Pet corner

Güncelleme Tarihi:

Pet corner
Oluşturulma Tarihi: Haziran 07, 1998 00:00

Haberin Devamı

Onlar fare değil

Emekli Bankacı Güven Börü'yü, 9 yılda 'Kobayların Babası' yapacak buluşma, 1989 yılında, Emimönü'ndeki Çiçek pazarı'nda gerçekleşti. Bir hamster kafesinden, oğlu için seçti ilk kobayını. Hamster niyetine aldı. Satıcısı da hamster diye sattı.

Merak edip, önce ansiklopedileri, ardından da dış kaynaklı yayınları karıştırınca, bir kobay sahibi olduğunu öğrendi. Hafif ablak suratlı, tombul, olağanüstü sevimli, üstelik de pek uslu olan bu kemirgeni pek sevdi. Bilip bilmeden, 'Bunlar fare' diyerek işine karışanlara kulak asmadı. Sakızağacı'ndaki mütevazi evine konuk ettiği ilk kobayını kısa sürede bir eş sahibi yapıp mürüvvetini gördü. Hem de ne mürüvvet...

Güven Börü'nün, ilk kobayını aldıktan sonra geçen 9 yıl eşine dostuna verdiği, diğerlerinin masraflarını çıkartmak için sattığı yavruların sayısı 300'e yaklaşmış.

Ona göre, Türkiye'de bine yakın kobay besleniyor. Ama ne yazık ki, bir kısmı tıpkı köpekler ve tavşanlar gibi, ilk heves alındıktan sonra balkonlara terkediliyorlar. Soğuktan hiç hoşlanmayan kobaylar için balkona atılmak, ölüm demek.

İki parti mama

Güven Börü, kobaylarının tuvalet eğitimini, kendi keşfettiği bir beslenme rejimiyle sağlamış. Gündüzleri kobaylarını kucağına alıp rahatça sevebilmek için, akşam ve gece iki parti halinde mamalarını veriyor. Sabah saatlerinde yediklerini çoktan sindirmiş olan kobayların, kucağa alındığında tatsız bir sürpriz yapmalarının önüne geçiyor.

Tel kafeslere ihtiyacı olmayan, basit bir karton kutu içinde kolaylıkla yetiştirilebilen kobaylarla dostluk kurmak isteyenlere bazı tavsiyesi var Güven Börü'nün:

‘‘Büyük bir kobay yerine yavruyu tercih edin. Kolay eğitirsiniz. Mümkünse çift alın. Onları yalnızlığa terketmeyin. Bir tanesini kısırlaştırın ki, bakamayacağınız kadar yavru sahibi olmayın.’’

Sebze ve meyva kokteyli

Et yemeyen kobaylar, sebze ve meyva ve tahıllarla besleniyorlar. Arpa ezmesi, mısır kırması, kuşyemi, darı, buğday, yulaf, kenevir, pirinç, mercimek karışımına bayılıyorlar. Meyve ve sebzeleri verirken, çürük yerlerini ve çekirdeklerini muhakkak ayıklayın. Küçük parçalar halinde doğrayıp, yiyecekleri kadar verin. Kobaylar, su ihtiyaçlarını taze sebze ve meyvalardan karşılarlar. Yine de önlerinde taze su bulundurmanızda fayda var. İnsanlara da dokunan kiraz, çilek, muz kavun gibi meyvalarla baharatlı sebzeleri vermeyin. Kobayların sindirim düzenini bozarsanız, tedavisi çok zor.

ARTILARI

Isırmıyorlar. Tırmalamıyorlar.

Bağırmıyorlar. Acıkınca ya da korkunca, ince bir ses çıkartıyorlar.

Çok titizler. Yattıkları yer temizlenmemişse parmak uçlarında dolaşıyorlar.

Çok uslular. Biblo gibi, nerede bırakılırsa, uzun süre orada kalıyorlar.

EKSİLERİ

Üç aylıkken cinsel olgunluğa ulaşıp, yaklaşık iki ayda bir ile dört arasında yavru dünyaya getiriyorlar. Doğan yavrular da üç ay sonra erginleşip yavrulamaya hazır hale geliyorlar. Kısacası çok hızlı ürüyorlar.

İki memesi var. Dört yavru doğurunca beslenme problemi ortaya çıkıyor.

Mikroplara karşı fazla dayanıklı değiller. Özellikle grip ve nezleye karşı.

En çok altı yıl yaşıyor.

SOYLULAR VİZE VERDİ

İlk olarak Peru'da evcilleştirilen ve Güney Amerika'nın keşfinden sonra Amerika'ya getirilen Kobaylar, kısa sürede çocukların sevgilisi haline geldi. İngiltere'de kobaylara soylular da vize verdi. Talihsiz bir kazada yaşamını yitiren Lady Diana da, çocukluk yıllarında, pek çok Avrupalı yaşıtı gibi, sevimli bir kobaya sahipti.

Polis imdat

KÖPEK HİKAYELERİ

Yaramaz köpek Ben, yalnışlıkla telefonda 911'i çevirince polis alarma geçti.

1993 yılında, İngiltere'nin Higham kentinde, beş aylık Ben evde yalnızdı. Oynarken telefonu yere düşürüp kemirmeye başladı. Bu sırada yalnışlıkla 9-1-1 rakamlarına bastı. Telefonu açan görevli, birinin derin derin soluk aldığını ve bir köpeğin havladığını duydu. Telefonu açan kişinin konuşamayacak şekilde yaralı olduğunu, köpeğin de sahibine saldıran caniyle boğuştuğunu düşünen güvenlik güçleri harekete geçti.

Telefonun nereden edildiği belirlendi. Adrese hemen bir ekip gönderildi. Pencereden bakan polisler, yerdeki telefonu ve üstündeki kan izlerini görünce yardım istedi.

Birkaç dakika içinde olay yerine sekiz polis daha geldi. Kapı kırılarak içeri girildi. Evde sadece Ben vardı. Bir köşeye oturmuş, keyifle kuyruk sallıyordu. Telefonun üzerindeki kanın, diş çıkartan köpeğe ait olduğu anlaşıldı.

Polisler, Ben'in başını okşayıp evden ayrıldılar.

VETERİNER

ANIMAL HEALTH CENTER

Rauf Yekta Sokak Lale Apt. 14/11 Zuhuratbaba Bakırköy İstanbul / 0212 571 83 04

GÜZELBAHÇE VETERİNER KİLİNİĞİ

Valikonağı Caddesi Poyracık Sokak 61/1 Nişantaşı İstanbul

0212 246 56 07

MALTEPE VETERİNER KLİNİĞİ

Bağlarbaşı Mahallesi Atatürk Caddesi Çam Sokak

Yazıcı Pasajı 11/77 Maltepe İstanbul - 0216 352 12 25

EĞİTMEN GÖZÜYLE

Alman ekolü

Size durmadan, köpek sorunlarının eğitimle düzeltilmesinden bahsediyorum. ‘‘Peki ama bunun okulu mu var? Sen nereden biliyorsun? Yazdıkların doğru mu?’’ diyebilirsiniz. Dünyada bilinen en kapsamlı ve en eski köpek okulu, Almanya'nın Augsburg kentindeki 'Verein Für Deutsche Schaferhunde (SV)' dur. Bu enstitü, özellikle Alman Ordusu ve Alman Polisi'nin kurt köpeklerinin eğitimi için kurulmuş, dünyanın en ciddi ve tek köpek eğitim enstitüsüdür. Bu enstitü, yalnızca eğitim kurallarını koymaz, aynı zamanda German Shepherd denen Alman kurtlarının seceresini tutar. Gerçek Alman kurdunun doğru standartlarını belirleyerek, cinsin doğru tarifini verir.

Bu okulda temel ders; a) Temel itaat, b) İleri İtaat, c) Koruma eğitimidir. Bir de özel görevler için iz sürme, narkotik, patlayıcı eğitimi verilir. Diğer okulların örnek aldığı yer burasıdır. Yani bugün K-9 örneği, aynen Rus Salatası'nın Amerikan Salatası olarak prazante edilme serüvenine benzer. Ben hep Alman okuluna güvenip, orjinalden yola çıkarım. Köpek konusunda söylediğim her şey, bu okulun bana verdiği teori ve ardından gelen pratikten kaynaklanmaktadır. Köpek eğitiminde teori asla yetmez. Köpeği de iyi bilmeye, doğru davranmaya gerek vardır. Bir eğitmenin tahsili ni kadar yüksek olursa o kadar başarılı olma şansı vardır.

Cihan ÖZYAĞMUR (Köpek Eğitmeni)

Doğanın barometreleri

Çiftçiler ve denizciler, hava olaylarını önceden tahmin etmen için binlerce yıldır hayvanların davranışlarını izlediler. Kendilerine göre sonuçlar çıkarttılar. Minesota Üniversitesi Atmosfer Fiziği uzmanı uzmanı George Frier, insanların bir barometre kadar güvendiği hayvanların, doğa olayları öncesi tepkilerini araştırdı. Doğru hava tahminlerine ulaşan halk inanışlarının temelinde, hayvanların, hava sıcaklığı, nem ve basınca karşı aşırı duyarlılığının yattığı ortaya çıktı.

Yaban kazları uçarken, düşük yoğunlukta havanın kaldırma gücü az olduğu için, havanın yoğun olduğu yükseklikleri seçiyorlar. Açık havalarda kazlar için uygun katmanlar çok yükseklerde oluşuyor. Alçak basınçlı hava kitlelerinin hareketleri sırasında ise, yere yakın katmanlarda uçuyorlar. İşte, ‘‘Uçan kazların sesi yakından gelirse hava kötü, uzaktan gelirse iyi olur’’ halk deyişinin ardında bu gerçek yatıyor.

Martılar, kırlangıçlar ve ardıç kuşları da, hava basıncına karşı son derece duyarlılar. Fırtına yaklaşırken, uçmak yerine bir yerlere konmayı tercih ediyorlar. Arılar da, fırtınalı hava öncesi, kendilerini emniyete alıyorlar. Çalışmalarına ara verip, kovanlarını terketmiyorlar.

Hayvanlar, keskin işitme duyuları sayesinde, gök gürültüleri ve şimşek sesini çok önceden algılayıp, fırtınanın yaklaştığını insanlardan önce hissedebiliyorlar. Saniyenin 1/10'u dalga boyundaki sesleri duyabilen kuşlar, bu sesleri içi boş olan telekleri yardımıyla da algılayabiliyorlar.

Sonuç olarak hava tahminlerine yönelik pek çok halk inanışı, hayvanların gök gürültülü, şimşekli fırtınaları önceden duymasında dayanıyor. Böyle durumlarda atlar huysuzlanıyor. Koçlar birbiriyle toslaşıyor. Sığır, koyun ve keçiler, tepelerden düzlüklere inme eğilimi gösteriyorlar. Dağ sıçanları, yuva girişlerini otlarla kapatıyor. Merkepler biraraya toplanıyor. Kurbağalar telaşlı sesler çıkartıyor. Kargalar, her zamankinden daha çok bağırıyorlar.

George Frier'e göre, sadece hayvan davranışlarına bakıp, hava tahmini yaparak doğru sonuçlara ulaşamayabiliriz. Genç bir atın huysuzlanması insanı yanıltabilir. Doğru sonuçlara ulaşabilmek için, halk inanışlarının genel düzeyde de olsa, hava olayları hakkında bilgilerle desteklenmesi gerekiyor.

Aynı kafa

Bursa'da, 'Ayılara Özgürlük' projesi başlatıldığında düz mantık harekete geçmiş, insanlar dururken, ayıların kurtarılmasına şiddetli tepki gösterilmişti.

Türlü işkenceye uğrayan dansçı ayılar, o kafaların tepkisine rağmen sokaklardan kurtarıldı. Rehabilite edildi. Şimdi, Karacabey'deki ormanlık alanda, Avrupalı sponsorların da yardımıyla yaşantılarını sürdürüyorlar.

O kafalar, sokak köpeklerinin katliamına da aynı gözle baktılar.

Önce sokak çocuklarını kurtarmaktan söz ettiler.

Sokak çocukları için de parmaklarını kıpırdatmadılar.

O kafaların yarattığı son ürün, hafta içinde bir gazetede haber de oldu.

Pet ürünlerine trilyonlar harcıyormuşuz.

Marketlerin günlük hasılatının yüzde 15'ini pet ürünleri oluşturuyormuş.

Hem yalan, hem mantığı sakat.

Direkt olarak söylemiyorlar ama, ‘‘İnsanlar açken’’ demek istiyorlar.

Resmen provokasyon.

İşte bu kafalar, insan hakları ile hayvan haklarını da aynı kefede tartıyorlar.

‘‘Önce insan hakları’’ diyorlar.

İcraata gelince kaçıyorlar.

Hiç sıkılmadan, insan haklarını, hayvan haklarına köstek yapıyorlar.

Meclisin gündeminde dibe vuran Hayvan Hakları Yasa tasarısını, işte bu kafalar engelliyor.

Ne kafa ama...

MEKTUP

Hürriyet Medya Towers Pet Corner

Güneşli-34544 İSTANBUL Faks: 0212 677 03 40

e-mail: bovacik@hurriyet.com.tr

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!