Olimpiyatın gerçek sahibi

Güncelleme Tarihi:

Olimpiyatın gerçek sahibi
Oluşturulma Tarihi: Ocak 31, 1998 00:00

Haberin Devamı

Avustralya'da yapılacak olan 2000 yılı Olimpiyatları'nın gerçek ev sahibi olarak koalalar gösteriliyor. Bilim adamlarının ‘‘bir doğa mucizesi’’ olarak nitelidiği koalalar, aynı zamanda bir çevre savaşının da mutlu hayvanları. Kürklerinin çok değerli olması nedeniyle aşırı avlanma sonucu, koalanın soyu, kısa süre öncesine kadar tükenmek üzereydi. Ama Avustralya hükümetinin ve halkının bilinçli çalışmaları sayesinde bugün sayıları hızla çoğalıyor. Koalaların yaşam alanları yok olmasın diye olimpiyatlar için yapılacak havaalanından bile vazgeçildi.

TÜBİTAK'ın yayımladığı ‘‘Olağandışı Yaşamlar’’ adlı kitapta koalaların yaşamı ve fizyolojisi üzerine ilginç ve şaşırtıcı bilgiler yer alıyor. Bir koala gören kişilerin ortak tepkisi, bu hayvanı canlı oyuncak bir ayıymış gibi düşünmek oluyor ve hemen evlerinde besleyip besleyemeyeceklerini soruyorlar. Ne yazık ki koala evde beslenmiyor ve asla bir ayı değil. O bir keseli hayvan. Hem de çok ilginç fizyolojik özellikleri olan bir hayvan.

Bilimsel adı ‘‘phascolarctos cinereus’’ olan koalalar, yalnızca okaliptüs ağaçlarında ve yalnızca bu ağacın yapraklarını yiyerek yaşıyor. İşin ilginç yanı, bu ağaç türünün yaprakları, başka hayvanlar için zehirleyici nitelikte.

Koala, asla yuva yapmıyor ve okaliptüs ağaçlarının tepesinde, gece gündüz tembel tembel dolaşarak ve bol bol uyuyarak yaşamını geçiriyor. Bilim adamları, soğuğa ve sıcağa karşı son derece korunaklı kürkü sayesinde, başka bir barınak ya da yuvaya ihtiyacı olmadığı görüşündeler.

CENİN DOĞURUYOR

Koalanın sırt kürkünün kıl yoğunluğu çok fazla. Milimetrekare başına 54.4 kıl düşüyor. Bu yoğun kürk, hayvanın vücudunun yüzde 77'sini kaplıyor. Karın kürkü ise sırt kürkünün yarısı kadar kıl yoğunluğundadır ve vücudunun ancak yüzde 13'ünü kaplar. Bu kürk, hayvana soğuk ve sıcak havalarda mükemmel bir yalıtım sağlıyor.

Olgun bir koala, ortalama 9 kilogram ağırlığında ve en fazla 62 cm boyunda oluyor. İki senede bir çiftleşen koalaların hamilelik süresi 35 gün kadar. Her batında genellik bir yavru doğar ve boyu 19 milimetre, ağırlığı da 5.5 gramdır. Çünkü yavru, ‘‘cenin’’ aşamasındayken doğar. Ama bu minik yaratık, hemen hiç yardım almadan annesinin kesesine tırmanır ve memelerden birine yapışır. Ancak aradan 6 ay geçip boyu 20 santime ulaşınca keseden çıkar.

Koalanın bir önemli fizyolojik özelliği de hemen hemen hiç su içmemesi. Avustralya yerlileri arasında koala için kullanılan kelimeler, ‘‘su içmez’’ anlamına geliyor. Yapılan araştırmalara göre koalalar, su gereksinmelerini okaliptüs yapraklarından ve çiyden sağlıyorlar.

Koalanın elleri ve ayakları güçlü birer pençeye dönüşmüştür. Ellerinde 3 parmak ve 2 başparmak vardır. Ayaklarında ikinci ve üçüncü parmaklar birleşerek tek bir parmak gibi durur. Hem elleri, hem de ayakları dalları kavramayı kolaylaştıracak biçimde boğumludur. Bu el ve ayaklar sayesinde koala, ağaçta saatlerce kıpırdamadan asıl durur.

Koruyucu yasalar

Bu sevimli hayvanlar, bugün yeryüzünde örnek bir doğa koruma savaşımının da simgesi aynı zamanda. Çünkü koalalar, çok yakın zamana kadar kürkleri nedeniyle öyle yoğun avlandılar ve yaşadıkları okaliptüs ormanları öylesine hızla yok edildi ki, tükenme noktasına geldiler. Ama Avustralya hükümeti, çok katı koruyucu yasalar çıkardı ve Avustralya halkı, bu korunmasız, narin hayvana sahip çıktı. Yaşadıkları alanlarda hiçbir insani faaliyete izin verilmedi. Özellikle güneydeki Victoria eyaletinde, yine güneydeki Kanguru Adası'nda ve Queensland eyaletinin kuzeybatısındaki Mıknatıs Adası'nda koloniler kurularak korumaya alındılar.

Bu başarılı korumanın son örneği, Sydney kentinin koalaların yaşam alanlarını korumak için dev bir havalanı inşaatı projesinden vazgeçmesi. Olimpiyatlar nedeniyle 10 milyon turistin beklendiği ülkede Holsworthy Askeri Üssü yakınına büyük bir havaalanı yapmak isteyen hükümet, çevrecilerin ve halkın yoğun baskısı sonucu projeden vazgeçti.






Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!