GeriGündem Öküzlerinden kaldırımına İstanbul’un ansiklopedisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Öküzlerinden kaldırımına İstanbul’un ansiklopedisi

Reşat Ekrem’in o ünlü İstanbul Ansiklopedisi, arkasından Tarih Vakfı’nın aynı isimli ansiklopedisi ve şimdi de NTV Yayınları’nın İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle yayımladığı İstanbul Ansiklopedisi 2010.

Şair Nedim’in, bir taşına bütün bir Acem ülkesini feda ettiği böyle bir kent için 33 tane daha hazırlansa az gelir.

HAYIR, bu öyle bildiğiniz klasik ansiklopedilerden değil, hatta bu anlamda bir ansiklopedi de değil. Ama, kabul etmek gerekir ki, İstanbul söz konusu olunca öyle klasik ansiklopedilerden medet ummak zor. Bu nedenle, Enis Batur’un ifadesiyle, Reşat Ekrem Koçu’nun o efsanevî İstanbul Ansiklopedisi ile Tarih Vakfı tarafından yayımlanan İstanbul Ansiklopedisi’ne “eşit uzaklıkta ve yakınlıkta” yeni bir toplam söz konusu. Bu toplamı farklı kılan temel nitelik ise maddelerin büyük bir bölümünün tam bir deneme üslûbunda yazılmış olması. Bu, hem derin bir bilgilenme sağlıyor, hem de insanı klasik ansiklopedilerin kuruluğundan kurtarıyor.

Sarhoş eden Boğaz akıntıları

Söz gelişi, Prof. Mete Tunçay’ın yazdığı, ‘Akıntılar’ maddesi. Arnavutköy’de yahut Rumelihisarı’nda, Kandilli ya da Üsküdar’da insanı sarhoş edercesine belirginleşen Boğaz akıntıları hakkında bu kadar kişisel, bir o kadar da ‘toplumsal’ bir yazı yazılmamıştır herhalde. Oruç Aruoba’nın yazdığı ‘İstanbul’un Hayvanları’ maddesi ise ‘İstanbul’un öküzlerinin pastırmaya yatkınlığı’ndan tutun da Yalıçapkınları’nın niteliklerine kadar pek çok detayı barındırıyor içerisinde.

Kaldırımların tarihi

Fahri Aral’ın ‘Kaldırımlar’ hakkında yazdığı maddeler ise günümüzde taşeronların keyfine kalan kaldırımların, vaktiyle mimarbaşının denetimindeki kaldırımcılar tarafından yapıldığını, Necip Fazıl’ın sözünü ettiği kaldırımların ise iki arada bir derede kaldığını söylüyor bizlere.

İstanbul’a güzelleme

ANSİKLOPEDİ, İstanbul için kaygılanmış, keyiflenmiş hemen herkesi bir araya getiriyor. Yayın danışmanı Enis Batur, yayın koordinatörü Sevin Okyay, 150’den fazla yazar, 350 madde ve tam 1010 sayfa. Enis Batur’un ifadesiyle, dört yıllık çaba, ileriye dönük bir beklenti de ihtiva ediyor: “... çerçevesi uzun toplantıların ardından oluşturulmuş bir kolektif yayın (...) Bu ansiklopediyi, zaman içinde tazeleyerek, yenileyerek, canlı bir organizma halinde tutmak hedeflerimiz arasında canalacı bir yer tutuyor.”

6 yıl hapis, 20 yıl film yasağı

İRANLI muhalif yönetmen Cafer Panahi ile kendisiyle çalışan sinemacı Muhammed Resulov’un “yönetime karşı çalışmak” suçlamasıyla 6’şar yıl hapis cezasına çarptırılması dünyada tepki çekti. Fransa Kültür Bakanı Frederic Mitterrand, bunun ifade özgürlüğüne bir saldırı olduğunu belirtti.

Yönetmene ağır ceza

Panahi, İran’da 2009 yılındaki şaibeli başkanlık seçimlerinin ardından ortaya çıkan muhalif cephede yer almıştı, hatta bu konuyla ilgili film çekimi hazırlığı yapıyordu. Avukatı Feride Geyrat’ın yaptığı açıklamaya göre, İranlı Panahi’ye 20 yıl boyunca film yapması, senaryo yazması, yurtdışına çıkması, yerli ve yabancı basına açıklama yapması da yasaklandı.
Aylardır tutuklu bulunan Panahi, geçen ayki duruşmada duygusal bir konuşma yapmış ve şunları söylemişti.

‘Ülkemi seviyorum’

“Bana yönelik tüm haksızlıklara rağmen, Cafer Panahi olarak, bir İranlı olduğumu, bu ülkede kalıp, çalışmaya devam edeceğimi ilan ediyorum. Ülkemi seviyorum, bunun için bir bedel de ödedim, gerekirse ödemeye devam edeceğim.” Le Monde Gazetesi’nde yayınlanan ifadesine göre İranlı yönetmen, kendisine uygulanan baskıyı “adam kaçırma” olarak nitelendirdi. Chicago, Cannes and Berlin film festivallerinde ödülü bulunan Panahi’nin “Ayna”, “Daire”, “Ofsayt” gibi filmleri bulunuyor.

Kabil’in burkalı grafitileri

AFGANİSTAN’ın başkenti Kabil’deki endüstriyel parkın duvarları, Afgan grafiti sanatçılarına açıldı. Ressamlar, kendi hayal dünyalarını duvarlara yansıtarak kafalarındaki Kabil’i anlattılar. Kadın sanatçılardan biri ‘masumiyeti’ temsilen denizin içinden yükselen burkalı kadınları resmetti.

Yağmur suları içten içe çürütüyor
Ahmet KORKMAZER / DHA

NEVŞEHİRLİ Damat İbrahim Paşa’nın 1727 yılında doğduğu kentte yaptırdığı, tarihi Külliye içerisinde Osmanlı döneminin ince kalem işlemeleriyle süslü Medrese bölümü, kurşunla kaplı kubbeden sızan yağmur ve kar sularıyla tahrip oluyor. 1960’larda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na kütüphane olarak tahsis edilen medresenin kalem işlemeleri onarım yapılmadığı için ciddi hasar gördü.

33 kadim Osmanlı sanatı kitaplaştı
A.A.

SANAT tarihçisi Prof. Dr. Zeki Kuşoğlu’nun bir ömürlük birikimini yansıttığı “Osmanlı Medeniyetinde 33 Kadim Sanat” adlı kitap, raflardaki yerini aldı.
Kitap, el yapımı ürünlere merakı olan okurlara, Osmanlı medeniyetinin estetik ve zarafetini tarih, kültür ve sanat penceresinden sunuyor. Kaynak Yayınları’ndan çıkan kitapta kalemkârlıktan sedefkârlığa, telkariden tombaka, Osmanlı kartvizitlerinden padişah tuğralarına kadar birçok ilginç sanat dalı hakkında bilinmeyenlere yer veriliyor.

Mirkelamoğlu vefat etti

ESKİ milletvekili, eski Cumhuriyet Senatosu Başkanvekili ve besteci Mehmet Necip Mirkelamoğlu (89) İzmir’de dün sabah vefat etti. Mirkelamoğlu’nun cenazesi, yarın İzmir Alsancak Hocazade Camisi’nde öğlen kılınacak namazdan sonra toprağa verilecek. Mirkelemoğlu, “Atatürkçü Düşünce ve Uygulamada Din  ve Laiklik”, “Okyanusta Bir Kayık”, “İnönü Ecevit’i Anlatıyor” ve “Maskeli  İkili” adlı kitapları yazdı.  “Bir münasip zamanda, Mesela saat onda, Buluşalım kordonda, Der gibi geldi bana” dizeleriyle bilinen “İzmirlim” şarkısının söz yazarı ve bestecisidir. “Gül ağacı değilem her gelene eğilem” ve “Ben bir küçük cezeveyim” şarkılarının bestekarı olan Mirkelamoğlu 3 çocuk babasıydı.

Asırlık çınarın vedası
Selçuk YAŞAR / İSTANBUL

CUMHURİYET Dönemi’nin ilk ressamlarından 100 yaşındaki emekli Binbaşı Naim Uludoğan, 18 Aralık’ta İstanbul’da hayatını kaybetti. Geçen yıl Yazarlar ve Eleştirmenler Derneği tarafından düzenlenen etkinlikte 100’üncü yaşını kutlayan Uludoğan için önceki gün Selimiye Camisi’nde askeri tören düzenlendi. Eşini bu yıl mart ayında kaybeden Naim Uludoğan’ın cenaze törenine, kızı Ülkü Uludoğan’ın yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan öğrencileri ve emekli subaylar da katıldı. Uludoğan, cenaze namazının ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Atatürk büstlerini yaptı

1911’de Arnavutluk İşkodra’da doğan Naim Uludoğan, ilk öğrenimini Bursa ve İstanbul’da yaptı. İlk resim derslerini Kuleli Askeri Lisesi orta kısmında, öğretmeni ünlü ressam Sami Yetik’ten aldı. 1933 yılında, Kara Harp Okulu’ndan Piyade Asteğmen olarak mezun oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda resim öğretmenliği yaptı. 1955 yılında kendi isteğiyle Öğretmen Kıdemli Binbaşı olarak emekliye ayrıldı. Resim çalışmaları dışında heykel çalışmaları da yaptı. Kıbrıs’ta Atatürk’ün tunçtan üç büstü dikkat çeken çalışmaları arasında yer aldı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle