GeriGündem Samsunlu’dan Kürt’tür, Hakkâri’dir lafı duymadım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Samsunlu’dan Kürt’tür, Hakkâri’dir lafı duymadım

Samsunlu’dan Kürt’tür, Hakkâri’dir lafı duymadım
refid:23146415 ilişkili resim dosyası

Babası Artvinli bir jandarma astsubayı olan, Diyarbakır’da dünyaya gelen ve ilkokula kadar Kürtçe konuşan AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır, “Samsun’da 10 civarında şehit cenazesine gittim. Tek söyledikleri, ‘Şu PKK’ya son verin, bu kavga bitsin’ oldu. Bir gün ağızlarından Kürt’tür, Diyarbakır’dır ya da Hakkâri’dir lafı duymadım” diyor.

JANDARMA astsubayı Artvinli bir babanın Diyarbakır görevi sırasında doğan ve ilkokula kadar Kürtçe konuşan kızı AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır Kürtlerle Karadenizlilerin düşmanmış gibi gösterilmesine tepkili. Bir hekim olarak etnik farklılıkların kültürel zenginlik olduğuna inandığını söyleyen Bakır, “Derinizde biraz melanin pigmenti fazla olur, koyu renkli olursunuz. Allah aşkınıza bunun ne önemi var. İnsanın önce insan olarak değerli olması lazım. Şu ülkede hepimiz bir ortak kaderi paylaşıyoruz. Bizden faydalanmak isteyenler var. Bunu iyi görmemiz lazım” diyor. Bakır, çocukluğunun Diyarbakır’ını, barış sürecini ve projelerini Hürriyet’e anlattı.

ÖĞRENDİĞİM İLK DİL KÜRTÇEYDİ

Baba memleketim Artvin Arhavi ama Diyarbakır Kulp doğumluyum. Rahmetli babam 22 yıl Diyarbakır’da kaldı. Ben 8-9 yaşlarındayken, 1955’te ayrıldık. O gün, bugünkü güneydoğu değildi. Ayrışma diyebileceğimiz bir hadise de yoktu, terör de. Çok bolluk, bereketlik ve sıcak vardı. Diyarbakır’ın baharını hep nergis çiçekleri, gelincikleri ve karpuzlarıyla hatırlıyorum. 3-4 yaşlarındaydım. Dicle Nehri’nin kenarında karpuzun üzerine oturduğum zaman ayağım yere değmezdi. Öğrendiğim ilk dil Kürtçeydi. Çünkü ailede de, sokakta da, karakolda da hep o konuşulur, hiçbir sıkıntı olmazdı. Türkçe’yi ilkokulda öğrendim. Sonra bir anda her şey değişti. Diyarbakır’a 1987’de gittiğimde olağanüstü hal bölge valisine doğduğum Kulp’a gitmek istiyorum dediğimde “Güvenliğinizi sağlayamam” dedi. O beni çok üzmüştür. O tarihten sonra gidemedim. Milletvekili olduktan sonra Samsun’da 10 civarında şehit cenazesine gittim. Bunun ne kadar üzücü olacağını düşünebilirsiniz. Ama orada hiçbir şekilde şehidin birinci derece yakınları da dahil olmak üzere bana bölge halkından bir şikayet gelmedi. Tek söyledikleri “Şu PKK’ya son verin, bu kavga bitsin. Şehitler artmasın, anneler ağlamasın” oldu. Bir gün ağızlarından Kürttür, Diyarbakır’dır ya da Hakkari’dir lafı duymadım. Şu an belli şeylerde hassasiyetin arttığı bir dönem ama biz bir bütünüz ya! Hele bir hekim olarak etnik farklılıkların kültürel zenginlik olduğuna inanıyorum.

ARTIK KENDİ MARKA DEĞERLERİMİZ OLMALI

Barışın, huzurun olmadığı bir ülkede ilerleme hep engellenir. Bizim özellikle bilimsel olarak hızlı ilerlemeye ihtiyacımız var. Artık kendi marka değerlerimiz, çok büyük bilimsel buluşlarımız olmalı, bunlardan patent alarak büyük paralar kazanmamız, çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamamız lazım. Silaha yatacak, güvenlik için harcanacak paraların insanların sağlığına, huzuruna, mutluluğuna, geleceğine harcanması lazım.. 1968 kuşağını da yaşayan bir üniversite öğrencisiyim. O zaman çektiklerimizi de 1980 öncesini de biliyorum. Bir yerde kavga varsa oradan birileri faydalanıyordur. Bu bilimsel bir kural gibi. Bilim insanıyım, belli bir yaştayım, geçmişle bugünü iyi kıyaslayabiliyorum. Yarın ne olacak diye geçirdiğimiz günler bitti.

GÜNEYDOĞU KARADENİZ

AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır son dönemde Samsunlu kadınların istihdamıyla uğraşıyor. Güler Sabancı ile de görüşen Bakır, 17 bin kadını iş sahibi yapmayı hedefliyor. İlk etapta 300 kadınla kayın veya kavak ağacı üzerinde mantar yetiştirmeye başlanacak. Eskiden Osmanlı sarayının balının Ladik’ten gittiğini söyleyen Bakır, Samsun balını da marka
yapmaya çalıştıklarını ifade etti.

Uluslararası üniversiteler kurulmalı

GÜNEYDOĞU’da ve Karadeniz’de komşu ülkelerin de içinde olacağı uluslararası üniversiteler kurulabilir. Mesela Gaziantep veya Urfa’da Irak, Suriye, İran, Yemen, Arabistan ve Körfez ülkelerinin içinde olduğu, Samsun’da ise Türki Cumhuriyetler, Kafkasya, Rusya ve Orta Asya’dan 15 ülkenin içinde olacağı üniversiteler… Güneydoğu’daki üniversitede Arapça, Çince ve İngilizce, Samsun’dakinde Türkçe, Rusça, İngilizce hatta bir üye ülkenin dili öğretilmeli. Üye ülkelerin hocaları da ders vermeli. Böylece hem o ülkelere açılım sağlanır, hem de kültürü, alışkanlıkları öğrenilir. Bu söylediklerime yönetim de olumlu bakıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle