GeriGündem Şaka değil, bu cezalar verildi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şaka değil, bu cezalar verildi

Şaka değil, bu cezalar verildi
refid:6334048 ilişkili resim dosyası

Şöyle bir gözünüzün önünde canlandırın: Mahkeme salonunda bütün ciddiyetinizle ve kalp çarpıntısıyla hakimin vereceği cezayı bekliyorsunuz. Yaşlısınız, okuma yazma bilmiyorsunuz ve hatta körsünüz. Ve hakim elindeki tokmakla masaya vuruyor ve yüksek sesle kararını açıklıyor:

"26 gün kütüphanede okuma cezası"! Ya da, zaten pek kuaföre giden bir kadın değilsiniz, hatta saçınızı kendiniz boyuyor, kendiniz kesiyorsunuz. Ama kaderin sizi paldur küldür sürüklediği bir mahkeme salonundan ceza olarak, üç ay kuaföre gitmeme cezası alarak çıkıyorsunuz. 25 yıl zaten sinemaya ayak basmayan birine, sinemaya gitmeme cezası verilmesi, zaten hayvan delisi bir adama 20 ay boyunca 7 köpek bakma cezası, imama pavyona gitmeme cezasını da buna ekleyin. Fıkra gibi değil mi? İşte 2005 yılında yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle bu "acayip" cezalar da bizim hayatımızda giriverdi. Artık Türk mahkemeleri, zaten dolup taşan cezaevlerine daha fazla mahkum göndermemek ve daha önce sabıkası bulunmayanlara ıslah edici(!) bu cezalarla kanunları uygulamak için bizi de ceza alanları da güldüren kararları gün geçtikçe daha fazla almaya başladı.

Her şey, 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin, "’Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" bölümünün, hakimlere bir yıldan az hapis cezalarını başka bir cezaya dönüştürme yetkisi verilmesiyle başladı.

İlk duyduğumuz ıslah edici cezalar, kütüphanede zorunlu kitap okuma, okul kütüphanesine kitap yardımı yapma gibi kulağa hiç de acayip gelmeyen cezalardı. Fakat gün geçtikçe, Türkiye’nin çeşitli mahkemelerinden çıkan cezalar renklenmeye, hatta duyanları güldürmeye başladı.

Geçtiğimiz Ocak ayında Gaziantep’te kooperatif yöneticisi üç imam, genel kurulu zamanında yapmadıkları için "25 gün bara, pavyona gitmeme" cezasına çarptırıldığında imamlar önce şaşırmış, sonra da "tövbe tövbe" diyerek mahkeme salonundan kamera şakası yapıldığını sanarak ve birbirlerine soru işaretli gözlerle bakarak ayrılmışlardı.

EĞLENECEK PARAMIZ DA NEŞEMİZ DE ZATEN YOK

Aynı suçtan, yani kooperatif genel kurulunu zamanında yapmamaktan verilen bir başka ilginç karar da bu kez de Bursa’dan gelmişti. Mudanya Asliye Ceza Mahkemesi Ünver Yapı Kooperatifi Başkanı Mehmet Durmuş ile yöneticileri Rıfat Erman ve Ayhan Kaçar’a önce bir ay hapis cezası verdi. Fakat üçünün de daha önce sabıkasız oluşu göz önünde bulundurularak bu ceza, bir ay gazino, gece kulübü, pavyon, disko gibi eğlence yerlerine gitmemeye çevrildi. Hakimin verdiği bu karardan şaşkın halde mahkeme salonundan çıkarken şu açıklamayı yapıyorlardı: "Zaten ne eğlenecek paramız, ne de neşemiz var. Bir ay evimizde otururuz."

Mahkemelerden gelen haberlere bakılırsa, memlekette neredeyse hiçbir kooperatifin genel kurulunun zamanında yapılmadığı anlaşılıyor. Kütahya Asliye Ceza Mahkemesi’ne yansıyan bir başka olay yine aynı, kurulun zamanında toplanmaması.

Fakat bu kez kooperatif yöneticisine verilen ceza ağlayayım mı güleyim mi cinsinden. 74 yaşındaki İsmail Canseven bu suçtan 26 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ancak hakim sabıkasızlığını ve yaşını gözönünde bulundurarak cezasını 26 gün boyunca kitap okuma cezasına dönüştürdü. Fakat Canseven’in bu cezayı çekmesine engel küçük bir maruzatı vardı; Hem kördü, hem de okuma yazma bilmiyordu!

Canseven, çaresizlikten ne yapacağını şaşırdı ve cezasını oğlunun yaşadığı Eskişehir’de bir kütüphanede çekmek için talepte bulundu. Mahkeme bu talebini kabul etti ancak, hemen akabinde Canseven bu kez cezanın reddi için mahkemeye başvurdu. Oğlu İsa karara isyan ediyordu: "Babam evde bile duvarlara monte ettiğimiz ipler sayesinde tuvalete gidip geliyor. Babam sabah akşam kütüphanede bulunsa bile anlamı yok. Ben de isterim okumasını ama mümkün değil. Bu yaştan sonra kör alfabesi mi öğretelim?" İsa Canseven, Devlet Hastanesi’nden aldığı raporu mahkemeye sundu ama şu ana kadar mahkemenden karar değişikliği ile ilgili bir ses seda çıkmadı.

Mahkemelerin bu kararları, suç ve ceza arasındaki illiyet bağı ile çelişse de şimdilik sistem biraz kör, biraz topal ne yazık ki bu şekilde işliyor.

25 YILDIR SİNEMAYA GİTMEYEN ADAMA SİNEMAYA GİTMEME CEZASI

Bir başka güldüren karar da 2006 yılında, Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nden geldi. Kaçak elektrik kullanan 50 yaşındaki C.E, cezası bir yıldan az olduğu için hapis cezası 6 ay 10 gün sinemaya gitmeme cezasına dönüştürüldü. Fakat C.E bu haberi duyduğunda bir tek zil takıp oynamadığı kaldı zira zaten 25 yıldır sinemaya gitmiyordu ve derin bir oh çekerek şunları söylüyordu: "Oh be, zaten sinemayla işim yoktu, iyi ki kahveye gitmeme cezası vermediler."

Şarköy Cumhuriyet Savcısı Tamer Soysal (29)

CEZA VERDİKLERİM BANA TEŞEKKÜR EDİYOR

Bu tür cezalar hakimler ve savcılar tarafından verilebiliyor. Hakimler TCK’nın 50. maddesine göre yargılanma sonucunda uygun gördükleri bir cezayı verebiliyor. Savcılar ise yargılanma başlamadan ya da yargılama sırasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 109. maddesine göre ıslah amaçlı verebiliyor. Ben bugüne kadar ıslah edici dört karar verdim. Fenerbahçe taraftarı Mehmet Özer’e bir Galatasaraylı ile kavga ettiği için Fenerbahçe-Galatasaray derbisini halka açık yerde izlemesi için mahkemeye sevkettim. Cezası onaylandı ve ayrıca 3 bin YTL para cezasına çarptırıldı. Sonra geldi bana, "Ben çok fanatiktim iyi ki bu cezayı verdiniz, törpülendim" diyerek teşekkür etti.

Kahvesinde kumar oynatan Nafiz Getmez’e ise 4 ilköğretim okulu öğrencisinin bir yıllık kitap ihtiyacını karşılaması ve ayrıca kahvehanenin bir bölümünü kütüphaneye döndürme cezası verdim. O kütüphaneye de 100 Temel Eser’i alması koşuluyla mahkemeye sevkettim.

Şarköy, yazlıkçıların çoğunlukta olduğu bir yer olduğu için rahat bir yer. Öğrenciler de rahat. Cebinde 1.25 gr hint keneviri bulunduran bir lise öğrencisine 50 sayısal, 50 sözel ÖSS sorusu çözme cezası verdim. Çocuğun babası çok mutlu oldu. Ama bu demek değildir ki, bu cezayı aldı ve kurtuldu, mahkeme ayrıca vereceği cezaya karar verecek. Bu savcı olarak benim verdiğim cezaydı.

Aynı şekilde iki rakip yufkacı sürekli birbirleriyle kavga ediyorlardı ve bir gün birbirlerini yaralamaya kadar götürdüler işi. Ben de her sabah saat 09.00’da yufkalarını açarak ikisinin birlikte Tarım İlçe Müdürlüğü’ne giderek hangisinin hijyen bakımından daha fazla kurallarına uyduğunu anlamak için denetim istedim. Önemli olan ilginç cezalar vermek değil, gerçekten işe yarayacak cezalar vermek.

Hayriye Öcalan (63)
/images/100/0x0/55eb1187f018fbb8f8a8fb62

HAKİM BENİ HAVALI GÖRÜNCE KUAFÖRE GİTMEME CEZASI VERDİ

Kiracı olarak taşındığım evde elektrik faturalarımı düzenli ödüyordum. Fakat bir gün elektriğim kesildi, ne olduğunu anlamak için elektrik idaresine gittiğimde kaçak elektrik kullandığımı bunun için 300 lira ödemem gerektiğini söylediler. Benden önceki üniversite öğrencileri kaçak elektrik kullanmış meğer ve onların cezaları bana patladı. Bu parayı ödedim, elektriğim de açıldı. Fakat birkaç ay sonra savcılıktan bir kağıt geldi, beni mahkemeye çağırıyorlardı. Çok fena oldum. Hayatımda adliye nedir bilmiyordum. İlk defa mahkemeye çıkacağım için giyindim, süslendim. Hakim de bir kadındı. Kaçak elektrik kullandığım için cezalandırılacağımı söyledi. Beni öyle havalı görünce, herhalde kuaförden çıkmıyorum sandı ve bana 3 ay kuaföre ve güzellik salonuna gitmeme cezası verdi. Savcı da "10 gün de benden olsun" dedi ve cezam 3 ay 10 güne çıktı. Sonra bu cezamı denetlemek için beni karakoldan aradılar ve her zaman gittiğim kuaförün telefonunu istediler. Öyle bir yer yoktu ama ben de mahalledeki kuaförün telefonunu verdim. Oraya gitmişler, ben oraya gidersem onlara haber vermeleri gerektiğini söylemişler. Zaten kuaföre gitmiyordum, saçımı kendim kesiyor, boyuyordum. Ama şimdi cezam bitince temiz kağıdımı alıp bu komediye ben de katılayım diye kuaföre gideceğim. Çevremde herkes bu olayla eğleniyor, bana takılıyor.

Namık Oral (51)

CEZA OLARAK VERİLEN KÖPEKLERİ ÇOK SEVDİM GERİ VERMEYECEĞİM
/images/100/0x0/55eb1187f018fbb8f8a8fb64


Adapazarı’nda bir TIR parkı işletiyorum. Geçen yıl kazara bir yaralama olayına karıştım. Mahkeme 10 ay hapis cezası verdi, fakat daha önce sabıkasız olduğum için cezamı 7 sokak köpeğine 20 ay boyunca bakma cezasına dönüştürdü. Önce şaka yapıyorlar sandım. Sonra baktım çok ciddiler. Cezayı veren bir kadın hakimdi. "İyi ama bu köpekler ölürse ne olacak" diye sordum. "İnsanlar da ölüyor, ölürlerse yapacak bir şey yok ama seni yine de köpeklere iyi bakıyor musun diye sürekli kontrol edecekler" dedi. Belediyeye bağlı hayvan barınağından köpekleri getirdiler. Zaten TIR parkı müsait olduğu için 6-7 köpeğe bakıyordum. Onlar da eklenince 15 köpek oldu. 20 gün oldu köpekleri teslim alalı. 5 metrekaresi kapalı, 5 metrekaresi açık bir barınak yaptım onlara. Daha iki gün önce tesadüfen, hayvanlara yiyecek ve su verirken savcılıktan bir yazıcı, bir de veteriner kontrole geldiler. Hayvanları seviyordum zaten, bu ceza benim için iyi oldu, 20 ayın sonunda köpekleri geri vermeyi düşünmüyorum zaten.

İsmail Toprak (28)
/images/100/0x0/55eb1187f018fbb8f8a8fb66

MAÇLARA GİRMEME CEZASI ALDIM

Her aile arasında olan küçük geçimsizlikler bizde de oldu ve Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesi, eşime şiddet uyguladığım için beni 5 ay hapis cezasına çarptırdı. Fakat sonra cezamı fanatik taraftarı olduğum Sivasspor’un 10 ay maçlarına gitmeme cezasına dönüştürdü. Her ay savcılık belli bir günde görüşmeye çağırıyor. Ekim ayını sabırsızlıkla bekliyorum, cezam bitecek ve maçlara tekrar girebileceğim.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle