GeriGündem Mutlululuğu barda yakalayan barda camide yakalayan camide yakalasın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mutlululuğu barda yakalayan barda camide yakalayan camide yakalasın

TBMM'deki 23 Nisan törenlerini izlerken fotomuhabiri arkadaşı Murat Şahin ona dönüp ‘‘Şu koltuklara otur da milletvekiliymişsin gibi bir fotoğrafını çekeyim‘‘ dediğinde yanıtı ‘‘Haketmeden olmaz. İnşallah bir gün o da olur.‘‘ demişti.

Oldu, Suat Kılıç 30 yaşında çocukluk hayalini gerçekleştirdi ve cumhuriyet tarihinin en genç milletvekili olarak parlamentoya girdi. Şimdi uzun yıllar gazeteci olarak izlediği iktidar partisi AKP'den meclis Başkanlık Divanı üyesi olarak görev yapıyor.

Tayyip Bey'le tanışmanız nasıl oldu?

- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yken, İstanbul'a gidiş gelişlerim sırasında tanıştık. Hitap tarzı abi olan bir ilişkimiz vardı. Aynı zamanda büyük oğlu Ahmet Burak'la yakın tanışıklığımız var. Aile dostu da diyebiliriz.

AKP grubunu nasıl görüyorsunuz?

- AKP hiç bir şekilde sadece aynı kalıptaki insanlar topluluğu olarak görülemez. AKP'de Türkiye'de temsil edilen neredeyse bütün görüşler, eğilimler, hassasiyetler, renkler var.

AKP'li bakanların zevkleri araştırıldı. Kimse çıkıp ben akşamları oturur rakı içerim demiyor.

- Doğrusu şu ana kadar ben de bunu duymadım ama AKP grubundaki herhangi bir milletvekilinin alkol alıyor olması yadırganmaz. O arkadaşımız, grupta soyutlanma gibi bir tavırla asla karşı karşıya kalmaz. AKP'nin gündeminde giyim kuşam, özel tercihler, alkol tüketimiyle ilgili herhangi bir kıstas, kriter asla sözkonusu değil. Mutluluğu barda yakalayan varsa, barda yakalasın, sahilde yakalayan varsa sahilde yakalasın, camide yakalayan varsa camide yakalasın. Din bile insanın mutluluğu için bir araçtır. Din amaç değildir.

AKP grubunda oruç tutmayan bir milletvekili olabilir mi?

- Var mı bilmiyorum, sormadım, ilgilenmedim ama olabilir. Asla yadırgamaya neden olmaz. Müslümanlığı ya da İslamiyeti hiç bir partinin dar kalıbı içine sığdıramazsınız, bu Türkiye'ye verilebilecek en büyük zarar olur.

Sanıyorum AKP, RP'den farklı olarak merkezde kalmanın önemli olduğunu farketti. Doğru mu?

- Türkiye'yi artık cumhuriyetin temel değerlerini ve laik demokrasiyi tartışmayan, sağlam bir zemine oturtmak gerekli. Artık özgürlüklerin sınırlarının dar olmasından kaynaklanan yakınmaları kaygıları, şikayetleri ortadan kaldıracak geniş bir özgürlük perspektifini insanımıza sunmak zorundayız. Bunları yaptığımız andan itibaren Türkiye artık hepimizin özümsediği, benimsediği laiklik kavramını tartışmayı da bir tarafa bırakacak. Herkes bilecek ki bu ülke laik demokrasiye bağlı, anayasal düzene tam uyum sağlayan, parlamenter demokrasiyi güçlendirip ayağa kaldırmayı amaçlayan, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalmakla yetinmek yerine onları çağın gerekleriyle olması gereken noktaya taşıma hedefini kendine görev sayan bir siyaset anlayışıyla yönetilmek zorunda. Ve AKP bu vizyonu sunuyor.

Erbakan döneminde dini mesajlar çok öne çıkarıyordu. AKP bunları giderebilecek mi?

- İslam dinini artık siyasetin sahasından çıkartmak lazım. Ve AKP bu noktada hem gerekleri yerine getirme, hem de üzerine düşen sorumluluğu almak noktasında önemli adımlar attı. Bundan sonra olması gereken şudur: Siyaset artık islam dinini ve islam dininin gereklerini tartışmasın. Siyaset İslam dininden elini çeksin diyorum ve AKP bu noktada kendi üzerine düşeni yaptı. İslam dininde ve din eksenli tartışmalardan tamamen kendini soyutladı, uzaklaştırdı.

Siyasetçi olarak gazeteci nasıl gözüküyor?

- Eleştirilen değil de eleştiren konumunda olmanın verdiği bir güç var gazetecilerde. Gazeteciyken bunu çok fazla fark edemediğimi düşünüyorum. Bir fotoğraf makinesiyle bir kamera vizörünün tahmin ettiğimden çok daha güçlü iki aygıt olduğunu da yine siyasete girdikten sonra farkettim.

EN ÇOK AHMET ALTAN VE ORHAN PAMUK OKUYOR

Romanlarını mutlaka okuduğum Ahmet Altan, Orhan Pamuk. Tabi Ahmet Altan'ın eserlerinde en fazla tartışılan şey, romanlarında kadının statüsüyle ilgili yarattığı tartışmalar. Kadının statüsünü belki de en fazla irdeleyen yazarlardan biri Ahmet Altan. Ama Ahmet Altan'ın farklı bir gözle okunabilmesi halinde çok ciddi bir felsefi derinliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Söz gelimi İsyan Günlerinde Aşk bana göre bir başyapıt. Ve içerisinde çok ciddi çok önemli felsefi mesajlar olduğuna ve yine ruh analizlerini çok dikkatli okuyanlar için çok ciddi önem içerdiğine inanıyorum.

İZLEDİĞİ PARTİDEN MİLLETVEKİLİ

3 Kasım seçimleri, Türkiye'ye tek parti iktidarını getirirken, bir ilke de imza atarak parlamentoya Cumhuriyet tarihinin en genç milletvekilini soktu. 30 yaşındaki AKP Samsun Milletvekili Suat Kılıç, 1972'de Samsun'da doğdu, okumaya köy ilkokulunda başladı. Babası inşaat mühendisi olmasını istedi, o ise pilot olmak için Hava Harp Okulu'na başvurdu. Ancak gözleri bozuk olduğu için sınavlara giremedi. İkinci hayali olan siyasete yöneldi.

Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girmeyi düşündü ama tarih öğretmeni Süleyman Bey, müdahale ederek tercihini değiştirtti. İlk sıraya hukuk fakültesi yerleşti. Hedefi siyasetti ama okulun son sınıfında kariyeri sürpriz bir şekilde gazeteciliğe doğru yol aldı.

Dünya Radyo'da gençlerin sunduğu bir programıda görev yaptı. Üç program sonra sürekli çalışma teklifi aldığında yıl 1994'dü. Programda, önce günlük gazeteleri okuyor, sonra da siyasetçileri konuk ediyordu. İlk konuğu zamanın ANAP Genel Başkan Yardımcısı Eyüp Aşık'tı. Programda heyecandan bir sürahi su içti. Radyo programcılığı iki yıl sürdü.

Bir sabah, İstanbul'dan Ankara'ya doğru gelen Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Zekeriya Karaman yolda Kılıç'ın programını dinledi, aynı gün Meclis'te karşılaşınca televizyonda çalışma teklifi yaptı. Böylece Kılıç'ın önünde ekran yolu açıldı. Ekrandaki ilk konuğu, rehin alınan Türk askerleriyle ilgili görüşmeler yapan RP Van Milletvekili Fettullah Erbaş'tı. Kanal 7'deki ikinci yılının sonunda NTV'ye transfer oldu. İki yıl Mirgün Cabas ve Banu Güven'in sunduğu 24 Saat haber programının Ankara ayağını hazırladı. 1999'da sabah programı sunucusu olarak Kanal D'ye geçti. Ancak program formatında yaşanan değişiklik onun kariyerini de Meclis koridorlarına taşıdı. Parlamento muhabiri olarak Kanal D'nin Meclis bürosunda çalışmaya başladı. Kanal D adına FP'yi, partinin kapatılıp ikiye bölünmesinin ardından da ağırlıklı olarak AKP'yi izlemeye başladı.

Lise yıllarından beri hayali olan siyaset yolu ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Türkiye'yi seçim atmosferine soktuğu basın toplantısıyla açıldı. Gazeteci olarak izlediği bu toplantıda Bahçeli'ye ısrarla ‘‘3 Kasım'da ortaklarınız seçime evet demezlerse bu hükümeti yıkmaya kesin kararlı mısınız? Sözlerinizden bunu anlıyorum’’ diye sordu. Cevabını da aldı: ‘‘En güzel şekliyle anlamışsın, daha niye soruyorsun?’’

İşte o zaman milletvekilliğine aday olmayı aklına koydu. AKP'den ilk olarak Abdullah Gül'e gitti, aldığı desteğin ardından Abdüllatif Şener, Abdulkadir Aksu ve Bülent Arınç'la görüştü. Hepsi adaylığını destekleyince Genel Başkan Tayyip Erdoğan'a gitti. Erdoğan ‘‘Tek soru soracağım’’ dedi, ‘‘Neden?’’ Tek cümleyle gençliğini siyasete yansıtmak istediğini söyledi. Erdoğan tebüssüm ederek fikrini söyledi: ‘‘Hayırlı olsun, git aday ol.’’

İşyeri Kanal D'ye dönünce üç yakın arkadaşı, Metin Kayıhan, Kerem Kırçuval ve Zeki Saral ardından da Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'yla konuştu, kararını anlattı. Samsun'da girdiği ön seçimden dördüncü sırada çıktı ancak Genel Merkez'in YSK'ya verdiği listede altıncı sıradaydı. Listeler açıklandıktan hemen sonraki gün, Erdoğan'la başbaşa görüştü. Erdoğan, ‘‘Samsun dokuz milletvekili çıkarıyor, altıncı sırada seçilememe kaygın olabilir ama bak göreceksin pek çok parti barajı aşamayacak ve sen altıncı sıradan çok rahat geleceksin’’ dedi.

Genel Başkan Erdoğan'ın tahminleri gerçekleşti ve AKP Samsun'dan yedi milletvekili çıkardı. Seçim sonuçları kesinleştikten sonra TBMM'nin açılış toplantısında en genç üye olarak geçici Başkanlık Divanı'nda yer aldı. Parti grubunda yapılan seçimlerde, bu sefer kalıcı olarak Başkanlık Divanı'na seçildi.

Kılıç, Türkiye'nin dış politikası ve Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği konulu bir kitap yazıyor. Ayrıca ‘‘Medyanın Hukuku’’ konulu avukatlık tezini de kitaplaştırmayı düşünüyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle