GeriGündem Vuslat dizisinde konusu geçen Satranc-ı Urefa nedir?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vuslat dizisinde konusu geçen Satranc-ı Urefa nedir?

Vuslat dizisinde konusu geçen Satranc-ı Urefa nedir?

Satranc-ı Urefa bir dizi projesiyle yeniden gündeme geldi. TRT dizisi Vuslat, 'İyi insan' olmak için çıkılan yolda gizemli bir 'aşk yolculuğu' serüveni üzerine kurgulanmış olup, tüm karakterlerin insana ait hallerini İbni Arabi’nin Satranc-ı Urefa oyunu ile anlatacak. Peki, Satranc-ı Urefa nedir?

Halk arasında ‘Yılanlı Dama’ olarak bilinen Satranc-ı Urefa (Ariflerin Satrancı), yaklaşık olarak 1500 yıl önce Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Farklı versiyonları bulunan ve Tibet’ten İngiltere’ye kadar birçok ülkede oynanan Satranc-ı Urefa, ünlü mutasavvıf Muhiddin İbnül Arabi tarafından, tasavvuf yolunu öğrencilerine öğretmek üzere geliştirilmiş bir oyundur.  Muhyiddin İbnü'l-Arabî ya da tam adıyla Muhyiddin Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî et-Tâî el-Hâtimî, ünlü İslam düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir.

TASAVVUF ÖĞRETİSİ NEDİR?

Tasavvuf ya da Sufilik, İslam'ın iç veya mistik yüzü olarak tarif edilir.

Tasavvuf ve sufi kelimelerinin hangi kökten geldiği hakkında ihtilâf vardır. Sûfî kelimesinin kökü olarak en çok hüsn-ü kabul gören kelime, "yün" anlamına gelen Arapça "sûf"tur. Klâsik tasavvuf yazarlarının ilklerinden olan Ebû Nasr Serrâc (ölm. 378/988); "peygamberlerin, evliyâ ve asfıyânın yolu" dediği sûf giyme âdetinden hareketle sûfî kelimesini bu kökten sayar.

Sahih-i Buhârî Tercemesi'nde "Suffa; Kāmûs üterciminin dediği gibi, eski yerlerdeki "sed", "seki" gibi yüksekçe eyvana denir. Lisanımızda tahrifle "sofa" tâbir olunur. Ehl-i suffa buna izâfe edilmiştir." denilmektedir

Bir diğer görüşte ise suffe; "avlu, gölgelik" gibi mânâlarda kullanılır. Mescid-i Nebevî'nin avlusu ve gölgeliğinde yatıp kalktıkları için, bu fakir ve bekâr muhacirlere “Ashâb-ı Suffe (Suffeliler)” adı verilmiştir.

Tasavvufun mistisizmin İslam özelindeki hali olduğunu iddia edenler olduğu gibi, mistisizmin Çin-Hindu dinlerinden gelmesi nedeni ile İslam ile tamamen farklı olduğunu iddia edenler de olmuştur. Kimilerine göre, tasavvuf daha yüksek bir aşamayı ifade eder. Mutasavvıflar sufi olmaya çalışmışlar, tekkeler, medreseler kurmuşlardır. Sufiyâne hayat yaşamaya çalışanlara derviş de denilir. Türkler arasında Tasavvuf Batı Türkistan’da çıkmıştır. İlk sufiler keşif sahibi insanlardı, mala mülke değer vermezler, bazen çıkınları bile olmadan gezer ve gittikleri yerlerde insanları dini yönden aydınlatırlardı. 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle