konu, Afganistan’ın Afganlılara ait olduğu yaklaşımıyla bu ülkenin geleceğinin dış müdahaleler olmaksızın bizzat Afgan halkınca belirlenmesi gereğidir. 26 Kasım tarihinde yapılması öngörülen toplantı da BM Genel Sekreteri’nin Afganistan özel temsilcisinin başkanlığında yapılacak olan bir toplantıdır. Buna, tüm Afganlı grupların katılımı öngörülmektedir.

Bir ara, ‘bu, Türkiye’de olabilir mi?’ diye bir düşünce de mevcuttu. Ona da bir açıklık getireyim; bu Türkiye’nin girişimiyle Türkiye’de yapılması düşünülmüş bir toplantı değil. Afgan grupları, o tarihte bu toplantıyı Türkiye’de yapıp yapamayacaklarını sormuşlardır.Biz de kendilerine memnuniyetle evsahipliği yapabileceğimizi, evsahibinin sağlayabileceği lojistik olanakları sunabileceğimizi belirtmiştik. Ama, bu toplantı, neticede Afganlıların toplantısıdır.’’

Asker göndermede geç kalınıp kalınmadığı yönündeki soruya da İldem, ‘‘Bizim yaklaşımımız şudur; Türkiye, en uygun zamanda ve katkısını en iyi biçimde sergileyebileceği bir ortamda bunu gösterebilme iradesine sahiptir’’ yanıtını verdi.

Türkiye’nin, bazı ülkelerin yaptığı gibi askerini Özbekistan’da belirli bir süre bilinmeyen bir süre bekletmeyi düşünmediğini kaydeden İldem, şöyle konuştu:

‘‘Biz, bundan önce 90 kişilik birliğin gönderilmesi konusunda olduğu gibi, bundan sonra şayet bir barış gücü oluşturulup gönderilmesi yönünde kesin karar alınır ve bizden de bir talep olursa zaten konuya olumlu yaklaşabileceğimizin işaretlerini değişik düzeylerde çeşitli beyanlarla ortaya koymuştuk.

Ama, Türkiye’nin yaklaşımı, Afganistan’ın bu sıkıntılı dönemi geride bırakıp hem hükümet yapısını sağlamlaştırıp, hem insani yardımların en iyi şekilde yerlerini bulup, hem de ülkenin yeniden imarı açısından sürdürülecek çabalara etkin, yapıcı katkılarda bulunabilmektir. Bu iradede bir değişme yoktur ve çalışmalar da tüm ilgili makamlar arasında bugün de sürdürülmektedir.’’

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!