GeriGündem Paris’te koma
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Paris’te koma

Paris’te koma
refid:21691868 ilişkili resim dosyası

13 Eylül akşamı Paris’te Theatre de la Ville’deyiz. Bir Rönesans adamı sahneye çıkmak üzere.

Türk sinemaseverlerin özellikle ‘La Reine Margot’ filmiyle tanıdıkları Patrice Chereau sinemadan başka tiyatro ve opera sahnelerinin de aranan dahiyane yönetmenlerinden biri.
Chereau bu akşam Pierre Guyotat’nın 2006 yılında Decembre Ödülü’nü kazanan yapıtı ‘Coma’yı (sadece iki gece) okumak için sahneye çıkıyor. Yönetmen, Thierry Thieu Niang. Fransız yazar Pierre Guyotat’nın ölümü, depresyonu ve bir yaratıcı olarak dünyadaki yerini sorguladığı otobiyografik eseri ‘Coma’, farklı bir edebi eser.
Patrice Chereau bu eserden seçtiği kısımları okumak için sadece bir sandalyenin bulunduğu büyük, siyah sahneye tek başına, yalınayak çıkıyor. Anlatılan hayata yavaş yavaş sinen bir korku, boşluk, umutsuzluk ve depresyon var.
Alınmayan ilaçlar, ölen arzular, hayata tutunma çabaları ve yitirilmekte olan bir yaşam, kelimeler sayesinde sahnede hayat buluyor. Kelimelerin önemi her şeyin ötesinde. Yaşanan düşüşte, kaybolan vücutta, ölen arzularda karşımızdaki adamı ayakta tutan edebiyatın ta kendisi.
Chereau yazarın son sözlerini dile getirip hayatta kalmak için sabrın, yalnız sabrın gerekli olduğunu söylediği an sahnede artık bambaşka bir adamın olduğunu görüyoruz.
Ses Patrice Chereau’nun sesi değil, vücut Patrice Chereau’nun vücudu değil. Sahnedeki adam da artık Patrice Chereau değil. Sahnede ‘Coma’yı yaşayan adamın ta kendisini görüyoruz.
Chereau, Pierre Guyotat’nın sözleriyle seyircileri resmen hipnotize ediyor. Tiyatro salonundaki bin kişi nefesini tutup ‘Coma’ya tanık oluyor. Salonda çıt çıkmıyor. Tam sessizlik. Koma. Zafer, Guyotat’nın, Niang’ın, edebiyatın ve tiyatronun. Patrice Chereau’nun dehası, yeteneği, derinliği ve insanlığı sayesinde sanatın nelere muktedir olduğunu bir kez daha görüyoruz...

MODIANO AŞKI

1968 yılından beri Fransız edebiyat dünyasının vazgeçilmez değerlerinden biri olan Patrick Modiano utangaç ve sessiz kişiliğine rağmen ülkesinin en derin ve en büyük yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Hayranlarının büyük bir aşkla sevdikleri büyük edebiyat ustasının en önemli kitapları arasında artık klasikleşen ‘Dora Bruder’, ‘Un Pedigree’ ve ‘La Place de l’Etoile’in isimlerini sayabiliriz.
Modiano geçen perşembe günü Fransa’da ‘L’Herbe des Nuits’ isimli yeni romanını yayınladı. Bu kitabıyla da en çok satan kitaplar listesine ‘1’ numaradan girmesi beklenen Modiano, 44 yıldır kitaplarında çocukluğunu, geçmişi ve kaybettiklerini sorguluyor.
Problemin hafıza değil, unutma olduğunu düşünen Modiano şöyle diyor, Artık kendimi kandırmıyordum. Bütün bunlar, er ya da geç unutulacaktı... Bu sayfaları yazdığımdan beri kendime bu unutulmaya karşı savaşmanın bir yolu olması gerektiğini söylüyorum (s.137). İşte bu yüzden edebiyatın önemi büyük ve işte bu yüzden Modiano çok büyük bir yazar...

ADELE’DEN SONRAKİ YENİ KEŞİF

2011’in ilk günlerinde Adele’in 21. yüzyılın en iddialı yorumcularından biri olacağını yazmıştım. Eğer Adele’i dinledikten sonra yürekten söyleyen, kuvvetli bir sese sahip olan bir başka yorumcuyu henüz keşfetmediyseniz o zaman 31 yaşındaki bir Amerikalı yorumcuyla tanışmanın tam zamanı. Alternative Country/Folk/Rock türünde müzik yapan Brandi Carlile yanık sesi, içli şarkıları ve kuvvetli yorumuyla kolay kolay unutulmayacak bir yorumcu.
Söylediği şarkıların çoğunu kendi yazıyor Brandi. Yeni albümü ‘Bear Creek’ten, ‘100’ ve ‘That Wasn’t Me’yi, 2011 konser albümü ‘Live at Benaroya Hall with the Seattle Symphony’den Brandi’nin  eşsiz yorumuyla ‘Hallelujah’yı ve yine aynı konser albümünden Brandi’nin bugüne kadar yazdığı en güzel şarkı olan ‘The Story’i dinleyin (‘The Story’ melankolinin memleketi Portekiz’de 1 numaraya kadar yükselmişti). İster Adele, ister Patsy Cline, ister Loretta Lynn ve ister Fleetwood Mac/Stevie Nicks hayranı olun Brandi Carlile’ı mutlaka dinlemelisiniz.

GÜNÜMÜZÜN YENİ ROCK YILDIZLARI DJ’LER Mİ?

20 Ağustos tarihli Amerikan ekonomi dergisi Forbes, DJ’lerin günümüzün yeni rock yıldızları olduğunu yazdı. Albüm satışlarının düştüğü, konser ve video klip maliyetlerinin yükseldiği bugünlerde konserlerden (ya da partilerden...) elde edilen hasılatlara ya da müzik listelerine bakıldığı zaman da bu görüşün doğru olduğunu anlıyorsunuz. Fransa’da bu sonbaharın en büyük albümlerinden biri de dansın yeni efendilerinden C2C’ye ait.
Liseden arkadaş DJ 20Syl, Atom, Greem ve Pfel adlı dört DJ’den oluşan C2C, ilk albümleri ‘Tetra’yla eylülde Fransa listelerine ‘1’ numaradan girdiler. C2C hip hop, electro, dünya müziği, soul, blues, rock ve caz türleriyle harmanladığı ilk albümünü iki yıllık bir süreç içinde hazırlamış. 2012’nin en iddialı ve en iyi dans albümlerinden biri olan ve önümüzdeki aylarda birçok hit şarkısını dinleyeceğiniz ‘Tetra’dan kaçmanız olanaksız. Albümden ‘Down the Road’la dansa başlayabilirsiniz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle