GeriGündem Neo-haşhaşilere izin vermemeliyiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Neo-haşhaşilere izin vermemeliyiz

Neo-haşhaşilere izin vermemeliyiz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Modern Hasan Sabbah’ların sapık ve sapkın din anlayışlarıyla evlatlarımızı efsunlamasına, neo-haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz. Alanı boş bırakmayacağız” dedi. Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen Türkiye Diyanet Vakfı’nın Uluslararası 4. İyilik Ödülleri töreninde şunları söyledi:

“Şimdi birilerinin son zamanlarda söyledikleri birçok şeyler var. Ben yine tekrar ediyorum. Eğer bu hadisi şerifler Kuran-ı Kerim’in hükümlerine aynen uyuyorsa bizim için sarihtir ve biz ona uyarız, kim ne derse desin. Hem dinimize yönelik saldırıların hem de İslam’a ve Müslümanlara olan ilginin arttığı bir dönemde hocalarımızın irşat vazifelerini ifa ederken ve İslam’ı anlatırken çok daha dikkatli olmaları gerekiyor.

İKİ ÖRGÜT TRUVA ATI

Atalarımız ne kadar güzel söylemiş ‘doğru yerinden kalkıncaya kadar yalan dünyayı dolanır gelir.’ Öyleyse alanı boş bırakmayacağız. Az önce müftülerimizle bir sohbetimiz oldu. O sohbette de söyledim, tüm Diyanet camiamızın başta Din İşleri Yüksek Kurulumuz olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki mensuplarıyla alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar. Özellikle iletişim araçlarının bu derece ilerlediği, internetin, sosyal medyanın, cep telefonunun hayatımızın her anına girdiği bir dönemde menfi haber, yorum ve ifadeler çok daha hızlı yayılır. Soran ile sorulan arasında kalması gereken beyanlar, bir anda milyonlarca insana mal olabiliyor. İşte ilgili ilgisiz birçok kişi bunları maksadı aşacak şekilde Müslümanları ve İslam dinini karalamak için kullanabiliyor.
Birileri bizi ısrarla FETÖ, DEAŞ, Boko Haram’ın temsil ettiği bu sapık din anlayışlarına mahkûm etmeye çalışıyorlar. Sahici İslam düşüncesi yerine ehlileştirdikleri, özünden ve ruhundan kopardıkları, işlerine gelince de rahatça kullanabildikleri bu yapıları, bize adeta dayatıyorlar. Batılıların jargonuyla söyleyecek olursak DEAŞ ve FETÖ eski Roma’nın sembollerinden Janus’un biri doğuya diğeri batıya bakan iki yüzü gibidir. Bu iki örgüt, Müslümanların arasına sokulmuş içine de fitne gizlenmiş Truva atıdır. Her ikisinin de amacı iman ve itikadımızı zehirlemektir.

DİN EĞİTİMi

İslam ümmeti olarak artık şunu görmemiz gerekiyor. Birileri bizi kendi dinimizin kavramlarıyla, kendi dinimize mensup gözüken kadrolarla vurmaya çalışıyor. Mesele beyaz pirincin içindeki beyaz taşı bulup çıkarmaktır. Müslüman bir kez ısırıldığı delikten bir daha asla ısırılmamalıdır. Özellikle gençlerimizin elimizden kopartılıp alınmasına, üç beş şarlatanın elinden mankurtlaşmasına asla müsaade etmemeliyiz. Unutmayın modern Hasan Sabbah’ların sapık ve sapkın din anlayışlarıyla evlatlarımızı efsunlamasına, neo-haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz. Bunun için din eğitimine çok büyük önem vermeliyiz.”

SURİYE’NİN KUZEYİNİ TEMİZLEYECEĞİZ

“Afrin’de sivilleri canlı kalkan olarak kullanan, kurduğu tuzaklarla çocukları katleden terör örgütünün makyajı tel tel dökülüyor. İnsanlıktan, adalet ve merhametten taviz vermeden, hakkımızda yürütülen kara propagandaya aldırmadan Afrin’i, Münbiç’i (Menbiç) ve Suriye’nin kuzeyini bu katil sürülerinden tamamen temizleyeceğiz. Tüm bu toprakları Suriyeli kardeşlerimizin emniyet ve huzur içinde yurtlarına dönebilecekleri eman bölgeleri haline getireceğiz. Bize kalkıp akıl veriyorlar. Diyorlar ki ‘Sivil insanlar ölüyor.’ Bilerek konuşun, bilmeden konuşmayın. Biz sivil insanları hiçbir zaman hedef almadık. Eğer sivilleri hedef alsaydık Afrin çoktan düşmüştü.”

Neo-haşhaşilere izin vermemeliyiz

VEFA ÖDÜLÜ TSK’YA VERİLDİ

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, TSK’ya verilen Vefa Ödülü’nü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldıktan sonra şunları söyledi: “Ülkemizin birliği ve bütünlüğü, milletimizin güvenliği ve bekası için gerektiğinde canını feda etmekten çekinmeyen TSK mensupları, ‘ölürsem şehit, kalırsam gazi’ anlayışı içinde verilen tüm görevleri yedi iklim, üç kıtaya barış, adalet, huzur götüren atalarımıza yaraşır bir şeklide yapma azim ve kararlılığındadır. Bu ödülü her zaman minnetle, rahmetle anacağımız aziz şehitlerimiz, gazilerimiz ve değerli aileleriyle, başta Afrin olmak üzere egemen ve bağımsız kararlarımız doğrultusunda ülkemizin güvenliği, bölgenin barış ve istikrarı için karada, denizde, havada büyük kahramanlık ve fedakarlıklarla görev yapmakta olan silah arkadaşlarım adına alıyorum. Bu ödülün Peygamber Ocağı olarak da bilinen TSK’ya verilmesinden dolayı, bu kararlarından dolayı Sayın Diyanet İşleri Başkanı’na ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na teşekkür ediyorum.”

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle