GeriGündem Nilgün Marmara kimdir? Nilgün Marmara'nın şiirlerinden derlemeler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nilgün Marmara kimdir? Nilgün Marmara'nın şiirlerinden derlemeler

Nilgün Marmara kimdir? Nilgün Marmara'nın şiirlerinden derlemeler

Bugün, Türk edebiyatının melankolik prensesi Nilgün Marmara’nın doğum günü. Sylvia Plath'in ülkemizdeki bir yansıması olan Nilgün Marmara, 29 yaşında kendini beşinci kattaki evinin penceresinden aşağı bırakarak hayatını sonlandırmıştı. İşte, ‘iki adımlık yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben’ ve nice dizesiyle ismini duyurmaya devam eden Nilgün Marmara’nın şiirlerinden derlemeler.

Nilgün Marmara, Balkan göçmeni olan bir ailenin iki kızından biri olarak, 13 Şubat 1958 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Fikri Marmara, muhasebe müdürüydü. Babası, Bulgaristan’ın Plevne şehrinden, annesiyse Vidin'den İstanbul'a göç etmişlerdir.

Liseyi Kadıköy Maarif Koleji'nde okudu. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden başladı ancak siyasi sebeplerle burada devam edemeyip tekrar sınava girdi ve Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Okulu, Sylvia Plath’in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi tezi ile 1985'te bitirdi. Mezun olduktan sonra Marmaris'te bir tatil köyünde çalışmaya başladı. Farklı şirketlerde sekreterlik, Mısır Konsolosluğunda memurluklarda bulunsa da iş hayatı çok uzun süreli olmadı.

1982’de, arkadaş ortamında tanıştığı endüstri mühendisi Kağan Önal ile evlendi. Eşinin işi dolayısıyla 16 ay Libya’da yaşadılar.

13 Ekim 1987'de 29 yaşındayken kaldığı evin balkonundan atlayarak intihar etti.

NİLGÜN MARMARA ŞİİRLERİ

“niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarına kuş konmasına?
öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.”

“çok yalnızım, mutsuzum
göründüğüm gibi değilim aslında
karanlıklarda kaybolmuşum
...bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır
aradıkça batıyorum karanlık kuyulara
kimse duymuyor çığlıklarımı”

“Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine
bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum.
Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri”

“Bir yaz gecesi dinginliğini özlüyorum, bana hiçbir gıcığı olmayacak bir yaz gecesini... Ve her gün "gitmek mi zor kalmak mı zor" teranesini yinelemek tüm tinsel ve maddi dengemi bozuyor. Midelerim, gözlerim, başlarım, yüreklerim ağrıyor...”

“Böyle düşüş görmemiştim ölgün ve kırık çakılmış
kalmıştım / gelecek zamanlı düşler çatıyordum
kapladığım şuncacık yerde; / bu ölçümsüz gökyüzünde…”

“Tutuyorum sevi çanını ellerimde,
Vurgusu ben'e dönük, yankısı çocukluğa.
Kendi ışıltısı deviniyor kendinde”
“Sorma! Ya bir gölge oluşmaz mı hiç,
hep ışık var mı olur camdan yüreğine
akan duru, düzensiz kararlılık için?”

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle