GeriGündem Selahattin Demirtaş: ‘Elçi’yi öldüren kurşun, polis silahından’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Selahattin Demirtaş: ‘Elçi’yi öldüren kurşun, polis silahından’

Selahattin Demirtaş: ‘Elçi’yi öldüren kurşun, polis silahından’

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin polisin silahından çıkan kurşunla öldürüldüğünü söyleyerek, “Tahir Bey’in bulunduğu bölgede polisler dışında ateş eden hiç kimse yok. Dolayısıyla Tahir Bey’i öldüren kurşunun bir polis silahından çıktığı aslında kesin ama hangisinin silahından ve hangi amaçla çıktığı ancak etkili ve adil bir soruşturmayla ortaya çıkabilir” dedi.

Çağdaş Esnaf ve Sanayici İşverenler Derneği heyetiyle görüşen Demirtaş, cenazede dile getirdiği “Elçi devletsizlikten öldü” sözüne de açıklık getirerek şunları söyledi:

KÜRTLERİN DEVLETİ YOK

“Ortadoğu’da Kürtler’in bir devleti yok. Örneğin Araplar’ın 22 devleti var. 40 milyon Kürt halkının bir devleti yok. Hiçbir devlet de Suriye, Irak, İran, Türkiye, tamamen Kürtler’in devleti gibi davranmıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bütün yurttaşların ortak devleti olarak davranmıyor. İktidara gelen parti devleti kendi malı mülkü olarak görüyor. Geri kalan bütün yurttaşları, muhalif kesimleri devletin düşmanı, vatan haini olarak tanımlıyor. Dolayısıyla herkesin devleti haline gelemiyor. Tahir Elçi arkasında bir devlet olan bir baro başkanı olsaydı ya öldürülmezdi, ya da öldürülse de arkasından “oh olsun” açıklamaları yapılmazdı.

SORUMLULUK HÜKÜMETTE

Diyarbakır’ın en işlek yerlerinden biri orası. İki-üç gündür devlet kamu güvenliği yok diye olay yeri incelemesi yapamıyor. Bunun sorumlusu hükümettedir. O bölgeyi çok iyi biliyorum; olay yeri inceleme rahatlıkla yapılabilir. Neden patlayan silahlar gerekçe gösteriliyor bilmiyorum. Edindiğimiz bilgi, bugün yapılan incelemeye dönük bir saldırı olmamış. Yalnızca silah sesleri duyulmuş. Güvenlik güçleri ‘burayı derhal terk etmemiz lazım’ diyerek savcıları alıp götürmüşler. İnceleme heyetine yönelik bir saldırıdan söz edilmiyor. Fakat 3 gün sonra yapılacak olay yeri incelemesinden ne çıkar, onu da kestirmek zor.

YÜZDE YÜZ GAZETECİLİK

Baskıcı hiçbir ülke gazeteciyi, gazetecilik için tutukladığını söylemez. Hepsi kılıf bulur. Türkiye’de de öyle yapılıyor. Hem Can Dündar’ın hem Ankara Temsilcisi sevgili Erdem’in yaptığı faaliyet yüzde 100 gazeteciliktir. Gazete çıkardılar, manşet attılar, haber yazdılar. Bunun için casuslukla suçlanabilecek hiçbir şey yapmadılar. Ne gizli belgeleri devletin kasasından çaldılar, ne çalmak için uğraştılar. Birileri adli soruşturma yürütürken, savcılık dosyasındaki fotoğraflar belgeler bir gazetede yayımlandı. Fakat suç büyük olduğu için suçun ortaya çıkarılmasına vesile olan herkes şu anda bunun bedelini ödüyor. Tam bir utançtır Türkiye açısından.”