GeriGündem Onlar ikinci baharı üniversitede yaşıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onlar ikinci baharı üniversitede yaşıyor

Hepsi 40'lı yaşlarını çoktan geride bırakmış. Orta yaşın en güzel zamanındalar. Yaşıtlarına göre kendilerine farklı bir yol çizmişler. Emekliye ayrılıp bahçede domates yetiştirmiyor, ikinci baharlarını üniversitede yaşıyorlar. Milyonlarca gencin yarıştığı maratona girip, yarı yaşlarındakilerle aynı sınıfı paylaşmayı göze almışlar. Kimi can sıkıntısından, kimi yalnızlıktan, kimi gecikmiş hayalleri uğruna üniversitede okumaya karar vermiş. En büyük rehberleri ise eşleri ve çocukları.

Şimdi onlar çocukları yaşında gençlerle aynı sıralarda ders dinliyor, onlar gbi sınav heyecanı yaşıyor, gece yarılarına kadar ders çalışıyorlar. Sınıf arkadaşlarına yaşam tecrübelerini aktarıp, ablalık, abilik yapıyorlar. Kimine sınıf arkadaşları amca, kimine teyze, abla diyor.

Sınavlarda genç arkadaşlarına gizli gizli kopya veren de, gözleri iyi görmediği için kopya çekemeyip hayıflanan da var. Hemen hepsinin ortak korkusu, neredeyse yaşıtı olan kürsüdeki hocalarının onlara soru sorması. İlerleyen yaşlarına, tüm hayat tecrübelerine rağmen sorularla karşılaşmaktan hepsi çekiniyor, heyecanlanıyor.

Genç üniversiteliler ise yanı başlarındaki amca ve teyzelerden pek memnun. Başları sıkışınca, sorunlarına çözüm arayınca hemen onlara koşuyor, onlardan çok şey öğreniyorlar. İnsanın her yaşta öğrenebileceğini, hiçbir şeyin imkansız olmadığını kanıtlayan sıra arkadaşlarını hayranlıkla izliyorlar.

Saniye Çağlayan (59) / İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fak. Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi, 1. sınıf

Ömrüm yetse üçüncü üniversiteyi de okurum

Uzun seneler adliyede çalıştım, oradan da emekli oldum. 1988’de eşim vefat ettikten sonra hayatımda büyük bir boşluk oluştu. Çocuğum da yok. Yurtdışında yaşama kararı aldım. Rusya’ya gittim. Uzun bir süre orada yaşadım. Güzel arkadaşlıklar kurdum. Ama memleketimi çok özlediğimden Türkiye’ye döndüm. Yapacak bir işim yoktu. Ben oldum olası her anını doldurmayı seven bir insanım. Çalışmayı da çok severim. Düşündüm, üniversite okumaya karar verdim. Sınavlara girdim, kazandım. Bütün üniversiteleri, bütün bölümleri araştırdım. Sonunda İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni tercih ettim.

Seneye İtalya'da okuyacağım

Bu yaşta üniversiteye gidiyorum. Çünkü okumayı çok seviyorum. Araştırma yapmak, yeni şeyler öğrenmek benim hobim. Zaten bu benim ikinci üniversitem. Daha önce Rusya’da da üniversite hayatım oldu. Orada parapsikoloji okudum. Ömrüm yetse üçüncü üniversiteyi de okurum.

Bu bölümü bitirdikten sonra İtalya ve Almanya’daki güzel sanatlar fakültelerinde bulunan sanat pazarlama bölümünü Türkiye’ye getirmek istiyorum. Ayrıca gelecek sene İtalya’da güzel sanatlar okumak istiyorum. Umarım bunları başarırım.

60’ımda kendimi geliştiriyorum

Gençliğimde resim yapmayı çok severdim. Ama iş hayatı yüzünden bu yönüm körelmişti. Şimdi üniversitede resim yapmaya tekrar başladım. Ayrıca bu bölümde okurken bale, resim, tiyatro gibi sanatın birçok dalı hakkında bilgi sahibi oluyorum. 60’ıma bir adım kala hala öğreniyorum, hala kendimi geliştiriyorum. Son nefesime kadar da bu böyle olacak.

Arkadaşlarım torunum yaşında

Sınıf arkadaşlarımla iletişim sıkıntısı yaşamadım. Onlarla aramda bir değil birkaç kuşak fark var. Torunum yaşındalar. Ama onları kendimden hep daha ileri gördüm. Yaşım büyük olduğu için her konuda benden akıl alıyorlar. Ben de onlara birçok şey danışıyorum. Sonuçta yaşımın büyük olması her şeyi bildiğim anlamına gelmiyor.

Kopya vermeye çalışıyorum

Derslerde hiç zorlanmıyorum. Şu ana kadar bütün sınavlarda başarılı oldum. Bunun sebebi de derslerde çok iyi not tutmam. Tuttuğum notları arkadaşlarımla da paylaşıyorum. Gelemediğim zamanlarda ben de onlardan alıyorum. Sınavlarda kopya çekemiyorum ama vermeye çalışıyorum. Hatta bazen sesli düşünüyorum, onlara yardımcı olmak için. Hocalar soru sorduğunda ilk başlarda heyecanlanıyordum. Ama şimdi heyecanlanmıyorum.

Okula gitmemi çevrem olumlu karşıladı

Okula gitme kararı aldığımda çevremdekilerin yadırgayacağını düşündüm. Ama herkes olumlu karşıladı. Zaten ben bir şeye karar verdiysem, onu ben göğüslerim. Kararımın artısı da eksisi de bana ait olur. İnsanların bana gülmesi, arkamdan alay etmesi umurumda olmaz. Ben her zaman kendi tercihimi yaşarım.

Şimdiki gençler tembel

Şimdiki gençler ahlaki yönden pırıl pırıl. Ama ders konusunda çok tembeller. Sadece geçer not almaya odaklanıyorlar. Geçeyim de gerisi umurumda değil düşüncesindeler. Onları çok da şanslı görüyorum. Her şeye sahipler. İstediklerini başarmak için bolca imkanları var. Onlar sayesinde gelecekten çok umutluyum.

Hiçbir şey için geç değil

Benim yaşımdakiler başarabileceklerine inandıkları konularda ellerinden geleni yapmalı. Bu onları hem genç tutar hem de hayatlarına keyif katar. İşe yarama duygusu bambaşka bir şey. Hayatlarının her anını öğrenerek geçirsinler. Her anlamda yenilikler eklesinler hayatlarına. Hayata sıkı sıkıya bağlansınlar. Unutmasınlar ki hayatta hiçbir şey için geç değil.

Mustafa Yurtsever (54) / İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü 4. sınıf

Bende memur disiplini var, kopya çekemem

29 yaşındaki oğlum İngiliz dili ve edebiyatı okuyor. Yıllarca Beşiktaş Belediyesi’nde çalıştım. Emekli olduktan sonra boşlukta hissettim kendimi. Üniversitedeki öğrenciler için af çıkınca tekrar okula dönmeye karar verdim. Zaten gençliğimde de bu bölümün ön lisansını okumuştum.

Ailem yadırgadı

Okumaya karar verdiğimi söyleyince ailem yadırgadı. Bu yaşta üniversitede ne işin var dediler. Ama zamanla ne kadar keyif aldığımı görünce alıştılar ve beni desteklemeye başladılar. Hayatımda her zaman düşüncelerimi uygulamaya özen gösteririm. Benim kararlarım önemli. Başkalarının ne dediğiyle, ne düşündüğüyle pek ilgilenmem.

Beni hoca sananlar oldu

Okulun ilk günleri zorluk çektim. Beni sınıfta görenler fısıldamaya başlıyordu. Hoca sananlar bile oldu. Arkadaşlarımın, ne işi var koca adamın okulda, diye düşündüklerine emindim. Samimi arkadaşlarımın destekleri sayesinde bu süreci atlattım. Kısa sürede adapte olmayı başardım. Şu anda gençlerle aram çok iyi olsa da yaş farkından dolayı iç içe olamıyoruz. Okul dışında görüşmüyoruz. Ancak ders aralarında beraber oluyoruz.

Yüksek lisans yapacağım

Tıp okumak en büyük hayalimdi. Ama puanım buraya yetti. Keşke daha önce okusaydım. Gençliğimde, çalışma hayatına atılınca okulu ikinci plana attım. Şimdi düşünüyorum da bu okul bitince kariyer sahibi olacağım. Okumaktan çok keyif aldım üniversiteden mezun olunca yüksek lisans yapacağım.

Kütüphanede çalışıyorum

Derslerde az da olsa zorlanacağımı düşünmüştüm. Ama hiç zorlanmadım. Temelim sağlam. Sınavlardan önce arkadaşlarımdan not topluyorum. Ben de kendi notlarımı veriyorum onlara. İnternetten bile not gönderiyoruz birbirimize. Sınavlara tek çalışmayı tercih ediyorum. Çoğu arkadaşım da benim gibi. Kütüphanede beraber ama ayrı çalışıyoruz.

Hocanın soruları terletiyor

Yaşımdan dolayı kopya çekemem. Zaten bende memur disiplini var. Hatta bazı arkadaşlarım sınavdan geç çık, son dakikalarda biz sana yardım ederiz diyor ama kabul etmiyorum. Sınavlarda başarılıyım. Tek sorunum hocaların derste soru sorması. Hoca bana sorduğunda kaçmaya çalışıyorum. Bu kadar genç varken bana mı soracaksınız, gençler varken beni tercih etmeyin gibi cümlelerle hocanın bana sormasını engellemeye çalışıyorum. Laboratuvar derslerini ve hücre biyolojisi derslerini çok seviyorum. Çünkü ders hocalarını seviyorum. Hocayı sevince öğrenci dersi de seviyor.

Gençlerle aramda teknoloji farkı var

Şimdiki gençlerle aramızda teknoloji farkı var. Her şey onlar için çok kolay. Araştırmadan, emek vermeden her bilgiye ulaşabiliyorlar. Aslında emek olmadan yemek olmaz. Gençler hırslı, gelecekten umutlu. Çoğunun hedefi akademik kariyer yapmak.

Gürsel Güner (50) / İstanbul Aydın Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 1. sınıf

Her gün Tekirdağ'dan İstanbul'a geliyorum

Tekirdağ’da yaşıyorum. Evliyim. 10, 3 ve 1 yaşlarında üç tane kızım var. Burada çiftçilik yapıyorum. Benim babam da, dedem de çiftçiydi. Bugüne kadar manavlık, emlakçılık, hayvancılık gibi birçok iş yaptım. Ama beni doyuma ulaştırmadılar. İçimde hep okuma isteği vardı. Ailem de bunu biliyordu ve hep desteklediler. Sonunda sınavlara girmeye karar verdim. Sonuca ailem benden daha çok sevindi. En çok 10 yaşındaki kızım destekledi beni. Hangi evlat eğitimli anne baba istemez ki.

Babam keşke okurken beni görebilseydi

Lise bitince okul hayatını tercih etmedim. Askerden gelince de hemen iş hayatına girdim. Geçim sıkıntısı derken bir baktım ki zaman geçmiş. 4 kardeşim var. Hiçbirimiz üniversite okumadık. Halbuki babam hepimizin okumasını istiyordu. Bu konuda bizi hep destekledi. İçimdeki bu okuma isteği, biraz da babama borcum var gibi hissetmemden kaynaklanıyor olabilir. Keşke şimdi hayatta olsaydı da görseydi okurken beni.

Yurtdışında çalışmak istiyorum

Hazırlık sayesinde İngilizce öğrendim. Artık evde İngilizce bilen biri var. İlerde çocuklarıma yardımcı olabileceğim. Üniversite sınavını kazandığımı öğrenince uluslararası ilişkiler okumayı tercih ettim. Çünkü ileride dış ülkelerden birinde çalışmak istiyorum. Siyasette yönetici pozisyonunda olmak istiyorum.

Arkadaşlarım değil hocalar yadırgadı

Okula ilk geldiğimde sınıftaki arkadaşlarımla hiç iletişim sıkıntısı çekmedim. Önce bana amca dediler, sonra dayı, sonra ağabey oldum onlar için. Şimdi ise hepsiyle arkadaşım. Çocuklar değil ama hocalar ilk başta yadırgadı. Zamanla onlar da alıştı. Tahtaya kaldırdıklarında hala heyecanlanıyorum. Kendimi kurbanlık koyun gibi hissediyorum.

En çok arkadaş edindiğime seviniyorum

Okula geldikten bir müddet sonra diğer bölümlerden de arkadaşlarım oldu. Bu, beni en çok mutlu eden nokta. İnsan 50 yaşına gelince çevresinde arkadaşı kalmıyor. Herkes bir yere dağılıyor. Ben buraya eğitim almanın yanı sıra arkadaş bulmaya geldim. Benim yaşımdakiler, boş zamanları varsa okusunlar. Çünkü bu yaşlarda insanın hayatı bitiyor, haz alamıyorsun. Okul ikinci bir şans oluyor. Mezun olduktan sonra da arkadaşlarımla görüşmeye devam edeceğim. Belki çocukları bile beni arayacak. Bu düşünceler bana heyecan veriyor.

Sınavlarda sıraya kopya yazıyorum

Evde derslere çalışamıyorum. Çalışma ortamım yok. Evi ben çekip çeviriyorum. Okul dışında derslere çok vakit ayıramadığım için dersi derste dinleyip anlamaya özen gösteriyorum. Derslerim iyi. Çok iyi not tutuyorum. Hocalarımı can kulağı ile dinliyorum. Arkadaşlarım bile benim notlarımı alıyor çalışmak için. Yazılılarda ise yanımda bolca kalem taşıdığımdan lakabım kalemci başı. Sınava girerken kalem istiyorlar ama silgi istemiyorlar. Çünkü sınav sırasında birbirlerinden silgi isterken kopya çekiyorlar. Aslında ben de kopya çekiyorum. Sınava girmeden önce sıralara küçük kopyalar yazıyorum.

Hocalarım beni motive etti

Her gün okula Tekirdağ’dan geliyorum. Sabahın beşinde kalkıyorum. Buna rağmen ilk derslere yetişemiyorum. Hocalarım beni hiç kayırmadı. “Anlıyoruz, yetişememen normal. Ama öğrencisin geleceksin bir şekilde” dediler. Haklarını ödeyemem. Kaygılarımı hep onlarla paylaştım. Ara ara içimi ya başaramazsam duygusu kaplıyordu. Beni hep motive ettiler, desteklediler. “Gürsel sen başaramazsan ailenin yanına dönersin ama arkadaşların başaramazsa bu onların geleceğini etkiler. Bırak onlar düşünsün” diyerek kendime güvenmemi sağladılar.

Başlarda polis sananlar oldu

Okula ilk başladığım zamanlar yalnız kalıyordum. Arkadaşlarım langırta gidiyordu, grup halinde takılıyorlardı. Ben çoğunun babasından bile büyüğüm. Çekiniyorlardı benden. İlk başlarda beni polis sanan bile oldu. Ama zamanla alıştık birbirimize. Bunu da onlara ayak uydurmaya çalışarak başardım.

Ömer Hayıroğlu (55) / İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 2.sınıf

Baba oğul aynı üniversitedeyiz

Üç çocuk babasıyım. Çocuklarım 17, 22, 23 yaşlarında. Eşim ev hanımı. Bu, benim ikinci üniversitem. Daha önce İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği okudum. 1979'da mezun oldum. Ertesi yıl tekrar üniversite sınavlarına girdim. Bu kez İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni kazandım. Ama işim nedeniyle bitiremedim. 10 yıl devlet memurluğu yaptım. İnşaat mühendisliği ve yapı denetiminde bilirkişilik, futbol hakemliği, at yarışı hakemliği, gazetecilik, satın alma müdürlüğü gibi birçok iş yaptım. Şu anda emekliyim. Üniversitede okuyanlara af çıkınca yıllar önce yarıda bıraktığım işi tamamlamaya karar verdim. Okula geri döndüm.

Okula geri dönmemi en çok ailem, sonra yakın çevrem destekledi. Beni teşvik ettiler, her zaman yanımda oldular. Kayıt dönemi geldiğinde oğlum velim gibi kayıt işlemlerime yardımcı oldu. O da bu üniversitede biyoloji okuyor. Baba oğul aynı üniversitedeyiz.

Tıbbı bile kazanırım

İkinci kez üniversite okumaya karar verdiğimde, aklımda inşaattan sonra tek bir bölüm vardı; eczacılık. Fen derslerim çok iyiydi ve bu bölüme büyük bir sempati duyuyordum. Tek tercih yaptım. Onu da kazandım. Bu yaşta okula kendimi geliştirmek ve yenilemek için geri döndüm. Başladığımdan beri o kadar çok şey öğrendim ki. Bu eğitimi okul bitince iş yapmak için almıyorum. Bunu ilim, bilim olarak görüyorum. Tek amacım var okumak. Ömrüm yeterse üçüncü üniversiteyi bile okurum. Azcık gayret edersem tıbbı bile kazanırım.

Birbirimizden yardım alıyoruz

Gençlerle aram çok iyi. Kimileri amca der, kimileri dayı... Devamsızlık yapmamaya çalışıyorum. Her derste not tutuyorum. Kendi notlarımdan çalışmak çok daha verimli oluyor. Notlarımı arkadaşlarıma veriyorum. Zorda kalınca ben de onlardan istiyorum. Birbirimize birçok yardımımız dokunuyor. El ele bitireceğiz bu üniversiteyi.

Tek sınavda geçmek en iyisi

Her zaman sınavlara çok çalışırım. Gençlik yıllarımda da bu böyleydi. Çünkü benim öncelikli amacım bütünleme sınavlarına kalmadan okulu bitirmek. Uğraşmayı sevmiyorum. Tekrar tekrar sınava girmek beni bunaltıyor. Tek seferde halletmek en iyisi. Böyle düşünmemin derslerde zorlanmamamla da ilgisi var. Bütün dersleri seviyorum. Fakat kimyada azıcık zorlanıyorum.

Okula başlarken tedirgindim

Okula ilk başladığımda hocalar beni takdir etti. Onlardan hep övgü dolu sözler duydum. Her zaman yanımda oldular. Sınıf arkadaşlarım ise hemen beni aralarına aldı. Açıkçası ilk başlarda biraz tedirgindim. Dışlanmaktan, canımı sıkacak şeyler duymaktan çekiniyordum. Ama korktuğum gibi olmadı. Hatta bir müddet sonra sinemaya, maç izlemeye çağırmaya başladılar beni. Sınavlara bile beraber çalışıyoruz.

Kopya çekemiyorum da veremiyorum da

Okul sıralarına oturan herkes yaşı kaç olursa olsun kopya çekiyordur. Ama ben çekemiyorum. Veremiyorum da... Heyecanlanıyorum. Yakalanma korkusu sarıyor içimi. Bu heyecanı bir de hocalar sınıfta soru sorduğunda yaşıyorum. Çünkü cevap veremeyip arkadaşlarıma rezil olmak ya da arkadaşlarımın gözünde tembel gibi gözükmek istemiyorum.

Şimdiki gençler donanımlı

Gençlerin içine girince gördüm ki, hepsinin gelecek kaygısı var. Umutla bakamıyorlar ileriye. Benim zamanımla kıyasladığımda şimdikilerin hayata bakışı farklı. Ben onları yakından tanıdıkça geleceğe daha bir umutla bakmaya başladım. Başarılı, donanımlı olmaya özen gösteriyorlar. Yollarına sağlam adımlar atarak devam ediyorlar.

Öğrenmeyi herkese öneriyorum

Bence özellikle benim yaşıma gelen herkes okumalı. Çünkü bu yaşlarda insanın bolca boş vakti oluyor. Boş işlerle uğraşmak yerine okumak en iyisi. Devam zorunluluğu olmayan üniversitelerin bölümlerine gidebilirler. Öğrenmeyi herkese öneriyorum.

Serpil Yeşil (50) / Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü 3. sınıf

Evde lise mezunu tek ben vardım

28 yıllık evliyim. 9, 22, 27 yaşlarında üç çocuğum var. Eşim İstanbul Üniversitesi’nde kimya okudu. İngilizce ve İtalyanca biliyor. Çocuklarım da üniversite okuyor. Bir ben evde üniversite hayatını tatmamıştım. Onları kıskandım. Zaten içimde de vardı okuma isteği.

Kazanmamda eşimin payı büyük

Şu an kendimi biraz olsun geliştirebiliyorsam, bunda eşimin büyük payı var. Bilmediğim her kelimeyi açıkladı. Verimli ders çalışmam için bütün imkanları sağladı. Sınav zamanlarımda 9 yaşındaki çocuğumu beni engellememesi için dışarıya çıkarttı. Üstümdeki yükleri hafifletti. Ona çok şey borçluyum.

Yeni nesil pırıl pırıl

Okula ilk başladığımdan beri gençlerle çok iyi anlaşıyorum. Serpil Abla diye hitap ediyorlar bana. Hepsini kendi çocuğum gibi görüyorum. Saygı kalmadı, yeni nesil çok kötü gibi yorumlara katılmıyorum. Bence günümüz gençliği pırıl pırıl. Onlara okumaları konusunda hep nasihatlarda bulunuyorum. Mutlaka okumalılar. İyi bir eğitim almalılar. Onları zor bir gelecek bekliyor. Okuyup altın bileziklerini kollarına takmalılar.

Onların yanında genç hissediyorum

Okulda hepsinden büyük olduğum için çocuklar çoğu konuda benden akıl alıyorlar. Ben de onlardan çok şey öğrendim. Sayelerinde neşeli bir insan oldum. Kendimi çok genç hissediyorum. Artık çocuklarımı daha iyi anlıyorum. Onlara izinler konusunda daha esnek oluyorum.

Hiç pişman olmadım

Okula ilk başladığımdan beri kimseden kötü bir tepki almadım. Hocalar bu yaşta okula gitmemi takdir etti. Çevrelerindekilere beni örnek gösterdiklerini söylediler. Sadece okula kayıt olurken başımdan olumsuz bir olay geçti. Kayıda kızımla gelmiştim. Kızım görevliye annem kayıt yaptıracak dedi. Bunu duyan arkamdaki öğrenciler annesi okuyacakmış bu yaşta deyip gülmeye başladı. O an beni zor şeyler bekliyor, vazgeçsem mi diye düşündüm. İyiki de yoluma devam etmişim. Şu ana kadar hiç pişman olmadım.

Finallerde panik yapıyorum

Derslerde zorlanmıyorum. Ama hocalar tahtaya kaldırınca çok utanıyorum. Yüzüm falan kızarıyor. Finallerde de sanırım biraz panik yapıyorum. Bildiklerimi unutuyorum. Asla kopya çekemiyorum. Veremiyorum da. Yakalanırsam ve hoca bana, 50 yaşındasın kopya çekiyorsun, derse utancımdan yerin dibine girerim. Bu nedenle de çekmem.

Bundan sonra otel işleteceğim

Eşimin en büyük hayali okul açmaktı, başardı. Çorlu’da annesinin adına okul yaptırdı. Benim en büyük hedefim ise üniversite okumaktı. Bundan sonra Kaz Dağları’nda otel işletmek istiyorum. Yaşım 50 olabilir. Ama insanın yaşı daha çok hissettiği ile ilgili. Benim yapacak çok şeyim var. Geç olsa da öğrenmenin tadına varıyorum.

G. Nursel Duru (53) / Beykent Üniversitesi Sahne ve Güzel Sanatlar Bölümü 2. sınıf

Arkadaşlarımın ablası oldum

Çocuk yaşta babamı kaybettim. Aileme destek olmak için okulu bırakıp 14 yaşında çalışmaya başladım. Liseyi bile dışarıdan bitirdim. Yıllar sonra üniversitede tercih danışmanı olarak çalışmaya başlayınca okulu bırakmakla ne kadar büyük bir yanlış yaptığımı anladım. Çalıştığım üniversitede okumaya başladım.

Sınav heyecanı yaşamak istedim

Tercih danışmanlığı yaparken, gençlerin sınav heyecanlarına ortak oluyordum. Ben de bu heyecanı yaşamak istedim. Bir yandan da başaramama korkusu vardı. Sınav günü son ana kadar, girip girmeme kararsızlığı yaşadım. Sınavda zorlanmayınca özel yetenek sınavıyla girilen bir bölüm okumak istedim. Açıkta kalmayayım diye de Açıköğretim'e kayıt yaptırdım.

Bir kelime öğrensem kardır

Yaşları genç, liseyi yeni bitirmiş çocuklarla aynı sınıfta olmak gerçekten zordu. Onların annesi yaşındayım, dershaneye gitmemiştim, birçok konuda gerideydim. Üst sınıftaki çocuklardan, hocalarımdan destek aldım. Bilmediğim konularda internetten araştırma yaparak açığı kapatmaya çalıştım. Sonuçta bir kelime bile kapsam benim için kardır diyerek çalışma azmimi hiç kaybetmedim.

Annem yorulmama üzüldü

Bekarım ve yalnız yaşıyorum. Ev, iş ve okul hayatı arasında koşturuyorum. Buna annem üzülüyor. "Bu yaşta profesör mü olacaksın? Zaten hayatın koşturmaca ve mücadele ile geçti. Keşke kalkışmasaydın bu yaşında okumaya" diyerek bana tepki gösteriyor. Ama görüyorum ki, tepki gösteren annem dahil komşularım, arkadaşlarım herkes bana destek oluyor.

Okul bitince master yapacağım

Beni okul hayatına bağlayan biraz da seçtiğim bölüm oldu. O kadar keyifle okuyorum ki. Okul bitince master yapmayı bile düşünüyorum. Zaten okulda çalıştığım için gençlerle haşır neşirim. Bu nedenle iletişim sıkıntısı çekmedik. Hepsinin ablası oldum. Kendimi onlar gibi hissediyorum. Kişi nüfus cüzdanındaki yaşta değil, hissettiği yaştadır. Hocalarım bile bu yaşta böyle azimle okuma çabamı görünce beni takdir ediyorlar. Şu bir gerçek ki, hocalarım ve arkadaşlarımla ilişkim, onların bana yaklaşımı bölümümü sevmemi sağladı. Bunlar olmasaydı, okulu bırakabilirdim.

Kafelerde ders çalışıyoruz

Arkadaşlarımla okul dışında da görüşüyorum. Beraber kafelere gidiyoruz. İş hayatımdaki boşlukları onlarla dolduruyorum. Sınavlara bile kafelerde hazırlanıyoruz. Onlardan ayrıldığım birkaç nokta var. Bunlardan biri de kopya konusu. Ben sınavlarda kopya çekmiyorum da, vermiyorum da. Hem korkuyorum hem de prensiplerine bağlı biriyim. Dersi anlayarak geçmekten yanayım. Tuttuğum notları isteyen arkadaşlarıma veriyorum. Onlar da iyi not alsın istiyorum.

Kalabalık önünde konuşmak zor

Derslerim iyi. Mitoloji, sanat sosyolojisi derslerini çok seviyorum. Ama zorlandığım dersler de var. Mesela düşünce tarihi. Biraz felsefeye dayalı bir ders ve anlamadığım çok şey oluyor. Bir diğer zorlandığım nokta ise, hocaların derste soru sorması. Cevaplayamama korkusu yaşıyorum. Bir de kalabalık önünde konuşmak bu yaşta zor oluyor.

Gençlerle olmak enerji veriyor

Okumanın yaşı yok. İsteyen, özenen kerkes okumalı. Gençlerle birarada olmak çok güzel. İnsana enerji veriyorlar. Okul hayatı bana umduğumdan fazlasını verdi. Gençliğimde üniversite hayatını yaşasaydım eminim daha zevkli olacaktı. Ama ben şu an bile büyük keyif alıyorum. 60'ıma yaklaşırken öğrenmeye devam ediyorum. İnsanın kendini geliştirmesi her yaşta çok güzel.

Emine Nalbantoğlu (55) / Kültür Üniversitesi İşletmecilik Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Programı 2. sınıf

Çocuklarım beni sınava hazırladı

Dört çocuk annesiyim. Çocuklarımdan üç tanesi üniversite okuyor. Eşim sanayici. Kendisi üniversite mezunu. Okumak hep benim hayalimdi. Çok heves ediyordum okula gidenlere. 14 yaşında iş hayatına atıldığımdan okuyamadım. Yaşım 55 ama neden olmasın dedim. Beni çocuklarım sınava hazırladı. Daha önce üniversite sınavına hiç girmemiştim. Buna rağmen ilk tercihimi kazandım.

Kepi fırlatmadım, salladım

Okul paramı babam karşıladı. Kızım sen ne kadar okursan ben o kadar okuturum dedi. Puanım daha yüksek olsaydı hukuk okumak isterdim. Ama bu bölüme de isteyerek girdim. Ekonomide Türkiye'nin içine kapalı kaldığını düşünüyorum. Ticareti çok önemli görüyorum. Zaten bu bölüm işimle de alakalı. Bu sene okuldan mezun oldum. Mezuniyet töreni yapıldı, kepler fırlatıldı. Kepi sonra bulamam diye fırlatmadım. Sadece elimde salladım.

Sınıf annesi görevindeyim

Okulun en yaşlısı benim. Sınıfa ilk girdiğimde çocuklar birbirlerini dürtükleyip gülmeye başladı. Hoca sırada oturuyor sanmışlar. Hatta bir hoca eğildi, öndeki arkadaşa bu hanım neden burada oturuyor diye sordu. Zamanla alıştık birbirimize. Ben zaten evde gençlerle birlikteyim. Anlıyorum onların dilinden. Eskiden sınıf anneleri vardı. Ben de şimdi o görevi görüyorum. Sınıfın Emine Teyze'siyim.

Hoca, bana taktı

Derslerde zorlanmıyorum. Sınavlara arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. Sınava iki üç saat kala okula gelip fikir paylaşımı yapıyoruz. Başka sınıflarla da iletişim içindeyiz. Kim ne duyarsa mail atıyoruz birbirimize. Okulda iyi not tutanlardanım. Bütün sınıf benim notlarıma çalışır. Sınavlarda kopya veremiyorum. Gözlerim çok iyi görmediğinden de kopya çekemiyorum. Zaten çok heyecanlanıyorum. Derslerim iyi ama bir hoca beni birinci sınıfta şartlı geçirmişti. Son sene de şartlı geçirdi. Sanırım hoca bana taktı.

Sosyal çalışmalarım var

90 yaşımda emekli olmak istiyorum. Daha sonrasında bahçe işleriyle ilgieneceğim. Ama 90'a kadar aktif olarak çalışmak istiyorum. Birçok sosyal çalışmam var. Hiç eğitim almamış kadınları hazırladığım projelerle eğitiyoruz. Onların iş hayatına atılmalarını sağlıyoruz. Şu ana kadar 300 kadını eğittim. Bunların 280'i para kazanır durumda.

İki sene devri alem gibiydi

Okula gelirken beni burada ne bekliyor bilmiyordum. Her şey yolunda gitti. Hiçbir sıkıntı yaşamadım. İki sene boyunca her gün okula girerken mutlu oldum. Bu yaşlarda insanlar kendilerini şımartmak ister. Ben kendimi okuyarak şımarttım. Herkes bunu yapmalı. Okumak ne seyahat etmeye benziyor, ne çok şık giyinmeye ne de güzel bir yemek yemeye. İki sene devri alem gibiydi benim için. Keşke elimde fırsatım olsaydı da 30'umda okusaydım.

Dilek Yıldırım (51) / Bahçeşehir Üniversitesi Meslek Yüksekokulu e-Lojistik Bölümü 2. sınıf

Kazanırsam ev işlerini unut

Kalabalık bir aileden geliyorum. Sekiz kardeşim var. Ben dahil hiçbirimiz okuyamadı. Ama şu anda hepsi çocuklarını okutuyor. İki yıllık evliyim. Eşim üniversiteden terk. Okumam konusunda ondan çok destek aldım. Hatta sınava girmeden önce onu uyardım. Kazanırsam evde bir takım işleri yapamayacağımı, derslerime yoğunlaşacağımı söyledim. O da bana her konuda yardımcı olacağını söyledi.

Eğitimli insanlara özendim

21 yıl İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nde çalıştıktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde işe girdim. Burada çalışmaya başladıktan sonra eğitimin ne kadar önemli olduğunu anladım. Okulda her haftasonu sektör ve sanayi işbirlikleri toplantıları yapılıyordu. Bu toplantılara birbirinden eğitimli insanlar geliyordu. Neden ben de bu seviyeye gelmeyeyim diye düşünüp durdum. Bunlar hep üniversite okuma kararımı güçlendirdi.

B alınca çok ağladım

E-lojistik bölümünü tercih ettim. E-ticaretin önem kazandığı bir dönemde bu bölümü okumayı akıllıca buldum. Okuduğum bölüm iki yıllık ve genellikle bilgisayar ortamında eğitim görüyoruz. Bu bölümü bitirdiğimde lisansa devam etmek istiyorum. Zaten derslerim çok iyi. Bölüm ve program birincisiyim. Derslerde iyi not tutuyorum. Bütün dersleri A. Sadece bir kere B aldım. Onda da çok ağladım.

Yanlarında genç hissediyorum

Yaşımdan ötürü, diğer öğrenciler tarafından yadırganacağımı düşünmüştüm. Ama düşündüğüm gibi olmadı. Bir anda sınıf arkadaşlarımın Dilek Ablası oldum. Bence bu, gençlerin arasında kendimi genç hissetmemden kaynaklanıyor. Bana pozitif enerji veriyorlar. Okula başladığımdan beri daha da gençleştim. Dediklerine göre yaşımın bu kadar büyük olduğunu tahmin etmemişler.

Matematik ve tarihte zorlanıyorum

Okula başlamadan önce derslerde çok zorlanacağımı düşünmüştüm, yanılmışım. Meğer ben çalışkan bir öğrenciymişim. Bütün derslerin çalışarak üstesinden geliyorum. En çok istatistik, matematik ve inkılap tarihi derslerinde zorlanıyorum. En sevdiğim ders ise Türk dili ve edebiyatı. Bir de hoca soru sorduğunda çok heyecanlanıyorum. Arkadaşlarımın önünde soruyu cevaplayamayacağım diye korkuyorum. Zamanla bu da geçecek eminim.

Keşke daha önce okusaydım

Daha öncesinde ekonomik nedenlerle ve babamın erken vefat etmesinden dolayı üniversite okuyamadım. Şimdi okuyarak, görerek ufkum genişliyor. Keşke bunu daha önce yapabilseydim. Hayatta tek üzüldüğüm, üniversite hayatını bu kadar geç tatmam. 50 yaşında bu kadar keyif alıyorsam, 20'li yaşları düşünemiyorum. Her insan için yaşam boyu eğitim gerekli.

Şimdiki gençler çok tembel

Şimdiki gençler çok tembel. Yaşlarını iyi değerlendirmiyorlar. Aslında en verimli çağları. Boşa geçirecek zamanları olmamalı. Bizim gençliğimize oranla daha şanslılar. Her imkanları var. İsterlerse her şeyi her istedikleri an başarabilirler. Sadece biraz azimli olmaları gerekiyor.

Yaşıtlarım boş durmasın okusun

Yaşıtlarıma sesleniyorum; boş durmasınlar. Her anlarını bilgiyle doldursunlar. Özellikle devam zorunluluğu olmayan bölümleri tercih edebilirler. Evde oturup saçma programları izlemek yerine kendilerini geliştirsinler. Her dakikanın, her saniyenin değerini bilsinler.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle