GeriGündem Obama'nın zafer tablosu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Obama'nın zafer tablosu

Obama'nın zafer tablosu
refid:15180578-spot ilişkili resim dosyası

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı araştırmacısı ve Washington Post yazarı Robert Kagan, Obama yönetiminin Haziran ayındaki dış politika hamlelerini öven bir yazı yazarken, Türkiye ve Brezilya'ya İran'a yönelik diplomasi adımları konusunda ağır eleştiriler getirdi. İşte Kagan'ın makalesi:

Obama yönetiminin dış politika konusunda geçtiğimiz ayki faaliyetleri tartışılmayı hak ediyor.

 

Başkan Obama’nın en büyük hamlesi General David Petraeus’u Afganistan’daki güçlerin komutanlığına ataması oldu. Karar Obama’nın ülkede başarılı olmak istediği anlamına geliyordu. ABD ordusunun Temmuz 2011 itibariyle çekilmesinin planlarını yapan bölgedeki isimlerin bu durumu yeniden değerlendirmesi gerekiyor. Bu tarih hiçbir zaman gerçekçi değildi ve Petraeus’un zamansız bir çekilme fikrini desteklemesi ihtimali neredeyse sıfır.

 

Obama yönetiminin ikinci başarısı BM Güvenlik Konseyi’ndeki İran kararıyla ilgiliydi. Evet karar çok hafifti, Çin ve Rusya tarafından bir hayli sulandırılmıştı. Ancak Beyaz Saray bir şekilde karar çıkartmayı başardı ancak planlanandan biraz geç oldu. Dahası böylece Avrupalılar ve diğer ülkelerin ek yaptırımları kabul etmesi de sağlanmış oldu.

 

Bu İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleyecek mi? Hayır, ama Tahran rejimi üzerindeki baskıyı artırıp yeni bir hükümet isteyen İranlılara mücadelelerinde dolaylı olarak yardımcı olabilir.

 

TÜRKİYE VE BREZİLYA

Türkiye’nin ve Brezilya’nın İran yanlısı diplomasi çabalarının ardından gelen ‘hayır’ oyları da ülkelerin liderlerinin uluslararası kamuoyunun gözünde değerini düşürmekten başla bir işe yaramadı. Çin ve Rusya bile evet derken hayır dediğinizi bir düşünün.

 

Bu ülkelerin eylemlerinin yeni dünya gücü olmalarından kaynaklandıkları yönündeki kanı da hiç isabetli değildi. Aksine Brezilya ve Türkiye bu hareketleriyle küresel alanda saygı duyulan ülkeler arasına giriş hızlarını yavaşlattı, hatta sıfırladı. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva çapının dışında ve şaşkın bir görünüm sergiledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Türkiye’nin İran ve Suriye’yi müttefiklerine tercih eden NATO üyesi imajını güçlendirdi. İyi iş.

 

Ancak Obama yönetimi bunu da iyi idare etti. Jimmy Carter olsaydı kendisini Türkiye ve Brezilya’yı alkışlamak zorunda hissedebilirdi. İran’la çatışmaktan kaçınan bir yönetim bu diplomatik çabalara destek bile verebilirdi.

 

"BRAVO GORDON"

Ancak bu yönetim Brasilia ve Ankara’ya elinin tersini gösterdiği gibi, bir adım ileri giderek Türkiye’nin tavrının ABD ve NATO müttefikleriyle ilişkilerini bozduğunu da belirtti. Hatta geçen hafta Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon Türkiye’nin eylemlerinin “yönü” hakkında şüpheler yarattığını ve Türkiye’nin desteklenmesini istediği bazı şeyleri ABD’nin desteklemesini zorlaştırdığını söyledi. Bu verilmesi gereken doğru mesajdı.

 

Beyaz Saray’ın Japonya politikası çok sevimli değildi ama işe yaradı. Başbakan Yukio Hatoyama’nın istifası Okinawa’daki ABD üssüyle ilgili tartışmada gösterdiği başarısız performanstan kaynaklanıyordu. Obama yönetiminin sert fakat kararlı tavrı sonucunda Japonlar ABD’ye bağlılıklarını yinelemek zorunda kaldı.

 

Bunun dışında Obama Kuzey Korey’le yeni bir serbest ticaret anlaşması imzalamaya kararlı olduklarının işaretini verdi. ABD’nin Asya’ya “geri döndüğü” yönündeki bir çok boş iddiadan sonra, bu anlaşma ilk gerçek kanıt olacak. Eğer Kongre anlaşmayı kabul etmeye ikna edilebilirse, Obama yönetiminin Çin’i Asya politikasının merkezine oturtma hatası da telafi edilebilecek.

 

GÜRCİSTAN ANLAŞMAZLIĞI

Son olarak, ABD yönetiminin en zayıf olduğu alan konusunda bir kaymanın işareti görüldü. Geçen haftaki mutlu konuşmaların ve yenen hamburgerlerin arasında, ABD Rusya’yla Gürcistan konusunda bir anlaşmazlık yaşandığının net mesajını verdi. “İlişkileri Sıfırlama Dosyası”nda yer alan konuyla ilgili maddede Abhazya ve Güney Osetya için “işgal” kelimesinin kullanılmış olması Washington’ın meseleyi halının altına süpürmediğini gösterdi.

 

Obama yönetiminin dış politikası ve savunma politikasıyla ilgili daha eleştirilecek şeyler yok mu? Gelecekte olacak. Ama Haziran bu açıdan iyi bir ay oldu. Şimdilik Beyaz Saray tebriği hak ediyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle