GeriGündem Ortadoğu abartılıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ortadoğu abartılıyor

Ortadoğu abartılıyor
refid:14545222-spot ilişkili resim dosyası

İsrail-Filistin sorununun çözüme ulaştırılması ABD için hayati önem taşımıyor

Başkan Barack Obama geçtiğimiz günlerde Ortadoğu sorununa çözüm getirilmesinin “ABD’nin ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını” duyurdu. Geçen ay da ABD’nin Afganistan’daki güçlerinin komutanı David Petraeus, Kongre önünde verdiği ifadede “İsrail ve bazı komşularının arasındaki düşmanlığın ABD’nin bölgedeki çıkarlarını hayata geçirmesine engel olduğunu” ifade etti.               

 

Petraeus sözlerine “Arapların Filistin sorunuyla ilgili öfkesi, ABD’nin Arap devletleri ve halklarının ortaklığının derinliğini ve gücünü sınırlandırıp, Arap dünyasındaki ılımlı rejimlerin meşruiyetini zayıflatıyor” diyerek devam etti.

 

Şurası kesin ki İsraillilerle Filistinliler arasında barışın sağlanmasının değeri büyük olacak. ABD’nin dış politika alanında önemli bir başarı göstermesinin yanı sıra İsrail’in demokratik, güvenli, refah içinde bir Yahudi devleti olarak varlığını sürdürmesini sağlayacak, Filistinlilerin ve Arapların yabancılaşmasına ve dolayısıyla Amerikan karşıtlığına kapılmasına engel olacak. Dolayısıyla İran’a ve uydularına duyulan sempati de azalacak.

 

YANLIŞ ANLAŞILIYOR

Ancak İsrail-Filistin sorununun ne kadar merkezi bir mesele olduğunu ve ABD’nin şu anki koşullar altında ne kadar büyük bir bedel ödediğini abartmak çok kolay. Filistin sorununu çözmenin küresel ısınmadan gribe kadar bütün problemlerin üstesinden gelmenin yolu olduğuna inananları mazur görmek de mümkün. Ama gerçek bu mu? Kısaca söylemek gerekirse hayır. Elbette ki Filistin sorunu önemli ancak bu önem yanlış algılanıyor.

 

Örneğin Irak; ABD’nin geçtiğimiz on yıl içinde Büyük Ortadoğu’daki en büyük yatırımı. Bu ülkedeki Şiiler, Sünniler ve Kürtler, yeni hükümetin dağılımı, petrol gelirlerinin nasıl bölüşüleceği ve Kürt bölgeleriyle Arap bölgeleri arasındaki sınırların nasıl çizileceği konusunda bölünmüş durumda. Filistin Devleti’nin kuruluşu bu güç mücadelelerini hiçbir şekilde etkilemeyecek.

 

Gelelim Afganistan’a… Kısa süre içinde ABD’nin bu ülkedeki varlığı Irak’taki varlığından fazla olacak. ABD Afganistan'da güçsüz ve yolsuzluğa bulaşmış bir devlet başkanının hem yanında hem de karşısında savaşıyor. Devlet Başkanı Hamid Karzai, ABD’nin Taliban’a karşı çıkmaya niyetli ve yetkin bir hükümet kurma çabalarını baltalıyor. Dolayısıyla Filistin Devleti’nin kurulmasının ABD’nin Afganistan politikasına ya da Afganistan’ın kendisine bir faydası olmayacak.

 

İRAN'IN DERDİ FİLİSTİNLER DEĞİL 

Ya İran? En büyük sorun İran’ın nükleer silah geliştirme çabası. Ancak İran’ın bu çabasının ardındaki en büyük motivasyon İsrail’in elindeki nükleer silahlar değil ABD’nin konvansiyonel bir saldırı yapma ihtimaline karşı caydırıcılık.

 

Bu durumda İsrail’le Filistinliler arasındaki barış İran’ın hedeflerini küçültmesini sağlamayacak, aksine güçlendirmesi bile söz konusu. İran’ın desteklediği Hamas ve Hizbullah gibi gruplar, Filistin Devleti’nin kurulmasıyla önemlerini kaybedecekleri için İran, açığı kapatmak amacıyla nükleer silahlanmaya daha fazla yatırım yapabilir.

 

Filistin Devleti’nin kurulmasının Arap devletleriyle ilişkilere nasıl katkı yapacağı da belli değil. Filistin’de yaşanan açmaz Arap devletlerinin kendi çıkarlarına uygun gördükleri durumlarda ABD’yle ittifak kurmasına engel olmadı. Bu durumda çözüm de Arap dünyasında istikrarın ve meşruiyetin sağlanmasına katkı yapmayacak.

 

İsrailliler ve Filistinliler sorunlarını çözerlerse bu terörü de zayıflatmayacak. El Kaide, Arap Yarımadası’nı kafirlerden temizlemek ve yedinci yüzyıldakine benzer bir İslam anlayışını dünyaya yaymak istiyor. Örgütün Filistin’le ilgili sözleri de sahte bir bağlılık gösterisinden öte değil.

 

DIŞ POLİTİKADA SORUN YARATIYOR

Sorunun öneminin abartılması ABD’nin dış politikasına da hatalı bir gözle bakılması riskini taşıyor. Dolayısıyla Beyaz Saray’da bir sabırsızlık oluşuyor ve ABD hükümetinin aşırı hırslı politikalar geliştirmesine neden oluyor.

 

Bu demek değildir ki Filistin sorunu göz ardı edilmelidir. Eğer sorun göz ardı edilirse sonuçları olumsuz olabilir ancak Başkan Obama’yı bir barış planı ortaya koymaya itenlerin barış yönünde iyi bir iş yapmadığı söylenebilir. Başarısız olacağı kesin bir kapsamlı plan iyi fikirlerin de görmezden gelinmesine sebep olduğu gibi Arap dünyasında bir öfkeye ve ABD’nin ününün lekelenmesine neden oluyor.

 

Filistin yönetimi zayıf ve bölünmüş; İsrail hükümeti ideolojilerine fazla gömülmüş ve parçalanmış; ABD-İsrail ilişkileri de Tel Aviv’in Beyaz Saray’a güvenebileceği kadar düzgün değil. Batı Şeria hükümetinin zayıflıklarının önüne geçilmesi için ekonomik, askeri ve yönetimsel kapasitesinin geliştirilmesi ve Filistin Yönetimi’nin İsrail’in karşısına denk bir ortak olarak çıkarılması gerekiyor.

 

İsrail-ABD ilişkilerinin de tamir edilmesi gerek. İki ülkenin önündeki en büyük sorun İran. Hükümetlerin bu soruna karşı işbirliği yapabilmek için karşılıklı olarak güveni tesis etmeleri gerekiyor. İran tehdidinin bu kadar yakın olduğu bir dönemde yerleşimlerin sayısı ya da kesin anlaşmanın sınırlarıyla ilgili anlaşmazlıklar ne ABD’ye ne de İsrail’e yarar.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle