Ölümün bileti bin dolar

Güncelleme Tarihi:

Ölümün bileti bin dolar
Oluşturulma Tarihi: Eylül 09, 2012 00:00

Nazi soykırımından kurtulmak için Struma adlı gemiyle Romanya’dan kaçan 769 Yahudi’nin İstanbul açıklarında bekletilip daha sonra da ölüme terk ediliş hikayesi 71 yıl sonra kitap oldu. Gazeteci yazar Halit Kakınç’ın kaleme aldığı kitapta işadamı İshak Alaton için de üç sayfa ayrıldı

Haberin Devamı

1940’ların başında Yahudiler Nazi dehşetinin tehdidi altındaydı. Onlara yönelik saldırı ve cinayetler rutin olmuştu. Tek umutları İngiliz yönetimi altındaki Filistin’e göç etmekti.
Avrupa’nın pek çok ülkesinden gemilerle Filistin’e doğru yola çıktılar. Romanya’nın Yahudi cemaati de bu tek umuda sarılmaktan başka çare bulamadı. Struma adlı bir gemi bulundu. Gemiye bineceklerler kişi başı 1000 dolar verdi. Struma, 12 Aralık 1941’de 769 yolcusu ve Bulgar mürettebatıyla Köstence’den yola çıktı. Yolda arızalandığı için iki günde İstanbul’a ulaştı. Sarayburnu açıklarına demir attı. Gemide yiyecek ve su sınırlıydı. Almanya, Türk hükümetinden gemidekilerin karaya çıkmasına izin vermemesini istedi. Yahudiler’in Filistin’e ulaşmasını istemeyen İngiliz Hükümeti de geminin yola çıkmaması için Türkiye’ye yoğun baskı yaptı. Türkiye, İngiltere ve Almanya arasında siyasi pazarlıklar sürerken gemi Sarayburnu açıklarında kaderini beklemeye başladı.

Haberin Devamı

AŞK DA VARDI DÜĞÜN DE

Her türlü zorluğa rağmen gemide yaşam devam ediyordu. Karada başlayan aşklar gemide de sürdü. Nişanlar, düğünler yapıldı, yılbaşı kutlandı. Struma’dakilerin tek umudu Türkiyeli Yahudilerdi. İşadamı Simon Brod, Rıfat Karako, İtzchak Berman, Hayim Eliyezer Kohen başkanlığında bir komite kuruldu. 15 yaşındaki lise öğrencisi İshak Alaton da babası Hayim Alaton’la birlikte ekmek teminiyle görevlendirildi. Bu süreçte yalnızca birkaç kişinin gemiden çıkmasına izin verildi. Sonradan Mobil Oil olacak Standart Oil Company’nin Romanya Genel Müdürü Saul Martin Segal, eşi, oğlu, ağır bir hamilelik dönemi geçiren Medea Salamovici ile pasaport ve vizeleri uygun beş kişinin daha karaya çıkmasına izin verildi. Bu arada Struma römorkör tarafından çekilip Şile açıklarında kaderine terk edildi. Ertesi gün, yani 24 Şubat 1942 sabahının alacakaranlığında Sovyet denizaltısı ShCh-213’ün torpidosuyla batırıldı. Tüm yolcular ve mürettebat Karadeniz’in soğuk sularına gömülürken içlerinden yalnızca 21 yaşındaki David Stoliar sağ kalmayı başardı.

İSHAK ALATON: GÜNAH ÇIKARMA ZAMANI

Haberin Devamı

Cumhuriyeti’nin ilk 75 yılı boyunca, ülkeyi yöneten bürokraside yer almış birtakım insanların devlet adına işledikleri cinayetleri konuşmanın zamanı geldi. Bence 21’nci yüzyılın ilk çeyreği, toplumda bir arınma ve günah çıkarma zamanı olarak tarihe geçecek. Ben, Struma Cinayeti’ni bire bir yaşadım. Bu insanlara yardım elini uzatan sadece İstanbul’daki Yahudi cemaati oldu. Babam Hayim Alaton da görev üstlendi. Lise öğrecisiydim. Akşamları, babamla birlikte Azapkapı civarındaki iki fırından aldığımız ekmek çuvallarını mavnalara taşıyorduk. Sonra mavnalarla Struma’ya yanaşıp ekmek çuvallarını gemiden sarkıtılan halatlara bağlayarak zavallı insanların açlığını gidermeye çalışıyorduk. O insanların ölüme terk edildiği gün Anadolu Ajansı vatandaşlarına ceberrut devlet anlayışını yansıtan bir açıklama yaptı. Geminin tamirinin bittiğini duyurdu. Ancak sotor tamir edilememişti. Struma motorsuzdu. Motorsuz bir gemi, kaderine terk edilen 759 insanı taşıyan bir yüzen tabut oldu.
Struma cinayetinin üzerinden yetmiş yıl geçti. Günahlarımızla yüzleşsek, huzura ermeyi denesek daha iyi olmaz mı? Devlet adına, bürokrasinin içinde yer almış birtakım katillerin işledikleri cinayetleri bilelim diyorum. Yeri geldiğinde özür dilemeyi bilen, özür dileyerek arınan, yücelen ve saygınlık kazanan bir devlet istiyorum.

Haberin Devamı

KAKINÇ: TAMAMEN GERÇEKLERDEN ESİNLENDİM

Halit Kakınç, Struma kitabını yedi yıllık bir araştırma sonrasında yazdı. Kitabı için “Türkiye’deki alışkanlık konuşmama, yazmama, tartışmama üzerine kurulu. Oysa bu dram 1941-1942 Türkiye’sinin gerçeği” diyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!