GeriGündem Protesto hakkımız engellenemez
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Protesto hakkımız engellenemez

Protesto hakkımız engellenemez
refid:24496279 ilişkili resim dosyası

Türkiye’de toplum kamplaşıyor, tribünler de toplumu izliyor. Gezi olayları etkisiyle siyasetle iç içe geçen futbol seyircisi yeni sezon öncesi çeşitli baskılara da göğüs germek ve hakkını aramak zorunda.

Tribünler kaynıyor, seyirci tepkisi sokaklara taşıyor. Tribünler giderek siyasileşiyor. Baksanıza Fenerbahçe’nin daha sezon başlamadan İstanbul’da oynadığı her maç siyasi sloganlara sahne oluyor. İçişleri Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu ve kulüpler tribündeki siyasi protestolardan çekinerek buna karşı önlemler almanın peşine düşüveriyor.
Taraftar-siyaset ilişkisini bu kadar ön plana çıkaran üç kilit olay yaşandı geçen iki yılda. Birincisi 3 Temmuz 2011 günü başlayan ve Fenerbahçe’nin de dahil olduğu şike soruşturması ve bunu takip eden davalar; ikincisi bu yıl mayıs sonunda başlayan Gezi Parkı protestolarına futbol taraftarlarının da dahil olması; üçüncüsüyse Beşiktaş taraftarına bu sezon öncesi imzalatılan kombine bilet taahhütnamesinde siyasi sloganlara dair bir maddenin yer almasıydı.
Özellikle birinci madde sebebiyle Fenerbahçe taraftarının önemli bir bölümü bu davada siyasi bir amaç güdüldüğüne kanaat getirdi. Bunun yol açtığı tepki de giderek tribünlere sıçradı. Duruşmalar öncesinde İstanbul adliyesindeki gösterilere ve de Mayıs 2012’deki Süper Lig Playoff maçı sonrası polisin Fenerbahçe seyircisine biber gazlı müdahalesi bu tepkiyi daha da arttırdı. Bunun tribündeki yansımaları yaklaşık bir yıldır ortaya çıkıyor. Geçen sezonun sonunda Kadıköy’deki Galatasaray maçının başlama vuruşu öncesi yaklaşık 50 bin seyircinin ‘hükümet istifa’ sloganı atması dikkat çekiciydi.

FENERBAHÇE İSYANI

Gezi olayları sonrası Fenerbahçe taraftarları Bağdat Caddesi’nde bir yürüyüş düzenledi. Ancak belli ki FB taraftarı yeni sezonda bununla sınırlı kalmayacak. Bunun sinyalini daha sezon tam açılmadan verdiler. İki hafta önceki PSV Eindhoven hazırlık maçında ve salı gecesi Red Bull Salzburg maçında daha iyi anlaşıldı. “Her yer Taksim, her yer direniş ” sloganı ve “Sık bakalım, sık bakalım biber gazı sık bakalım” tezahüratı yapıldı. Daha sonra ise Fenerbahçe tribünleri “Hükümet istifa” sesleriyle Kadıköy’ü inletti.
Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Talimciler yıllardır futbol ve taraftarlık üzerine çalışıyor, futbolla siyasetin birbirinden ayrılmasının çok zor olduğunu düşünüyor: “Futbol seyircisini ülkenin geri kalanından ayırmak doğru değil. Özellikle son iki-üç yılda ülkede gündelik hayata müdahale biçiminde algılanan bazı siyasi kararlara tepki oluştu. Bunun karşılığını tribünlerde de görüyoruz. Futbol seyircisi siyasi konulardaki tavrını tribüne de taşıyor.”

EN AKTİF EYLEMCİLER

Peki niye son dönemdeki protestolarda futbol taraftarları ön plana çıktı? Talimciler’in buna da bir yanıtı var: “Çünkü bu ülkenin son 30 yılının en aktif eylemcileri onlar. Ayrıca kendilerine sorulmadan hayatlarının en önemli yanlarından birisi olan takımlarına müdahalelerden de usanmış vaziyetteler. Futbol sahalarında karşı karşıya kaldıkları haksızlıklar sonrasında her defasında çıkartılan yeni yasal düzenlemelerle daha ağır yaptırımların yalnızca kendilerine uygulandığının da farkındalar.”
Buna karşılık İçişleri Bakanlığı ve TFF, taraftarların böyle müdahil olmasına şiddetle karşı çıktı. Hatta geçen ayki Spor Güvenlik Çalıştayı’nda İçişleri Bakanı Muammer Güler tribünlerdeki siyasi ve ideolojik anlamdaki kötü tezahüratlar hakkında düzenlemeler yapılacağını açıkladı ve tribünlerin ideolojik propaganda yeri yapılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı. Ancak bu uygulamaların keyfi olacağına dair birtakım endişeler var.
İzmir’de geçen yıl kurulan Taraftar Hakları Derneği bu konuda taraftarları bilinçlendirmek için uğraş veriyor. Dernek Başkanı Devrim Cem Erturan’a göre keyfiyetin önüne geçilmeli: “Taraftar iradesi bu kadar kolay ipotek altına alınamaz. Taraftar olaylara daha çok müdahil olmak istiyor. Ayrıca tribündeki slogan veya pankartların siyasi içerik taşıdığına kim karar verecek? Bu konudaki kanun maddelerindeki muğlaklık kolluk kuvvetlerine keyfi davranma imkânı veriyor.”

Protesto hakkımız engellenemez

DAVUL YASAĞI

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Mert Yaşar’a göre de bu konuda soru işaretleri bulunuyor: “6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14. maddesine göre tribünde hakaret içeren tezahürat yaptırıma sebep oluyor. Ancak maddenin içeriğine bakınca ‘hakaret olarak algılanacak’ ifadesi var. Bunun nasıl yorumlanacağı çok önemli. Kanaatimce art arda tekrarlanmayan siyasi sloganların bir suç unsuru olarak değerlendirilmesi zor.”
Örneğin bugün Kayseri’de oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe Süper Kupa maçından iki hafta önce Kayseri İl Spor Güvenlik Kurulu stadyuma davul sokulmasını yasakladı. Gerekçe davul ve tokmağın sahaya atılma ihtimaliydi. Bu yasağa karşı Taraftar Hakları Derneği idare mahkemesine dava açtı. Ancak davaya gerek kalmadan kurul yasak kararını kaldırdı.

KEYFİYETE KARŞI

Devrim Cem Erturan özellikle kolluk kuvvetlerinin benzeri keyfi uygulamalarının yaygın olduğunu söylüyor: “Geçen yıl yine Kayseri’de yazılı bir gerekçe olmadan davulumuzu stada almadılar. Benzer şekilde İzmir’deki bir Göztepe maçında bir pankart bir emniyet amiri tarafından engellenmeye çalışıldı. Ancak yazılı tutanak istendiğinde polis geri adım attı ve pankarta izin verdi. Artık taraftarın bilinçlenme vakti geldi. Bu konuda tüm Türkiye’den taraftar gruplarına yardım eli uzatıyoruz.”
Benzer bir keyfi uygulama da maçlardan önce alkol kontrolü. Kayseri emniyeti bu akşamki Süper Kupa maçı öncesi içkili seyircilerin stada gelmemesi yönünde uyarı yaptı. Yine Adana’daki maçlardan önce emniyet güçleri alkol kontrolü yapıyor.

SESLERİ ÇOK ÇIKACAK

Mert Yaşar’a göre bu durum da keyfi: “Emniyet güçlerinin uygulamaları şehirden şehire değişiyor. Alkol kontrolü de mevzuata uygun değil. Ancak her konudaki gibi mevcut yasanın uygulanmasında da sıkıntı var. Örneğin taraftar derneklerinin taraftarlara eğitim vermesi de lazım. Peki derneklere kim eğitim verecek? Avrupa Konseyi’nin tavsiyelerine göre kulüp yönetim kurullarında taraftar derneklerinin temsilcilerine de yer vermek lazım. Halbuki Türkiye’deki durum bunun yanından bile geçmiyor.”
Fanatik gazetesi yazarı Mehmet Demirkol’un sözleriyle bitirelim. Demirkol bundan böyle futbol taraftarlarının pasif kalmayacağını düşünüyor: “Gezi sonrası dönemde taraftarlar seslerini daha fazla çıkaracak, sorunla karşılaşırsa haklarını sonuna kadar arayacaklar. TFF veya bakanlık da bunu dikkate almak zorunda.”

Beşiktaş

Çarşı kriterlere güvenmiyor

Tribünde siyası slogan yasağının birinci muhatabı Çarşı grubu. Çarşı’nın beyin takımının da siyasi slogan konusunda tereddütleri var: “Siyasi tezahürat, siyasi slogan ne demek? Neye göre siyasi?” sorularını soruyor, bu konudaki kriteri kimin koyduğunu sorguluyorlar ve ekliyorlar: “Bu ülkede her zaman alanlarda ‘siyaset yapılmasın’ lafı aslında ‘muhalif siyaset yapılmasın’ anlamına gelir.”

Fenerbahçe

İlk sloganı Maraton atıyor

Son iki maçta seyircinin büyük bölümü Gezi olaylarına dair ve hükümet aleyhine sloganlara katıldı. Bu tezahürat Maraton üst tribünde başlıyor, dalga dalga diğer bölümlere yayılıyor.
Genç Fenerbahçeliler grubuysa protestolara karşı. Grup Sözcüsü Yücel Aslan bir “Siyaset ve futbol birbirine karıştırılmamalı. Taraftar takımını desteklemeli, siyaseti tribünlere taşımamalıdır” diyor.

Galatasaray

Ultraslan siyasete karşı mesafeli

Sarı-kırmızılı taraftarlar Gezi protestolarının ilk günlerinde yer aldı. Daha sonra Ultraslan tribün grubu protestolardan çekildi. Ultraslan Genel Koordinatörü Veysel Giley bunu “Ultraslan olarak siyasi olayların içinde olmayı hiçbir zaman doğru bulmadık. Asli görevimiz G.Saray’ı desteklemek” sözleriyle açıkladı. Buna karşılık Tek Yumruk gibi küçük taraftar grupları protestoları sürdürüyor.

2010’dan bu yana spordaki protestolar

12 Eylül 2010

İstanbul’daki Dünya Basketbol Şampiyonası finalinde seyircinin önemli bir kısmı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’i ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ıslıklarla protesto etti.

15 Ocak 2011

Türk Telekom Arena Stadı’nın açılış maçında Başbakan Erdoğan ve dönemin TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar Galatasaraylı seyirciler tarafından ıslıklandı. Erdoğan stadı terk etti.

28 Ekim 2012

WTA Championship Turnuvası’nda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ıslıkla protesto edildi.

12 Mayıs 2013

Fenerbahçe ile Galatasaray derbisi öncesi Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki saldırı için saygı duruşu sırasında Şükrü Saracoğlu tribünlerini dolduran yaklaşık 50 bin seyirci “Hükümet istifa” tezahüratında bulundu.

25 Temmuz 2013

Fenerbahçe’nin PSV Eindhoven ile oynadığı hazırlık maçında Saracoğlu Stadı’nda önce “Sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım”, sonra da “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.

6 Ağustos 2013

Fenerbahçe-Salzburg maçının 81’inci dakikasında yine “Her yer Taksim, her yer direniş ” ve “Sık bakalım, sık bakalım biber gazı sık bakalım” tezahüratı yapıldı. Daha sonra da “Hükümet istifa” sloganı atıldı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle