GeriGündem Pankreas nakli nedir?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pankreas nakli nedir?

Pankreas nakli nedir?

Organ nakli, vücutta görevini yapamayan organın yerine canlı bir verici ya da kadavradan alınan sağlam organın nakledilmesi işlemi olarak tanımlanıyor. Pankreas nakli de en çok araştırılan organ nakli türleri arasında yer alıyor. Peki, pankreas nakli nedir?

Dünya çapında milyonlarca kişi yaşamını sürdürmek için organ nakline ihtiyaç duyuyor. Organ nakli, son evreye gelen organ yetmezliklerinde tek çözüm olarak görülüyor. En çok merak edilen organ nakli türlerinden biri de pankreas nakli. Pankreas naklini yapmaktaki amaç, vücutta insülin hormonu salınımını sağlamak, şeker (glukoz) kullanımını normalleştirmek ve hastayı insülinden bağımsız hale getirmektir. İşte, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı bilgiler ışığında pankreas nakli hakkında tüm detaylar...

Tanımı: Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek nakli olmuş veya olacak hastalarda, insülin tedavisi gerektiren “Şeker Hastalığı” ( Tip I Diabetes Mellitus ) varlığında, hastaları insülin tedavisinden kurtarmak ve şeker hastalığının vücut üzerine olan olumsuz etkilerini engellemek amacıyla uygulanan bir organ nakli şeklidir. Pankreas nakli ya böbrek nakli ile beraber ya da böbrek nakli ameliyatından sonra ikinci bir ameliyatla yapılmaktadır. Başarılı geçen pankreas naklinden sonra hastalarda dışarıdan insülin kullanma ihtiyacı ortadan kalkar. Bu sayede Şeker Hastalığının neden olduğu böbrek, kalp - damar, göz ve sinir sistemi gibi organlarda oluşan uzun vadeli hasarların önlenebileceği öngörülmektedir.

Ancak pankreas nakli ameliyatlarında başarı oranı diğer organ nakli ameliyatlarına nazaran biraz daha düşük düzeydedir. Bunun ana nedeni pankreas organının narin yapısından dolayı ameliyat sırasında gözle görülemeyen hasarlanmaların oluşmasıdır. Bu hasarlar ameliyat sonrası dönemde hem pankreasın kendisinde hem de ameliyat yapılan bölgede ciddi problemler gelişmesine neden olabilir. Bu problemler tekrar ameliyat olmayı ve nadiren de takılan pankreasın çıkartılmasını gerektirebilir.

Tüm bu bilgiler ışığında pankreas nakli ameliyatlarında, nakledilen pankreas organının ilk 1 yıl boyunca vücudun ihtiyacını görecek şekilde faaliyetlerini gösterebilme ihtimali %75 – 85 arasındadır. 3.yılda bu oranlar % 60 – 70 düzeylerine, 5.yılda % 50’lere düşmektedir. Bu veriler yurtdışında pankreas naklinin yoğun olarak yapıldığı ülkelerdeki başarı oranlarını yansıtmaktadır. Ülkemizde pankreas nakli diğer organ nakilleri kadar sık yapılmamaktadır.

Pankreas nakilleri sadece beyin ölümü gerçekleşmiş kadaverik donörlerden temin edilen pankreas organı ile gerçekleştirilebilmektedir. Canlı vericili pankreas nakil ameliyatları yapılmamaktadır. Ülkemizde pankreas nakil ameliyat sayılarındaki yetersizliğin bir sebebi de beyin ölümü gelişmiş hastalarda yeterli organ bağışı olmayışıdır.

Ülkemizde halen Tip II Diabetes Mellitus hastalarında ve Kronik Böbrek Yetmezliğinin eşlik etmediği Tip I Diabetes Mellitus hastalarına pankreas nakli yapılmamaktadır.

Ülkemizde pankreas nakil ruhsatı olan merkezler kamu ve özel hastaneler olmak üzere İstanbul, Antalya, Ankara ve Malatya illerinde bulunmaktadır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi pankreas nakil operasyonlarının yapıldığı kamu üniversite hastaneleridir.

Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir: Ülkemizde pankreas nakligenel olarak böbrek nakli ameliyatından sonra yapılmaktadır. Bu nedenle hastalar öncesinde böbrek nakli ameliyatı oldukları için kullanılan ilaç tedavilerine ve takip programlarına aşina olurlar. Genel olarak tüm nakil türlerinde olduğu gibi pankreas nakli olan hastalar vücudun bağışıklık sistemini baskılayan bir takım ilaçları kullanmak zorundadır. Bu ilaçlar doktor kontrolünde ve düzenli takip altında kullanılır. Genel olarak enfeksiyonlara yatkınlık oluşturmaları dışında ciddi yan etkileri olmayan tedavilerdir. Çok nadir olarak bazı bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar cilt ve diğer iç organ kanserlerine yatkınlığı arttırabilirler. Hastaların bu açıdan da takip altında olması önemlidir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle